“İçine çekildiğim dünya dışımda bıraktığım dünyadan daha
gerçek” düşüncesiyle gerçeklikten kopmak..
Bir roman okurken, bir film izlerken ya da bir oyun
oynarken bir başka dünyanın içine çekiliriz. İsteyerek yaparız bunu ve çoğu
zaman da gerçek hayatın karmaşa, dram, stres, yorgunluk, ağırlık, kalabalık ve vesairesinden
kurtulmaktır hedefimiz. Bazen de istemeden de olsa dış etkenlerle sanal bir
gerçeklikle uğraşırken bir dünyanın içine çekiliriz. Gerçeklik ve sanallık arakesitinde
kalmış bu dünyalar bizi alıp götürür kendi gerçekliğine. Sonuç olarak biri gerçekten
gerçek diğeri de sanal gerçek olmak üzere iki gerçek olsa da ayırt etmek
zorlaşıyor.
İlerleyen teknoloji sanal gerçekliği daha da gerçeğe
yaklaştırırken bir yandan da gerçeği de hızla geliştirmektedir. Bir anlamda
gerçek de sanallaşmaktadır denilebilir. Dolayısıyla geleceğin bireyleri için
işlerin kolaylaştığı ile zorlaştığı söylemi birlikte gelişmektedir.
Son günlerde tanıklık ettiğimiz Pokemon Go’da sanalın
gerçekliği ile insansız hava araçlarındaki gerçeğin sanallığı aynı anda
gerçekleşmiştir. İki yönde gelişen teknoloji de desteklenmekte ve çok geniş bir
talep görmektedir. Talep arz dengesi ilerleyen zaman için öngörüleri
artırmaktadır. Geleceğe ilişkin birer ipucu olarak insansız arabalar ve işçisiz
fabrikalarla aynı anda gerçekmiş gibi sanal teknolojiler hayatımıza
girmektedir.
Dolayısıyla hayatlar bu süreçten etkilenmektedir. Bu
etkinin pozitif yönünü öne çıkarmada Robotik Okuryazarlık kavramı konuşulmaktadır.
Mekanik ve elektronik son teknoloji ürünleri ile insan arasında olumlu bir
etkileşim için bu okuryazarlık üzerinden bir çıkış yolu aranıyor. Sonuç olarak
kimse ilerlemeyi durdurmak istemeyeceğine göre bilinçlenmek ve pozitif kullanım
daha mantıklı. Tıpkı küreselleşme tartışmaları gibi.
İşin gerçeğine bakılırsa Robotik Okuryazarlık da Medya
Okuryazarlığı gibi sadece bir grubun çabasından öteye gitme şansına sahip
değil. Çünkü gücü elinde bulunduranlar her şeyi manipüle edebilme becerileri
ile bunun da hakkından gelirler. Yaptıkları yapacaklarının teminatı çünkü.
Dışarda bıraktığımız dünyayı o kadar istila ettiler ki,
içine çekildiğimiz dünyanın güzelliğini bile göremez olduk. Hatta içine
çekilecek dünya da bırakılmamış olabilir. Sonuç itibariyle o dünyayı da birileri
manipüle etme gücüne sahip. Çünkü kitaplar, televizyon, internet vb tüm medya
bileşenleri birilerinin ürünleri. Ve hepsi de akıllı olma yolunda. Ve insansızlaşma..
İnsanlara kalan ise sadece tüketmek ve seyirci olmak.
Akıllı cihazları üretenler böyle istiyor çünkü. Her şeyi akıllı yaparken ve
insansızlaştırırken, insanın aklına ne gerek olsun ki? O zaman ilk hedef insanın
aklından kurtulmak, düşüncesizleştirmek; bir başka ifade ile yok etmek. Düşünmeyi
yok edemediğine göre yön değiştirme yöntemine başvurabilirsin.
Düşünür ama sana bir zararı olmadan. Hatta ondan bile kar
elde edebilirsin. Selfie düşünme ile sadece kendini düşünen bireyler bu
bağlamda ele alınabilir. Teknolojik ilerlemelerin sadece iyi yönlerine
odaklanan, bundan bir şekilde karı da olan kişiler yine bu bağlamda düşünülebilir.
Bu kişilerin manipüle ettiği saf insanlar da bir şekilde düşüncelerini
birilerine koşulladıkları için zararsızdırlar. Hatta bunlara karşı bilinç
geliştirme çalışmaları bile bunların değirmenine daha fazla su taşımaktadır.
Evet, robotik okuryazarlık diyenler, yazıp çizerek bilinçlenme çabasında olanlar
da bu kapsamda değerlendirilebilir.
Reklam reklamdır sonuçta.
Belki de bu yazıyı yazarken bile gerçekliğimden koparak
sanal bir gerçekliğe kapılmış olduğum söylenilebilir. Belki de zaten dış
gerçeklik rahatsız ettiği için yazmışımdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder