Geçtiğimiz günlerde hep
birlikte şahit olduk ki, eski düşünce yapısı kaybetmeye mahkumdur. Düne ait ne
varsa değişmektedir. Gün yeni şeyler söyleme günüdür artık. Zamanın ruhunu
doğru anlayarak, yaratıcılık ve kalite merkezli inovasyon üretmek başarının
anahtarı olmuştur. Hepimize düşen ise bu anahtarı kendi bağlamımıza taşımaktır.
Ülkemiz bağlamında esefle
şahit olduğumuz bir darbe girişimi ve darbeye karşı tarihi duruş burada önemli
bir örnektir. Hep birlikte gördük ki, darbe ne kadar eski düşünce yapısı
özellikleri taşıyorsa, darbeye karşı sergilenen milli duruş o kadar zamanın
ruhunu taşıyordu. Ve sonuç eskiyi temsil eden darbeciler kaybederken inovasyonu
temsil eden millet kazandı. Darbeciler hep yaptıklarını yaparken Cumhurbaşkanımız
liderliğindeki millet bambaşka bir şey yaptı. İşte bu tam manasıyla bir
inovasyon örneğiydi.
Alışılagelen, eski
düşünceye uygun olan, insanların darbecilerin emirlerine boyun eğerek
evlerinden dışarı çıkmamasıydı. Eski düşünce bunu söylüyordu. Zamanın ruhu ve
inovasyon ise tam tersini. Ve millet Cumhurbaşkanının davetiyle koşarak
sokakları doldurdu. Olabilecek tüm riskleri göze alarak yaptı bunu. Çünkü
zamanın ruhunun, inovasyonun, cezbediciliği vardı bu davetin özünde.
Benzer bir davet örneği
olarak Pokemon Go oyunundan bahsedilebilir. Oyunu geliştiren şirket zamanın
ruhunu doğru okuma ve inovasyon ile tüm dünyada bir cazibe yaratmış durumda.
Pokemon Go, temel felsefesinde yer alan meydanlara davet ile alışılagelen sanal
oyunlardan ayrılıyor. Ve dünyada milyonlarca insan, Pokemon Go ile meydanları
dolduruyor. Eski düşünce yapısına sahip oyunlar ise zamanın ruhuna uygun
olmadıkları için benzer ilgiyi göremiyorlar.
Eğitim yönetimi
bağlamında iki çift söz etmek gerekiyor tam da burada. Bildiğimiz gibi eğitim
kurumlarımızın birçoğu öğrencileri sınıflara hapsederken mevcut sınav
sisteminin yapısından dolayı da evlerinde, ofislerinde ve dershanelerde
hapsolma devam ediyor. Eski düşünce ürünü bu anlayış zamanın ruhuna ve
inovasyona uzaktan yakında ilgili gözükmüyor. Zaman, mekan ve yaş kısıtı
olmaksızın öğrenme ve gelişme fırsatları sunan inovatif sistemler insanları
daha fazla cezbedecektir diye düşünüyorum.
Son yıllarda hızlı bir
artış gösteren uzaktan eğitim uygulamaları bu konuda önemli kanıtlar
taşımaktadır. Bir yandan uzaktan eğitimle diploma veren açıköğretim fakülteleri
çoğalırken diğer yandan da örgün öğretim veren fakültelerde bazı temel
derslerin uzaktan eğitimle verilmesi söz konusudur. Bu şekilde öğrencilere daha
fazla zaman kalmaktadır. Bu yeni anlayış yeni öğrencilere de gereksinim
duyacaktır kuşkusuz. Bu yeni öğrenciler başka bir yazının konusu olabilir.
Öğrencilerini hayata
davet eden, meydanları, sokakları ve kitle iletişim araçlarını birer öğrenme
fırsatına dönüştüren, sanal ile gerçeği bütünleştiren inovasyon merkezli bir
eğitim, neden olmasın ki?

