11 Aralık 2015 Cuma

Aşk Ekonomisi ve Planlaması

Ekonomi “kıt kaynakların yönetimi bilimi”, planlama da “bir yol haritası veya pusula oluşturma çabası” tanımlarıyla, tanımlanamayan, tanımları da her kişi bağlamında farklılaşan aşk olgusu üzerine birkaç şey söylemede bizlere yardımcı olabilirler. Değil mi yani, postmodern bir anlayışta herkes bir şey söylerken, her söylenen de bir şekilde bir yerlerde kendine yer bulurken koca koca yazınları bulunan ekonomi ve planlama disiplinleri mi söylemesin.

Kuşkusuz aşk, bilim mantığı ve yaklaşımıyla anlaşılamayacak, açıklanamayacak ve anlatılamayacak bir olgu olarak görülecektir birçoğuna göre. Aynı kesinlikle şunu da söyleyebiliriz ki az da olsa açıklanabilirlik, anlaşılabilirlik ve anlatılabilirlik tarafında yani umut tarafında olan düşünce sahipleri de olacaktır. Bu bağlamda bir kişi bile söylenenlerde kendini bulsa, aşk olgusuna ilişkin “evet ya” yankısı Ekonomi ve Planlama yazınında kocaman bir tebessüm oluşturacaktır. Değmez mi..

Aşkın ekonomisi konuşulmaya başlamadan şöyle bir soru akla gelebilir. Aşka kıt kaynak olarak mı bakıyoruz? Kişisel olarak kıt olmadığını düşünmekle birlikte yine de maksimum mutluluk için kıtmış gibi değerlendirilmesi tarafındayım. O zarif şair, “sevmek de yorulur” derken kıtmış gibi düşünme tarafında, maksimum mutluluk hedefindedir. Şair her ne kadar hedefe mutluluğu koysa da birileri kıtmış düşüncesi nedeniyle içten içe karşı çıkabilir, sevmek, aşk yorulur mu tepkisi üretebilirler. Bu tepkilere saygı duymakla birlikte; aşk, sevgi, şefkat, merhamet vb tüm soyut duygular kendi hallerinde sınırsız ve yorulmaz olsalar da insanın sınırlılığı ve yorulabilirliği hatırlatması yapmak isterim. İnsan yorulur.

Yorulmamak, yormamak, tüketmemek ve tükenmemek için çok hassas olmalı ve düşünmelidir. Hassaslık, düşünme vurgusu, bazılarının anladığı gibi sadece ilk dönemleri içine almayıp, bir ömür değerlilik sürdürülebilirliği hedeflendiğinden planlama yazınına kulak vermeyi; bir yol haritası, bir pusula hazırlanma çabasını açıklanabilir kılmakta ve anlamlandırmaktadır. Bireyler, toplumlar hayatlarında o kadar küçük, önemsiz görünen şeyler için bile planlama, ekonomi vs bilimlerden faydalanmayı bir ihtiyaç görürken; değerlilik ve önemlilik sınırlarını zorlayacak değerde aşk olgusunun öylesine yaşanması ne ile açıklanabilir ki..

Değerlilik ve önemlilik sınıflamasında insanlığın tecrübesi aşk olgusunu nereye koyar bilemem ama, bilindik bir örnek, eğitim, üzerinden -meli -malı kıvamında çıkarımlara gidebiliriz. İnsanlık birikimi (1776 Adam Smith ve 1961 Theodore Schultz) iki bilim insanı özelinde “eğitim bir yatırımdır” “insan sermayesine yatırım yapılmalıdır” kabulleriyle eğitim olgusuna değerlilik atfetmekte ve ekonomi planlama vs birçok bilimsel yazınla eğitimi desteklemektedirler. Bu destek ve kabulle birçok kişi ve topluluk eğitime ciddi yatırımlar yapmakta ve geleceği eğitimde aramaktadırlar. Benzer şekilde aşk olgusu düşünülecek olursa, “aşk bir yatırımdır” yorumuyla geleceğimizi birlikte aşk üzerinde arayabilir birçok bilim yazınından yararlanabiliriz.

Aşkın o sınır tanımazlığı ile insanın sınırlılığı arasında bir işbirliği, bir denge (Barnard) sağlanarak maksimum düzeyde aşk etkileşimi, düşünsel&duygusal bir gelecek mümkün olsa gerek. Zaten bu şekilde bir etkileşim durumunda, mümkünlük ve umut kaynağı olan kalp o mutluluğu sınırsızlık sınırına taşıyacaktır. Şairin de dediği gibi “sonrası iyilik güzellik..”





2 Aralık 2015 Çarşamba

YÖNETSEL AŞK


Bir varmış pir varmış, öyle bir varlık ki ontolojik açıdan René Descartes’ın düşünmesi kadarmış. Zamanın birinde (ki tarihi bile var:1938) bir Aşk hikayesi yaşanmış. Hem de ne Aşk. Öyle bir aşk ki başka başka alanlara bile konu olagelmiş on yıllardır. “Ekim filan da gider bu gidişle” diyen şair mantığıyla bakınca daha uzun yıllar üzerinde konuşulacağa benzer. Irving ve Fuex özelinden yönetim ve aşk yazınına malolan, halen yaşayan ve hep de yaşayacağı düşünülen bu aşk hikayesi, özellikle de bilimselliği ve gerçekliğiyle çağımızın aşıkları için model olmaya adaymış..

Güzeller güzeli Fuex, gözlerinin kahverengi, yüzündeki tebessümü ve bakışlarındaki huzurla ilk görüşte aşık etmiş kendine genç bilim insanı Irving’i. Kısa denebilecek bir süre içinde kendiliğinden oluşan kayıtsız ve koşulsuz, efsane olmaya aday bir aşk; ideal aşk ne isterse aşıklardan tüm hepsini karşılayacak cinstenmiş. Tam anlamıyla “etkili aşk” dense yeri. Etkililik vardır ya hani; ortak hedeflere ulaşma derecesi olarak tanımlanır. Aşk bir hedefse, Irving ile Fuex aşklarıyla etkililik kavramını ürettiler dense yeriymiş. Zaten o günden sonra her kim herhangi bir alanda “etkililik” kavramından söz edecek olsa bu aşka atıf yapacakmış.

Sadece etkililik mi.. Aynı zamanda “etkinlik” kavramı da varmış birlikte üretilenler arasında. Yani aşkı besleyip büyütürken, her iki kişi bağlamında bireysel istek ve hedefleri de eşgüdümlü karşılayabilme bağlamında etkin bir aşkmış bu. Denge kavramı olmasa onu da bu ifadeler bağlamında icat edeceklermiş sanki. Bu aşkı tarif ederken kullanılabilecek kelimelerden birisiymiş tam olarak, “denge”. Etkililik ve etkinlik bağlamında bir dengenin olduğu, hem ortak hedef olan aşkın hem de bireysel hedeflerin birlikte korunduğu ve geliştiği bir aşk hikayesiymiş: Yönetsel Aşk..

Bir bilim insanı ya hani bizim Irving. Aşkı da bilimsel. Tutturmuş bir “kabul alanı” hep onu söylemekteymiş. Neymiş efendim bu aşk hikayesini Fuex’le birlikte yazacaklarmış. İlişkide her iki kişinin bazı kararları isteyerek kabul edeceği bir alan, kabul alanı varmış ve bu alanı karşılıklı anlayış ve iletişimle bulabileceklermiş. Küçük büyük herhangi bir karar verme durumu olduğunda çift yönlü bir etkileşim ve işbirliği gibi beylik laflar da cabası. Hatta bu konularda arkadaşı Simon’la bir hayli tartışmalar ve beyin fırtınaları yaptığı da söylentiler arasındaymış. Sonradan “Rasyonel Karar” diye ortaya çıkan Simon bu konuda arkadaşı Irving ve Aşkına çok şey borçluymuş. Dedik ya başlarken, bu öyle bir aşk hikayesi ki sonradan birçok alana konu olmuş en azından küçük de olsa etkilemiş.

Her ne kadar toplumsal algılarımızda ütopik gelse de, çift yönlü etkileşim bağlamında Irving gibi düşünen birçok bilim insanı da yok değildir hani. Örneğin Peter Blau “takas” kavramını ortaya atarak aşıkların karşılıklı birbirini anlama ve yardımcı olma durumlarını açıklamaktadır. Benzer bir yaklaşımla Amita Etzioni de “uyum” kavramını tartışmakta ve üç tür güç üzerinde karşılıklı ilişkiyi açıklamaktadır. Irving’deki kabul alanı buradaki güç türleri ile yakalanmak istenmektedir. Aşk hedefiyle çiftlerin sürekli bir “kaynaşma” içerisinde olduğunu söyleyen Bakke ve “Sistem 4” yaklaşımı ile aşk etkileşimini dört aşamada açıklayan Rensis Likert ortak hedefler ile bireysel hedeflerin birlikte düşünülmesi konusunda Irving'e destek olmaktadırlar.

Yönetsel aşk hikayesini işbirliği ve denge merkezinde kurgulayan Irving, Fuex ile bunu tüm dünyaya sunarken, benzer düşünen bilim insanlarının yanında karşı çıkanlar da doğal olarak olacaktır. Mevzu Yönetsel Aşk olunca her ne kadar mektepli olmasa da, yaşantı ürünü yönetsel aşkın kitabını yazan Taylor efsanesi vardır örneğin. “Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk” diyen şair mantığıyla ortak hedef için ölümüne çalışmayı vurgulayan Taylor, kişileri değil de ortak hedef olan aşkı kutsallaştırırken; Yönetsel Aşk’ın akrostişini yazan Fayol ve bunu geliştiren Gulick-Urwick romantizme davet etmektedirler Irving’ı.  Bürokrasi, hiyerarşi gibi boyundan büyük laflarıyla ayrı bir "karizma" yakalayan Weber ise yönetsel aşkın kişi bağlamını ikinci plana atması ve klasik bir perspektiften bakmasıyla Irving ve Aşkına karşı çıkanlardandır.

Bu kadar karşı görüşle darlanma sınırında yaşayan Irving ve Aşkı, Hawthorne kafede kafa dağıtmaya gitmişlerdir ki, yönetsel aşk bağlamında bambaşka bir bakış sahibi olan Elton Mayo ve arkadaşlarıyla karşılaşırlar. Burada ortak hedef olan aşk olgusunun yerine bireyin sosyal ve psikolojik gereksinimleri üzerinde yoğunlaşıldığı bir anlayış vardır. Yani etkililik vurgusuyla darlanma üreten bir önceki guruptakilerin tam aksine Mayo ve arkadaşları etkinlik vurgusu yapmaktadırlar. Etkililiği ve etkinliği birlikte üreten ve bu ikisiyle denge temelinde efsanevi bir yönetsel aşk hikayesi yaşayan Irving ve Fuex iyiden iyiye kafaları karışmış bir şekilde kafeden ayrılırlar. Kurt Levin taksi durağından bir taksiye binerek eve gidip kafa dinleyelim demişlerdir ki, taksici de başlar “güç alan analizi” “grup dinamiği” vs türünden konuşmaya. O da özet olarak kafedekiler gibi konuşmakta ortak hedef olan aşk yerine yönetsel aşkta insan ilişkilerine vurgu yapıyor ve demokratik bir aşk ilişkisinin daha iyi ürünler vereceği, etkin olacağı türünden konuştukça konuşuyordur.

Güç bela evlerine ulaşan yönetsel aşk hikayemizin başrol kahramanları her iki bakış açısını da görmenin verdiği rahatlıkla kendi kavramlarının değerini daha iyi anlamaktalardır artık. Ne bir tarafın etkililiği merkeze alan bakış açısı ne de diğer tarafın etkinliğe odaklanan bakış açısı tam anlamıyla onlarınkiyle kıyaslanabilecektir. Değil mi ki onlar işbirliği içerisinde dengeli bir yönetsel aşk hikayesi üretmişlerdir. Aşkı kutsamasıyla etkili, aşıkları ihmal etmeyişiyle de etkin, ideal aşkın yaşayan temsilcileridir onlar. Negatif entropi üretmeleriyle de hep yaşayacaklar sonsuza kadar.  Denge ve işbirliğiyle..








Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...