20 Haziran 2018 Çarşamba

hatasız kul olmaz


Hatamla sev beni

Beşer şaşar demişler. İnsandır hata yapabilir. Bu gerçekten yola çıkılarak hatasıyla sevilir sevilen. Hatasız kul olmayacağına ilişkin inanış kültüre yerleşmiştir. Hatta hataları kabul etmek bir erdem olarak görülür. Beni hatamla kabul et sıklıkla başvurulan önemli bir deyim haline gelmiştir. Hal böyleyken hata ile kabul etme üzerine birkaç söz söylemek gerekir.

İlk olarak burada ifade edilen hatanın üzerini örtme değil hatanın varlığıdır. Hatayı yapan kişi öncelikle hatasını bilmektedir. Hatadan üzüntü duymaktadır. Hatanın özrü dilenmiş gereği yapılmıştır. Bir daha yapılmayacağına ilişkin teminat verilmiştir. Hatayı yapan ile hatanın arası bu netlikte belirtildikten, hatanın geçmişte kaldığı ve kişinin artık hatadan uzak olduğu açık olarak görüldükten sonra hata ile kabul edilebilir.

Hata ile kabul edilmek gözü kapalı kabul etme ile karıştırılmamalıdır. Böyle yapıldığı durumda daha büyük bir hata yapılmış hata yapanın hatası onaylanmış olabilir. Hata ile hatayı yapan kişi ayırt edilmediği durumlar ilk önce hatayı yapan kişiye sonra ise topluma yapılmış en büyük hatalardır. Bu durum yanlış tedavi uygulandığı için daha da büyüyen hastalıklara benzer.

Çevremizde karşılaştığımız patolojik vakaların temelinde yanlış tedavi uygulamalarının olduğu anlaşılmaktadır. Yakın çevresinde hata ile kabul edilen bireyler toplum için oldukça zararlı olabilmekte ve ancak zarar ortaya çıktıktan sonra tespit edilebilmektedir. Bu durumda ise ne yazık ki iş işten geçmiş olmaktadır.

Hata ile hatayı yapan arasına mesafe koymadan hata ile kabul edilme durumları, hatanın tekrarlanması veya daha büyük bir şekilde ortaya çıkmasına bir tür teşviktir. O nedenle sevdiklerinizi gerçekten seviyorsanız hata ile kabul etme durumunu bir kez daha düşünmekte yarar var. Aksi durumda ilk önce kendisine sonra yakın ve uzak çevresine ve nihayetinde tüm insanlara zarar verme durumu söz konusu olabileceği göz ardı edilmemelidir.




Öğrencilere ödev verilmeli mi, verilmemeli mi?


Ödev kültürü

Davranış bilimciler insan davranışlarını incelerken birçok kuram ortaya atmışlardır. Bunlardan bir tanesi de X ve Y kuramıdır. Bu kurama göre insanların bir kısmı ödev yapmak istemezken (X) bir kısmı da ödev sorumluluğuna sahip (Y) olarak ifade edilmiştir. Buna göre Y özellikleri gösteren bireylere ödev vermeseniz de kendi ödev ve sorumluluklarını bilip yerine getirecekleri; X özelliği gösteren bireylerde ise ödev verilmesi durumunda bile dış denetim olmadığı durumda ödev ve sorumlulukların yerine getirmeyecekleri öngörülmüştür.

Bu ve benzeri kuramların bilincinde olan uygulayıcılar ödev konusunda her iki özellikte de öğrencilerin olduğu bilinciyle hareket ederler. Hatta alfabenin harfleri sayısınca öğrenci özelliği çeşitlendiren tecrübeli öğretmenler de bulunmaktadır. Yine bir davranış bilimi kuramı olan Z kuramı da tüm bu öğrenci özelliklerini kültür paydasında eşitleme çabasındadır. Kısaca Z kuramına göre ödev konusunda farklı davranışları olan öğrencileri ortak bir kültür paydasında birleştirebiliriz. Sınıf olarak bir takım alışkanlıklarımız olur. Zaman içinde bu alışkanlıklar bütün sınıfça içselleştirilir.

Her akşam bir ders saati sesli kitap okuma alışkanlığı bunlardan bir tanesidir. Her gün son ders günün değerlendirmesini yapma, eksik kalınan yerlerin tespiti ve tekrar edilmesi bir fikir olabilir. Her akşam o gün öğrenilen konunun eve özgü bir alıştırma ek kaynağı üzerinden tekrar edilmesi önemli bir alışkanlık önerisidir. Özellikle hafta sonları için aile ile birlikte yapılabilecek basit ama eğlenceli projeler tasarlanabilir. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Burada amaç tüm öğrenci özellikleri için ortak bir kültür geliştirmektir.

Bu süreç doğal olarak bir hayli zordur. Kararlılık ve her koşulda sabır ister. Öğrenci özelliklerinin, çevrenin, velinin, öğretmenin, okul yönetiminin, sınıf mevcudunun ve daha bir sürü değişkenin etki ettiği ödev kültürü oluşturma sürecinin başarıyla tamamlanması bir bakıma mucizedir. Zaten gerçek öğretmenlik de mucizelerle ayırt edilebilmektedir. Eğitim olgusunun temel unsuru olan öğretmen, en temel unsuru olan öğrenci ile bu mucizeyi keşfetmelidir. İşte o zaman kimin ne dediğinin çok da bir önemi olmayacaktır.

Ödev bir kültürdür. Hayat her bireye ve topluma ödevler yüklemiştir. Hayatın doğasında olan ödevin aynı doğallık çerçevesinde okullarda deneyimlenmesi okulun önemli bir işlevidir. Okullar hayatın içinde hayata hazırlayan yaşantılar üretir. Hayatta karşılaşılacak olağan ödevleri başarabilmek için okullarda karşılaşılan ve başarılan makul ödevlere ihtiyaç vardır. Popülist bir anlayışla ödevi kaldırmak ne kadar yanlış ise ödevleri can sıkıcı hale getirmek de o kadar yanlıştır. Uçlarda savrulmak yerine ortak paydada buluşulabilir. Hayat X ve Y uçlarını bilmenin ötesinde bunları Z paydasında birleştirme sanatıdır.

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...