Yaşamak yüklenmektir
Bir gün, bir üniversite amfisinde
kalabalık bir grup öğrenciye hitaben; “Eğitim nerde başlar?” diye sorar bir
öğretim üyesi. Ucu bucağı olmayacağı henüz sorulurken dahi belli olan bu soru
yıllar sonra bir başka yerde ve bambaşka bir durum için akla gelecektir. Belki
de bu soru bunun için var olmuş ve onlarca meraklı kulaktan birine takılıp
kalmıştır. Tıpkı bir o kadar bambaşka belirsiz bir günde hatırlanmak üzere
diğer onlarca meraklı kulağa takılıp kaldığı gibi. Ya da aynı anda o amfide bu
yaşanırken koridorun hemen ilerisinde bir başka öğretim üyesinin yine bir o
kadar kalabalık bir grupla yaşantı ürünü etkileşiminden her bir bireyin kendi
düşüncelerine takılıp kalanlar gibi. Farkında olarak edinilenlerle farkında
olmadan edinilenlerin; farkında olunduğu sanılarak edinilenlerle ilerde çok
başka farkındalıklara dönüşenlerin ve daha birçoğunun kesişiminden geriye
kalanların üzerine düşünmeler ve bunlardan ortaya çıkan kafa karışıklığının
tekrardan bir yerlere takılıp kaldığı gibi.
Sahi bütün bu takılıp
kalanlar nedir? Bir birikim olarak ele alınabilir mi? Bireyin yararına mıdır?
Takılma durumu yaşamın doğasından mıdır? Ya da bütün bu sorular ve daha fazlası
da bir anlamda farklı bir takılma olarak görülebilir mi? Yani bir bir takılıp
kalan sayısız ögenin bir bütüne dönüşmesi sonucu ortaya çıkan birikim de farklı
bir takılma olarak düşünülebilir. Öyleyse takılıp kalanlar arasında bir
iletişim, çok özel bir etkileşim söz konusu denilebilir. Tıpkı şu an,
çocukluğumun bir hatırasının takıldığı yerden koşarak gelip konuya açıklık
getirmesi gibi. Bir balık avlama macerasından aklımın bir köşesine takılan ve
işte yıllar sonra bambaşka bir durumda hatırlanan “ırmağa karşıdan karşıya ağ
germe” sonrasında, akıntının getirdiği her ne var ise ağın deliklerini
doldurarak balıklara yer kalmaması örneği gibi. İlerleyen günlerde “ırmağın
akış yönüne serilen ağlar” ve amaca ulaşılan balık tutma maceraları.
Hayatın akışı içerisinde
belirli bir amaca yönelen her bir birey için doğru yere ve doğru bir şekilde yerleştirilen
bir ağ olması ümidiyle, bir hayat çıkarımımı sorguladığımda yeni bir soru
takıldı düşüncelerime: Yaşamak yüklenmek midir? Bu soru üzerine düşündükçe,
yıllardır farkında olarak veya olmayarak yaşantılardan takılıp kalanlar birer
birer koşup geldiler. Hepsi de çok canlı ve heyecanlıydılar. En son takılıp
kalan soruyla mükemmel bir etkileşim kurarak teker teker cevapladılar.
Yaşamanın yüklerini, yüklenmenin değerini, yüklerin birbiriyle etkileşimini ve
bireyin bütün bileşenlerini eşgüdümleyerek yükleriyle barışması gerekliliğini
ortaya koydular.
Yaşadığımız ilk günden
bugüne bilerek veya bilmeyerek sayısız şeyler yüklendik. Bu taşıdığımız beden
bir anlamda yüklerimizden sayılamaz mı? Peki, bu satırların ve başka binlercesinin
kaynağı duygu ve düşünceler birer yük değil midir? Sevdiklerimiz,
sevmediklerimiz; mutluluklarımız, üzüntülerimiz; iyiliklerimiz, kötülüklerimiz
ve daha ötesinde sonsuz olay ve olgudan her biri birer yük değil midir?
Dolayısıyla buradaki yük kavramı sadece sevilmeyenlerimizi ifade için değil
sevilenlerimizi de ifade eden geniş bir anlamda kullanılmaktadır. Yazıya
başlarken ifade edilen “Eğitim nerde başlar?” sorusu gibi birçok olumlu
yüklerin hayatın her anında aklımıza, düşüncemize ve bedenimize yüklenmesi buna
örnek olarak düşünülebilir.
Kulağımıza takılıp kalan ve
belirsiz bir gelecekte yaşam bulmayı bekleyen yüklerimiz var olduğu gibi;
kalbimize, gözlerimize ve düşüncelerimize takılan yükler de bir o kadar varlık ve
gerçeklik taşımaktadırlar. Her biri gerçek olan ve bizi biz yapan yüklerimizden
kurtulsak, acaba ortada biz diye bir şey kalır mı? Her nefes alışımız bir yük
olmakla birlikte nefes alamayınca yaşayamama gerçeğiyle yüzleşemez miyiz? Bir
yandan pişmanlıklar üreten sözcüklerimiz bir diğer taraftan sevgileri
çoğaltırken, yüklendiğimiz sözcükler ve dilin kötü bir şey olduğunu kim
diyebilir? Yüklenmeden yapamadığımız, yaşamanın bir anlamda yüklenmek demek
olduğu bu gerçeklikte yapılması gereken yüklerimizden kurtulmak veya
yüklenmekten kaçınmak olabilir mi?
Belki de işin özü, öncelikle
olumlu yükleri yüklenmek ve bütün yüklerimizle yaşama daha güçlü yüklenmektedir.