20 Haziran 2015 Cumartesi

Bir değer olarak okumak ve okumanın değeri



Değer, belirli davranış, düşünce ve sonuçların arka planında yer alan ve onların kişisel ya da toplumsal olarak kabul edilebilir olup olmadığını belirleyen, tercihlerde varlığını hissettiren, temel argümanlardır. Yani birey ve toplum hayatının buz dağı olarak sembolleştirildiği bir örnekte, görünmeyen kısım değerlerdir. Bu bağlamda okumak olgusu en temel değerlerden biri olarak düşünülebilir. Bireyin ve toplumun düşünce ve davranışları okumak merkezinde önemli farklılıklar göstermektedir.

Bir değer olarak okumanın değeri konusu ise üzerine çok fazla bir şey söylemeye gerek bırakmayacak ölçüde, her toplum ve kültürde en değerlilerden kabul edilen bir değerlilik düzeyine sahiptir. Bu iki türlüdür. Bazı toplumlar ve bireyler bunu böyle kabul eder ve gerçekten buna göre yaşamlarını konumlandırırlar ve bu değerle değerlenmiş değerli bir yaşantı oluştururlar. Bazı toplum ve bireyler ise söylem düzeyinde kalan bu kabullerini bir türlü yaşantıya dönüştüremezler. İlk ve en önemli değerlerinden birinin okumak olduğu İslam’ın, bireyleri ve toplumlarında bu ikinci kısma sayısız örnekler bulunabilir.

Evet, okumak bir değerdir. Değerlidir. Bizim toplumumuz için hep söylenen çok okumama klişesi ile yıllardır gelişmekte olan ülke oluşumuz klişesi birbiriyle ilişkili olsa gerek. Gerçi bugünlerde bir büyüğümüz “nüfusumuz 50-60 milyonda kalsaydı daha gelişmiş olurduk” demiş ama ben yine de bir eğitimci olarak okumak değerinin ve okumanın değerinin daha önemliliği üzerinde duracağım. Ama adam haklı bir yerde, gelişmiş olan dünya toplumlarından Japonya, Almanya, Amerika ve Rusya ortalama 60 milyon nüfusa sahip. Bunun yanında o ülkelerdeki okuma oranları ve okumaya verilen değer de irdelenebilir ve büyüklerimiz bunları da medyada dile getirebilir, bunlarla insanımıza örnek olabilirler.

Bir tanesi örneğin: Geçenlerde Türkiye güzeli seçilen bir vatandaşımızla bir röportaj yapılıyor. Ne yiyor ne içiyor vesaireden sonra konu ne okuduğuna geliyor güzelimizin. Roportajı yapan gazeteci büyük ihtimalle bu soruyu sorarken divan şairlerinden Fuzuli’nin ismine atıf yapmak istemektedir. Değil mi yani, şimdi çok önemli ya kitap okuyup okumadığı. Kitap okuyarak güzel oldu ya. Okumanın böyle bir değerinin de olduğuna vurgu yapmak istiyor anlaşılan.. Ve beklenen cevap, “okumuyorum tweetlere bakıyorum” diyor Türkiye güzeli ve medyamız da bunu haber yapıyor. Biz de eğitimci olarak okumanın değeri üzerine kendimizce, kendimiz konuşup kendimiz dinlemeye devam ediyoruz. Bir kişi de çıkıp bu sorunun burada ne ilgisi var, ve ya bu cevapla, bu cevabın bu şekilde yayınlanmasıyla okumanın değeri özellikle geleceğimiz gençlerin gözünde nasıl bir algı değişimine uğrar türünden bir eleştiri yapmıyor.

Aslında sadece bu bir örnek, medyada her gün sırf haber kaygısıyla sadece okumanın değil, bir sürü değerin canına okunuyor, bilerek veya bilmeyerek. Yetkililer veya kendini sorumlu hisseden, bu ülkenin geleceğinden yana olan vicdan sahibi bir vatandaş da bu gibi ayrıntıları görmüyor. Görse bile eğitimci susuyor, yöneten susuyor, aile susuyor.. Bir değer olarak okumak ve okumanın değeri sözde kalıyor. Bu şekilde bireysel ve toplumsal bir alışma ve duyarsızlaşma ile değeri tartışmalı ve göreceli olan başka değerler en değerlimiz olarak yaşantımızı ve kalitesini belirliyor.

Oysa tweelere bakmak da bir okumadır. Çoğu genç günümüzde bilgi dağarcığının önemli bir bölümünü bu ve benzeri sosyal ağlar üzerinden edinmektedir. Okumayı değersizleştirmek yerine aynı ifadeler, sosyal medya okuryazarlığı bağlamında daha pozitif kullanılabilir, gelecek adına, okumanın değeri adına umut tarafında olunabilirdi. Ne okuyor sorusuna, iyi bir sosyal medya okuyucusu cevabı verilerek en azından sorumlu bir yayıncılık örneği sergilenebilirdi.

Okumanın değeri her çağda vardı ve yazının bulunması bile insanlığın ömrü ile kıyaslayınca devede kulak bile değil. O insanlar okumuyorlar mıydı? Okumayı sevmiyorlar mıydı? Ve ya gelecekte kâğıda elveda dendiği zaman, o insanlar okumayacaklar mı? Okumayı sevmeyecekler mi?

Sonuç olarak bir değer olarak okumak tartışmasız en değerlilerimizdendir. Dün öyle olmuştur. Bugün öyledir. Yarın da öyle olmaya devam edecektir. Mesele bu değer ve değerli olan okumak ile yöntemini ve usulünü bilerek ilişkimizi belirlemek ve onunla yaşamımıza değer katabilmektir.



15 Haziran 2015 Pazartesi

hasret..

Dışarıda bir yaz başlangıcı, depreşen duygularım,
İçimde hatıralar, çocuk yanım deli zamanlarım.
Ey özgürlük, hadi yine yeşile, kırlara sürelim,
Uzanalım, gölgede kitaplarımızla serinleyelim.
Evet, bir sen bisikletim bir de kitap ve huzur,
Sakin bir park elbet buralarda da bulunur.
Hem kuşlar da vardır orada, eşlik ederler neşemize,
Bir de çay varsa termosta, değmeyin keyfimize.
Ha bir de geçmiş güzel günler canlanır tüm sıcaklığıyla,
Yaşananlar hiç gitmesin sevilen yanlarıyla.
Hasret de olacak elbet, onca güzel an kolay mı,
Olsun da rehberlik etsin, şekillendirsin yarınlarımı.
Hasret varsa bir yerde vardır kalbin bir bildiği,
Ne güzeldir o, yanılmaz, en gerçektir, yüreğin belleği.

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...