14 Nisan 2015 Salı

en değerlisine..

Zaman mekanla, mekan da “big bang”le başlamıştır büyük patlama düşüncesine göre. Zaman, en değerlimiz, mekanla yani ortamla ve o ortamı oluşturan büyük patlamayla (big bang) var olan mucizevi bir armağandır. Evet evet, tam olarak mucizevi bir armağandır zaman. Ne kadar uğraşsak hakkıyla değerini bilemediğimiz, hep daha fazlasına layık olan bir kıymete sahiptir. Ve hep geçip gittikten sonra gerçek değeri anlaşılır nedense.

Tıpkı güzel insanlar gibi. Hayatımızda en değerlilerimiz gibi. Anne, baba, eş, arkadaş ve dostlarımız, değerli olan sevdiklerimiz. Doğum örneğin, bizi aile ortamını hazırlayan ve orada en değerlimiz olacak anne olgusunu ortaya çıkaran büyük bir mucizedir. Anne kadar değerli bir armağan aile gibi bir mekan ve doğum gibi bir big bang’e gereksinim duymaktadır.

Benzer şekilde lise ve üniversitelerde kurulan eşsiz dostluklar hep birer armağan olarak değerlendirilebilir. Lise ve üniversite bir mekan olurken giriş sınavları birer big bang olarak düşünülebilir büyük patlama düşüncesi bağlamında. Veya hayatımızı değiştiren, daha anlamlı yaşamamızı sağlayan büyük insanlar, mucizevi tanışmalar, iyi ki bulmuşumlar vardır bir insan hayatında; işte onlar da birer armağan olarak düşünülebilir.

Düşünülebilir derken iyi düşünülmelidir. Öyle çok da sık sık big bang olmaz hayatta. İnsan iyi düşünüp değerlilik değerlendirmesini doğru yapmalıdır. Zaten bir insan ömrünün süresi düşünüldüğünde bu değerlendirmenin önemi apaçık kendini hissettirecektir. Önceliklerimizi fark edemediğimiz için başkalarının önemlileriyle oradan oraya savrulmalarımız öğretici gibi gözükseler de daha etkili öğrenmeler ve daha iyi tercihlerden vazgeçişler taşırlar özünde.

Evet, düşünmeli insan. Kendini ve çevresini daha etkili anlama anlamlandırma için. Big bang’lerini mucizelerini ve armağanlarını ayırt edebilmek için. Ayırt edip kıymet bilmek için. Çünkü her big bang bir başlangıç bir canlılıktır. Ve termodinamik der ki her başlangıç entropiye doğru gitmektedir. Yani yaşayan her şey yaşlanır.

Şair, “sevgiler de bakım istiyor öğrenemedik gitti” derken, armağanına dikkat et, kıymet bil, ilgi göster ve koru onu demektedir..

Kaos teorisindeki öngörülemezlik ve kuantum düşüncesindeki belirsizlik yaşayan her şey bağlamında daha hassas ve dikkatli olunması, düşünülmesi gerekliliğini vurgulamaktadırlar. Kelebek etkisi de bu bağlamda oldukça destekleyicidir. “bir yerlerde küçük bir tebessüm başka bir yerde kocaman bir mutluluk oluşturabilir”. Önermenin tersi de olasıdır: Küçük bir önemsememe, yüz asma kocaman bir mutsuzluk vs..

Aşk da yaşayan bir olgudur. Sabahattin Ali’nin ifadesiyle “gerçek yaşamak”tır, bırakın yaşayan oluşunu.. Bir big bang’i vardır her aşkın, bir de mekanı. Ve aşk bir armağandır her iki kişi bağlamında, mucizevi bir armağan. Değerli olması gerekirken, küçük insanların düşüncesizliğine kurban edilerek, tıpkı zaman gibi kıymeti gidince anlaşılan bir armağan.


Özünde şöyle ki, en değerlimizi doğru belirleme ve entropiye giden bu süreçte onunla değerlenmiş zaten en değerli olan zamanlar biriktirme ve yıllar sonra dönüp baktığında keşkelerin az olduğu bir yaşam için büyük patlama düşüncesiyle hayatımızı gözden geçirme bağlamında küçük bir metafor yapılmıştır. En değerlimiz olan zamanı en değerlilerimize ayırmak ve daha az kırmak ve kırılmak için.

Gülünden sorumlu olmayı öğrenirken Küçük Prens, "gülümü benim için bu kadar önemli kılan, ona harcadığım zaman" diyerek demiştir aslında denmesi gerekeni..


6 Nisan 2015 Pazartesi

Yaşamak Birikimi..

Güzel bir nisan, pazar sabahı. Kusursuz bir sessizlik ve kitaplığımın karşısına dikilmiş en sevdiklerimle bakışıyoruz. Her biri ayrı ayrı sevdiğim. Her birinde bambaşka yaşanmışlıklar. Her birinde duygulanmalar, dalıp gitmeler, hey gidiler… Biri örneğin, Yedinci Gün! Elime alıp şöyle bir karıştırıyorum, karışıyorum karmakarışık oluyorum aslında. Okunmuş, altı çizilmiş, bir yığın hatıra gizlenmiş satırlara ilişiyor gözlerim. Mutluluk ve hüzün karışımı hasret aromalı biraz da iyi ki okumuşumlar arasında her altı çizili satırda ayrı bir yerlere giderken, bir satıra ilişiyor gözlerim:

“Aşk hakikiyse eğer masallar da hakikidir”

Masallara inanma isteğim o zamanlarda da varmış demek... Dalıp gidiyorum satırlar arasında.  O zamanı, şimdiyi, yarını ve tüm yaşamı düşünüyorum. Okumak diyorum sonra, altını çizmek yaşanmışlıkların, notlar almak kenarlarına, kendinden bir şeyler aktarmak sayfalara, biriktirmek, çoğaltmak okuduklarını ve çoğalmak onlarla her seferinde.. ve gün gelip karıştırınca yeniden her bir yerinde ayrı anlamlarla o zamanı yeniden yaşayabilmek, bütün karmaşıklığına rağmen sana ait yaşanmışlıklarla geçmiş günleri yani seni sen yapan dünkü seni yad edebilmek.

Kapatıp yerine koyarken, bir diğerine daha varmıyor ellerim. Saate bakıyorum zaten bir hayli olmuş. Daha fazlasına ne zaman ne de dayanacak olan var. Hatıraların, yaşanmışlıkların tüm güzelliği, yoruculuğu ve  kalp ağrısı oluşunu bastıramıyor demek.. Camus'nun da dediği gibi "yüreğin bir belleği vardır.." ve insan yaşanmışlıkların her ayrıntısını bu bellek sayesinde tüm duygu yoğunluğuyla hatırlayabilir.

Biraz daha karşısında durup seyrederken sevdiklerimi, iyi ki diyorum içimden iyi ki sizleri tanımışım. Ne mutlu bana ki sizlerle zenginleştirdiğim hatıralar biriktirmişim. Sevdiklerimi sizlerle tanıştırmış ve sevdiklerim tavsiyesiyle bazılarınızla tanışmış; sizlerle örülü sevgi ağları oluşturmuşum. Her ne kadar çok seviyor olsam da daha çok sevdiklerime bazılarınızı emanet etmişim ve bazılarınız bende sevdiklerimin emaneti.

Düşünüyorum da, masallara inanma güç ve motivasyonunu sizlerden alıyorum ben. Masallar hakikatse eğer sizler bunun en önemli öğreticisisiniz. Herkes sizinle tanışabilse ve anlatabilsek sizlerde yaşanan gerçek, saf ve inanılası masalları. Ve güzel bir yaşamak biriktirsek geleceğe..

“Şu dünyada insanca yaşamak da yoksa ne kalıyor geriye yüzyıllardan..” diyen şair saflığı ve samimiyetiyle..


Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...