30 Ekim 2017 Pazartesi

MUTLU OKUL - HAPPY SCHOOL

Bir zamanlar yazıyordum bu konuyu. İşte şimdi uygulama zamanı. Tüm bileşenleriyle mutlu olan bir okul hayali. Dün hayaldi, şimdi gerçek olma aşamasında.

Öğrencisi mutlu.


Öğretmeni mutlu.


Lideri ve yöneticileri mutlu.


Ve tüm bunların bütününde mutlu bir okul. Hadi hayırlısı..!

________________________________________________



Bir okulu mutlu yapan nedir? Bu yazı bu konuyu tartışmak için kaleme alındı. Amacımız çabamız mutlu okul olmak. Peki neden mutluluk? Çünkü mutluluk,

“Yaşamın da eğitimin de çok temel bir amacıdır. Aynı zamanda mutluluk, yapılan her şeyi ölçüsüne vurabileceğimiz bir mihenk taşı olarak tanımlanabilir.” (Noddings, 2006,11).

Evet, mutluluk bir okulum temel amaçlarındandır. Çünkü mutluluk bir ölçü birimidir. Başarımızın ölçüsü, performansımızın ölçüsü mutluluğumuzun ölçüsüyle değerlendirilebilir. Bir işte ne kadar mutluluk varsa o kadar başarı vardır. Tabi eğer bu mutluluk bilimsel ölçülere dayanıyorsa. Sadece öznel değil nesnel değerlendirmeler mutluluğa işaret ediyorsa.

Peki bir okul nasıl mutlu olur?

Kısa ve net, bir okul bütün bileşenlerinin mutluluğunun ortalamasıdır.

Peki bir okulun bileşenleri nelerdir?

Birçok bileşeni olmakla birlikte bir okulun en temel 3 bileşeni vardır.

1.       Lider

2.       Çalışanlar

3.       Öğrenci

İşte bu üç bileşeni aynı anda mutlu ise okul amaçlarını gerçekleştiriyor demektir. Ve biz bu okula mutlu okul diyebiliriz. Değilse adını “mutlu okul” koyarak bir okul mutlu olamaz. Öyle olsaydı ismi her “Mustafa Kemal” olanın ATATÜRK olması gerekirdi. Ama O eşsizdir ve bir tanedir.

Peki nasıl bu bileşenlerin aynı anda mutlu olma ihtimalleri ne kadar?

Evet çok güzel bir soru. Pratikte tüm bileşenlerin aynı anda mutlu olması çok zor. Çünkü tüm bu bileşenler “İNSAN”. Bu kadar insanı aynı anda mutlu etmek tahmin edilebileceği gibi çok zor. İşte bu nedenle mutlu okul, vizyon olabilecek bir kavram. Artık ne kadar ulaşılabilirse.

Ve şu da önemli bir ayrıntı. Buradaki mutluluk uzun dönemli bir anlama sahip. Günlük geçip giden istisna mutsuzluklar kuşkusuz olacaktır. Mesele bütünde mutlu olunması. Okula severek gelen öğrenciler, çalışanlar ve hedeflere ulaşıldığı için mutlu olan bir lider.

Hedefe ulaşma burada kısmı önemle vurgulanmalı. Çünkü  hedefe ulaşmadan mutluluk akılla izah edilemez.

Küçük Prens ve Prens (Hükümdar)

Bazı toplumlarda (bireylerde) iki uç arasında gidip gelmeler görülür. Denge oturmamıştır henüz. Senteze varılamamıştır. Bir dönem Küçük Prens saflığında geçerken sonraki dönem Prens uyanıklığında geçer. Burada tez Küçük Prens iken antitez olarak Prens çıkar karşımıza. Çoğu örnekte ne yazıktır ki, senteze ulaşılamadan ömür tükenir gider.

Küçük Prens de Prens de özünde kötü değildir. Yerine göre bu örnekler, bu bakış açıları hayatın her döneminde kullanılabilir. Kötü olan sürekli aynı bakış açısını kullanarak bir uçtan bir uca savrulmalardır. Değilse her iki kitabın anlattıklarında bir sorun yoktur. Burada iş okumaların yaşamlarla zenginleştirilerek senteze ulaşma sürecinin zararsız atlatılmasıdır.

Sentez de sürekli geliştirilmeli ve zamana ayak uydurulmalıdır. Aksi takdirde çok iyi olan bir olgu bize zarar verebilirken çok kötü olgulardan fayda görmeler sözkonusu olacaktır. Bu durumda doğaldır ki, dengeden söz edilemez. Dengesiz bir hayatı da sanırım kimse istemez?

O halde yapacak ilk iş, bu iki kitabı ve diğer tüm kitaplar, insanları, zamanı ve deneyimleri özenle okumaktır. Tüm bu okumaları hayatla yeniden değerlendirerek sentezler üretmektir. Ve bu üretimler denge konusunda elimizden tutacaklardır. Aksi halde değişimin başımızı döndürmesi ve yürüdüğümüz yolda düşme riski her an karşımıza çıkabilir.

Hayata tek açıdan bakarak yürümemek gerektiği düştükten sonra öğrenilmemelidir. Düşmeden, ayaktayken öğrenebilmek için de sentezler değerlendirilmelidir. Denge, hayatın neşesi için hayati önemdedir. Ve bunu en iyi dengesini kaybedenler, düşenler bilir.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Ankara trafiğinde beklerken radyo


0.20 MHz Mutluluk

Bütün bir yorgunluğu küçücük tebessümlerle dağıtabilmek çoğu zaman mümkündür. Önemli olan yorulmamak değil, küçük tebessümler üretebilmektir. İşlerimiz zaten yorucudur. İlişkilerimiz de en az işlerimiz kadar. Ve diğer bir sürü şey, yorulmak için bahaneler saymakla bitmez nedense. Ve yaşamak saymaktan daha zordur. Belki de bu bahaneler sayıldıkça, yaşamak daha da zorlaşmaktadır.

O nedenle yorgunluklardansa tebessümleri saymak daha mantıklıdır. Biraz olumlu bakış geliştirerek sayısız mutluluk kaynağı bulunabilir. Evde, okulda, arabada ve her yerde, yorgunluklarla kıyaslandığında görece daha fazla mutluluklara ulaşılabilir. Sanırım burada asıl olan hayata bakış açısıdır. Kişilerin dünyayı ne taraftan ele aldıkları ve nasıl değerleme yaptıkları bu bağlamın belirleyicisidir.

Belki de mutluluğu ve yorgunluğu üreten kişilerin kendileridir.

Büyükşehirlerin trafik çilesinde henüz işe varmadan yorulmak da mümkündür, hayatın tüm yorgunluklarını atıp kişisel sorunlarından sıyrılarak işe gelebilmek de. Bir gün öncesinden bozuk olan veya daha o sabah bir şekilde bozulan morallerin ortalama bir saati bulan trafik süresince iyileştirilmesi için bir radyo frekansı yetebilmektedir. Ya da aynı radyo frekansı zaten bozuk olan moralleri daha da kötüleştirebilmektedir.

Müziğin türünden çok kişilerin türleri burada esas belirleyicidir. Kişiler bazen efkarlı bir müzikle mutlu olurken bazen de hareketli bir müzikle mutluluğa ulaşabilmektedir. Olay tamamen bireysel farklılıklar üzerinde şekillenmektedir. Benim için bakıldığında bazı durumlarda 106.90, bazı durumlarda ise 107.10 frekansı tercih edilebilmektedir. Aynı nağmeler bir gün çok beğenilirken başka bir gün tahammül dahi edilememektedir. Ama genel olarak bu iki frekans arası gidip gelmelerle tebessümlerim arasında yüksek düzeyde ve olumlu bir ilişki görülmektedir.

Bir başka ifade ile, 0.20 MHz ile mutlu olunabilmektedir.

Ankara trafiğine, ülke gündeminin ağırlığına, kişisel güçlüklerin zirvelerde gezmesine ve her yorgunluğa rağmen, tebessüm başlı başına bir isyandır. Ve bu isyan olması gereken tüm haklı gerekçelere sahiptir. Yaşamın doğası böyle haklı isyanları güçlü bir şekilde destekleyecektir. Ve tabi ki müzikler, önemli destekleyicidir. Çünkü müzik de doğamızdandır. Doğamızda olan her ne varsa mutluluk için değerlendirilmeli yorgunluklara yedirilmemelidir.

Hele de 0.20 MHz yetebiliyorken.

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...