Değer, belirli
davranış, düşünce ve sonuçların arka planında yer alan ve onların kişisel ya da
toplumsal olarak kabul edilebilir olup olmadığını belirleyen, tercihlerde
varlığını hissettiren, temel argümanlardır. Yani birey ve toplum hayatının buz
dağı olarak sembolleştirildiği bir örnekte, görünmeyen kısım değerlerdir. Bu bağlamda
okumak olgusu en temel değerlerden biri olarak düşünülebilir. Bireyin ve
toplumun düşünce ve davranışları okumak merkezinde önemli farklılıklar göstermektedir.
Bir değer olarak okumanın
değeri konusu ise üzerine çok fazla bir şey söylemeye gerek bırakmayacak
ölçüde, her toplum ve kültürde en değerlilerden kabul edilen bir değerlilik
düzeyine sahiptir. Bu iki türlüdür. Bazı toplumlar ve bireyler bunu böyle kabul
eder ve gerçekten buna göre yaşamlarını konumlandırırlar ve bu değerle
değerlenmiş değerli bir yaşantı oluştururlar. Bazı toplum ve bireyler ise
söylem düzeyinde kalan bu kabullerini bir türlü yaşantıya dönüştüremezler. İlk ve
en önemli değerlerinden birinin okumak olduğu İslam’ın, bireyleri ve toplumlarında
bu ikinci kısma sayısız örnekler bulunabilir.
Evet, okumak bir
değerdir. Değerlidir. Bizim toplumumuz için hep söylenen çok okumama klişesi
ile yıllardır gelişmekte olan ülke oluşumuz klişesi birbiriyle ilişkili olsa
gerek. Gerçi bugünlerde bir büyüğümüz “nüfusumuz 50-60 milyonda kalsaydı daha
gelişmiş olurduk” demiş ama ben yine de bir eğitimci olarak okumak değerinin ve
okumanın değerinin daha önemliliği üzerinde duracağım. Ama adam haklı bir
yerde, gelişmiş olan dünya toplumlarından Japonya, Almanya, Amerika ve Rusya ortalama
60 milyon nüfusa sahip. Bunun yanında o ülkelerdeki okuma oranları ve okumaya
verilen değer de irdelenebilir ve büyüklerimiz bunları da medyada dile
getirebilir, bunlarla insanımıza örnek olabilirler.
Bir tanesi örneğin: Geçenlerde
Türkiye güzeli seçilen bir vatandaşımızla bir röportaj yapılıyor. Ne yiyor ne
içiyor vesaireden sonra konu ne okuduğuna geliyor güzelimizin. Roportajı yapan
gazeteci büyük ihtimalle bu soruyu sorarken divan şairlerinden Fuzuli’nin
ismine atıf yapmak istemektedir. Değil mi yani, şimdi çok önemli ya kitap
okuyup okumadığı. Kitap okuyarak güzel oldu ya. Okumanın böyle bir değerinin de
olduğuna vurgu yapmak istiyor anlaşılan.. Ve beklenen cevap, “okumuyorum tweetlere
bakıyorum” diyor Türkiye güzeli ve medyamız da bunu haber yapıyor. Biz de
eğitimci olarak okumanın değeri üzerine kendimizce, kendimiz konuşup kendimiz
dinlemeye devam ediyoruz. Bir kişi de çıkıp bu sorunun burada ne ilgisi var, ve
ya bu cevapla, bu cevabın bu şekilde yayınlanmasıyla okumanın değeri özellikle
geleceğimiz gençlerin gözünde nasıl bir algı değişimine uğrar türünden bir
eleştiri yapmıyor.
Aslında sadece bu bir
örnek, medyada her gün sırf haber kaygısıyla sadece okumanın değil, bir sürü
değerin canına okunuyor, bilerek veya bilmeyerek. Yetkililer veya kendini
sorumlu hisseden, bu ülkenin geleceğinden yana olan vicdan sahibi bir vatandaş
da bu gibi ayrıntıları görmüyor. Görse bile eğitimci susuyor, yöneten susuyor,
aile susuyor.. Bir değer olarak okumak ve okumanın değeri sözde kalıyor. Bu
şekilde bireysel ve toplumsal bir alışma ve duyarsızlaşma ile değeri tartışmalı
ve göreceli olan başka değerler en değerlimiz olarak yaşantımızı ve kalitesini
belirliyor.
Oysa tweelere bakmak
da bir okumadır. Çoğu genç günümüzde bilgi dağarcığının önemli bir bölümünü bu
ve benzeri sosyal ağlar üzerinden edinmektedir. Okumayı değersizleştirmek
yerine aynı ifadeler, sosyal medya okuryazarlığı bağlamında daha pozitif
kullanılabilir, gelecek adına, okumanın değeri adına umut tarafında
olunabilirdi. Ne okuyor sorusuna, iyi bir sosyal medya okuyucusu cevabı verilerek
en azından sorumlu bir yayıncılık örneği sergilenebilirdi.
Okumanın değeri her
çağda vardı ve yazının bulunması bile insanlığın ömrü ile kıyaslayınca devede
kulak bile değil. O insanlar okumuyorlar mıydı? Okumayı sevmiyorlar mıydı? Ve ya
gelecekte kâğıda elveda dendiği zaman, o insanlar okumayacaklar mı? Okumayı sevmeyecekler
mi?
Sonuç olarak bir
değer olarak okumak tartışmasız en değerlilerimizdendir. Dün öyle olmuştur. Bugün
öyledir. Yarın da öyle olmaya devam edecektir. Mesele bu değer ve değerli olan
okumak ile yöntemini ve usulünü bilerek ilişkimizi belirlemek ve onunla
yaşamımıza değer katabilmektir.