8 Nisan 2026 Çarşamba

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği

Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pedal çevirmek, uzun bir yolculuğa çıkmak gibidir. Ancak bu yolculukta yalnızca kendi hedefine kilitlenmek değil, başkalarının hayallerine de zaman zaman destek olmak, insanı daha da zenginleştirir. Çünkü büyük resimde iyileşmek, gelişmek ve ilerlemek tek başına olmaz.  

Hayata devam edebilmek, “Hayat devam ediyor” diyebilmek, aslında en büyük erdemlerden biridir. Kendi hayaline ulaşmak için çabalarken, çevresel koşullar veya özel durumlar nedeniyle geri düşmek mümkündür. İşte o anlarda pes etmek yerine, başka insanların hayallerine destek olmak, hem kendi yolculuğunu besler hem de toplumsal bir dayanışma yaratır.  

Bir çocuğun hayaline dokunmak, bir yetişkinin çabasına omuz vermek, bir ihtiyaç sahibine yardım etmek… Bunlar aslında kişinin kendi hayaline de yardım etmesidir. Çünkü alma-verme dengesi, yalnızca bireysel değil, kolektif bir gerçeği ifade eder. Başkalarının hayallerine hizmet etmek, kendi hayalini terk etmek anlamına gelmez; aksine, bazen yeni bir başlangıcın kapısını aralar.  

Hayallerine mola vermek zorunda kalan insan, saplanıp kalmak yerine yeniden başlama cesaretini bulmalıdır. “Hadi yeniden başlıyoruz” diyebilmek, hayata karşı en güçlü duruştur. Çünkü bir başkasının hayali, senin hayaline yeni bir yön, yeni bir ışık olabilir.  

Sonuçta, herkes kendi evinin önünü temizlemekle sorumludur; ama bazı özel anlarda başkasının evinin önünü temizlemek, kendi yolunu da aydınlatır. Hayallerin gerçeğe dönüşme süreci, bireysel çabanın yanında kolektif dayanışmayı da içerir. Ve bu dayanışma, insanı hayata daha sıkı bağlar.  

7 Nisan 2026 Salı

Yapay Zeka Çağında Öğretmenlik Oracle Dönüşüm Kafka

Dönüşüm: Yapay Zeka Çağında Öğretmen Liderliği

Bir sabah uyandığında hayatın en temel parçası yoksa… Kafka’nın Gregor Samsa’sı böcek olarak uyanır, Oracle çalışanı tek bir e-postayla işsiz kalır, öğretmen ise yapay zekâ çağında kendi rolünü yeniden düşünmek zorunda kalır. Bu çağda dönüşüm, korkulacak bir felaket değil; öğretmenin liderliğini yeniden tanımlayacak bir fırsattır.

Öğretmenin Dönüşümle Yüzleşmesi

Yapay zekâ çağında öğretmenler, “acaba işsiz kalır mıyım?” kaygısına kapılmak yerine, dönüşümün lideri olmayı hedeflemelidir. Çünkü eğitimde yapay zekâ, öğretmeni ortadan kaldırmak için değil, öğretmenin rehberliğini daha da değerli kılmak için vardır. Öğretmen, dönüşümden korkmak yerine, dönüşümün öznesi ve yönlendiricisi olmalıdır.

Yapay Zeka Çağında Liderlik

Öğretmen mutluluğu ve etkinliği; esnek öğretim stratejileri, öz liderlik becerileri ve dijital yeterliliklerle güçlenmektedir. Bu bağlamda öğretmenler:

  • Yapay zekâ becerilerini geliştirmeli,

  • Pedagojik çevikliğini artırmalı,

  • Öz liderlik ile sınıfında dönüşümün rehberi olmalıdır.

Dönüşümün Lideri Olan Öğretmen

Dönüşüm, korku ile umut arasında salınan bir kelimedir. Gregor Samsa’nın yalnızlığı, Oracle çalışanlarının belirsizliği ve öğretmenin yeni çağdaki mutluluğu… Hepsi aynı soruyu sorar: “Bir sabah uyandığında hayatın en temel parçası yoksa, sen kim olursun?”

Öğretmen için cevap nettir: Dönüşümden korkan değil, dönüşümün liderine dönüşen kişi olmalıdır. Yapay zekâ çağında öğretmen, yalnızca bilgi aktaran değil; teknolojiyi etik, yaratıcı ve insani bir şekilde yöneten bir liderdir. Öğretmen mutluluğu, bu dönüşümün içinde kendi anlamını bulabilmesinde yatar.

Sonuç

Yapay zekâ çağında öğretmenlik, işsiz kalma korkusuyla değil; dönüşümün lideri olma cesaretiyle tanımlanmalıdır. Öğretmen, dönüşümün öznesi, öğrencilerin yol arkadaşı ve teknolojinin etik rehberi olarak geleceğe yön vermelidir. Dönüşüm, öğretmeni yok etmez; öğretmeni yeniden doğurur.


6 Mart 2026 Cuma

Parayı veren düdüğü çalar - Parayı veren dondurmayı yalar Nasrettin Hoca Çocuk Tiyatrosu

Skeç: Parayı Veren Dondurmayı Yalar

Sahne: Okul bahçesi. Öğretmen nöbetçi, güneş tepede. Çocuklar ter içinde.  

Öğretmen (içinden):  
“Off, şu sıcakta bir dondurma olsa da serinlesem…”  

Çocuklar (hep bir ağızdan):  
“Öğretmenim! Bize de dondurma alır mısınız? Çok sıcak!”  

Öğretmen (ciddi bir sesle):  
“Bahçeden çıkmak yasak, kuralları biliyorsunuz.”  

Bir öğrenci (elini cebine atar, harçlığını çıkarır):  
“Öğretmenim, ben paramı verdim. Bana bir tane alır mısınız?”  

Öğretmen (parayı alır, büfeye gider, döner, dondurmayı çocuğa verir. Sessizdir.)  

Diğer çocuklar şaşkın:  
“Eee? Bizimkine ne oldu?”  

Dondurmayı alan çocuk (gülerek, dondurmayı yalarken):  
“Parayı veren… dondurmayı yalar!”  

Çocuklar kahkaha atar, öğretmen gülümser. Sahne kapanır.
Skeç: Parayı Veren Dondurmayı Yalar

13 Şubat 2026 Cuma

Dr. Murat Gökyar Anamur'un Efsane Murat Doktoru

Murat Bey’e Veda

Anamur’un efsane doktoru, bizim Murat Bey’imiz, benim Murat Amcam artık yok. O artık her zaman uğradığımız aile sağlığı merkezinde olmayacak. Sevgisi, bilgisi, iyilikleri ve bıraktığı kocaman boşlukla hafızalarda yaşamaya devam edecek.

Ben onu hep “Murat Bey” diye duyardım. Teyzeler, amcalar ağızları dolu dolu söylerdi bu ismi. Bir gün onunla “Murat Amca” olarak tanıştığımda, aslında o efsane doktorun ta kendisi olduğunu bilmiyordum. Yıllar sonra fark ettim; lisede sınıf arkadaşım ve hâlâ can dostum Deniz’in babası olarak girmişti hayatıma. Oysa kulaklarımda bir efsaneydi.

Sakin, mizah dolu ve bilgece hikâyeler anlatırdı. Toplumu, hayatı, ülkemizi ve dünyayı tanımamıza fırsat veren sohbetler dinledik ondan. Bir taraftan hasta bakar, bir taraftan da bizlerle ilgilenmeye çalışırdı. Son güne kadar hasta kabul etmeye devam etti. Hastalandı dediler… Bir ay içinde yok oldu. Kendine izin vermedi, hastaları da ona izin vermedi. Belki de onun fedakarlığıydı halkı kapısında kuyruk oluşturmaya ve nefes almadan hizmet beklemeye sevk eden. Sevgi dolu bir yoğunluk içinde, hiç kızmadan, yorulmadan çalıştı. Ama ben şahidim halkının ısrarına; öğle molasına bile çıkamadığı günleri biliyorum. Bize sabırla sevgiyle işini yapmayı salıklardı. Son hasta bitene kadar, son nefesine kadar aşkla işini yaptı.

Ve bize büyük bir hikâye bıraktı. Sevgiyle bu halka hizmet etmeyi miras bıraktı. Bu ülke, bu toplum onu çok yordu belki ama o daha fazla yorulmaya istekliydi. Pes etmedi. İdeallerinde daha özgür ve daha demokratik bir ülke vardı; toplumun hâline üzülerek çabalamaya devam etti. “Bu halk daha fazlasını hak ediyor” derdi. Daha sağlıklı, daha bilinçli, tıbba değer veren bir toplum için canla başla savaştı.

Seni çok özleyeceğim Murat Amca. Anamur halkı seni çok seviyor, Murat Bey. Senin sevgin, bilgin ve iyiliğin bizimle yaşamaya devam edecek.

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...