Ekonomi “kıt kaynakların yönetimi bilimi”, planlama da “bir
yol haritası veya pusula oluşturma çabası” tanımlarıyla, tanımlanamayan,
tanımları da her kişi bağlamında farklılaşan aşk olgusu üzerine birkaç şey
söylemede bizlere yardımcı olabilirler. Değil mi yani, postmodern bir anlayışta
herkes bir şey söylerken, her söylenen de bir şekilde bir yerlerde kendine yer
bulurken koca koca yazınları bulunan ekonomi ve planlama disiplinleri mi
söylemesin.
Kuşkusuz aşk, bilim mantığı ve yaklaşımıyla anlaşılamayacak,
açıklanamayacak ve anlatılamayacak bir olgu olarak görülecektir birçoğuna göre. Aynı
kesinlikle şunu da söyleyebiliriz ki az da olsa açıklanabilirlik,
anlaşılabilirlik ve anlatılabilirlik tarafında yani umut tarafında olan düşünce
sahipleri de olacaktır. Bu bağlamda bir kişi bile söylenenlerde kendini bulsa,
aşk olgusuna ilişkin “evet ya” yankısı Ekonomi ve Planlama yazınında kocaman
bir tebessüm oluşturacaktır. Değmez mi..
Aşkın ekonomisi konuşulmaya başlamadan şöyle bir soru akla
gelebilir. Aşka kıt kaynak olarak mı bakıyoruz? Kişisel olarak kıt olmadığını
düşünmekle birlikte yine de maksimum mutluluk için kıtmış gibi
değerlendirilmesi tarafındayım. O zarif şair, “sevmek de yorulur” derken kıtmış
gibi düşünme tarafında, maksimum mutluluk hedefindedir. Şair her ne kadar
hedefe mutluluğu koysa da birileri kıtmış düşüncesi nedeniyle içten içe karşı
çıkabilir, sevmek, aşk yorulur mu tepkisi üretebilirler. Bu tepkilere saygı
duymakla birlikte; aşk, sevgi, şefkat, merhamet vb tüm soyut duygular kendi
hallerinde sınırsız ve yorulmaz olsalar da insanın sınırlılığı ve
yorulabilirliği hatırlatması yapmak isterim. İnsan yorulur.
Yorulmamak, yormamak, tüketmemek ve tükenmemek için çok
hassas olmalı ve düşünmelidir. Hassaslık, düşünme vurgusu, bazılarının anladığı
gibi sadece ilk dönemleri içine almayıp, bir ömür değerlilik sürdürülebilirliği
hedeflendiğinden planlama yazınına kulak vermeyi; bir yol haritası, bir pusula
hazırlanma çabasını açıklanabilir kılmakta ve anlamlandırmaktadır. Bireyler,
toplumlar hayatlarında o kadar küçük, önemsiz görünen şeyler için bile
planlama, ekonomi vs bilimlerden faydalanmayı bir ihtiyaç görürken; değerlilik
ve önemlilik sınırlarını zorlayacak değerde aşk olgusunun öylesine yaşanması ne ile açıklanabilir ki..
Değerlilik ve önemlilik sınıflamasında insanlığın tecrübesi
aşk olgusunu nereye koyar bilemem ama, bilindik bir örnek, eğitim, üzerinden -meli -malı kıvamında çıkarımlara gidebiliriz. İnsanlık birikimi (1776 Adam Smith ve 1961 Theodore Schultz)
iki bilim insanı özelinde “eğitim bir yatırımdır” “insan sermayesine yatırım
yapılmalıdır” kabulleriyle eğitim olgusuna değerlilik atfetmekte ve ekonomi
planlama vs birçok bilimsel yazınla eğitimi desteklemektedirler. Bu destek ve
kabulle birçok kişi ve topluluk eğitime ciddi yatırımlar yapmakta ve geleceği
eğitimde aramaktadırlar. Benzer şekilde aşk olgusu düşünülecek olursa, “aşk bir yatırımdır” yorumuyla geleceğimizi birlikte aşk üzerinde
arayabilir birçok bilim yazınından yararlanabiliriz.
Aşkın o sınır tanımazlığı ile insanın sınırlılığı arasında
bir işbirliği, bir denge (Barnard) sağlanarak maksimum düzeyde aşk etkileşimi,
düşünsel&duygusal bir gelecek mümkün olsa gerek. Zaten bu şekilde bir etkileşim
durumunda, mümkünlük ve umut kaynağı olan kalp o mutluluğu sınırsızlık sınırına
taşıyacaktır. Şairin de dediği gibi “sonrası iyilik güzellik..”
