14 Şubat 2017 Salı

Hayaller ve Ölüm


Olayların içine çekildikçe kendimizi boğuluyor hissederiz. İyi veya kötü tüm içine çekildiğimiz olaylar bir yerden sonra kötüleşir. Saplantı haline gelen ya da bilinçlilik dışına çıkan bu gibi durumlar sağlıklı değildir.

Bir bilgisayar oyunu örneğin, normalde bireyin eğlenmesi ve stratejiler üretmesi içindir. Tüm oyunlar gibi çocukluğun vazgeçilmezi ve her yaş için eğlence araçlarıdır. Normal kullanımı dışında bir oyuna bağlılık ve saatlerce bilgisayar başında kalma gibi saplantılı örnekler ise oyunun içine çekilmedir. Bir başka örnekte bir kitap da olabilir benzer bir içine çekilme örneği. Kitap okumaya kimse kötü demese gerek. Ama kitaplarla örülü yeni bir dünya kurma ve bu sanal dünyanın içine çekilme sağlıklı değildir. Don Kişot’un düşünce sağlığını kaybetmesi buna en güzel örneklerdendir.

Doğasında güzel olan bu gibi örnekler saplantı düzeyine ulaşınca doğallığı da güzelliği de kaybetmektedir.

Bir başka örnekte de bir öğrencinin gelecek hedefleri ve buna yönelik çabaları verilebilir. Herkes ister ki çocuğu kendi hedeflerini belirlesin ve bu yönde çabalasın. Hatta bu yönde kendini paralasın. Gece gündüz uyumasa çok hoş karşılayacak veliler bile vardır. Sınavda bir puan eksik aldım diye günlerce ağlayan bir öğrenciyle gurur duyar çoğu veli/öğretmen. Belki de onlar koşullandırmıştır çocuğu bir puanı bile kaybetmeye dayanamamaya.

Başarmak güzeldir. En iyi not için çabalamak da güzeldir. Bunun için öğrenci desteklenmelidir de. Ama uçlarda gezinmek çok da mantıklı değil. Uçlarda gezinen öğrenciyi bir de bizim iteklememiz hiç doğru değil. Bir hedefin içine çekilen ve o gerçeklikle yaşayan bir öğrenci kendine zarar verme adayıdır. Her an kendine zarar verebilir. Bir hedefi olmak ne kadar güzel se bir hedefe saplanıp kalmak en az onun kadar kötüdür.

Hiç kimse bir okulu kazanamadım, bir dersten 1-2 puan eksik aldım diye ölmez. Ölmemelidir de. Olumsuz bir sonuç, olumlu çıkarımlarla yönetilebilir. Hedeflerin ölmesi asıl olumsuz durumları olumsuz yorumlamakla gerçekleşir. Ve her zaman bu hedefler bizim sağlığımız ve bütünlüğümüzde anlamlıdır.

Hayatta en önemli şey sağlıktır. Bir şeyleri elde etmek veya elde tutmak için psikolojik ve bedensel sağlığını hiçe saymak hiç de mantıklı değildir. Mantık kabul etmese de bazen gözümüzü kör eden bir iş de olabilir eş de. Tüm bunlar sen sağlıklıyken anlamı olan şeylerken sağlığı hiçe saymaya neden olurlar bazen. Delikanlılık dönemleri bu bağlamda çok renkli örnekler barındırır. Karşı cinsin, çevrenin ve hayallerin kendimizi unutturduğu, mantığın çoğunlukla geri plana atıldığı dönemler.

Sevmek güzeldir bu dönemlerde. Merak doğamızdan. Hayaller geleceğimizin köşe taşları. Tüm bunlar doğamızdan ve güzelken doğamızın dışına çıkıldığı durumlarda güzelliğini de kaybediyor. Uçlarda gezinmek her dönem için tehlikelidir. Bu dönemler içinse çok tehlikeli. “Şu hayali gerçekleştiremezsen ben ölürüm” örneği bu tehlikelerden sadece bir tanesi. Ölmemelisin oysa. Ölmemeliyiz. Bir başka hayaller için yaşamalıyız.

“Yaşamak güzel şey” çünkü. Yaşatmak da..


11 Şubat 2017 Cumartesi

Yerdeki Cübbeler




Bir zamanlar hayallerimi süsleyen cübbeleri yerlerde görünce birden “ah” dedim, içim acımıştı. Bir Anadolu genç kadınının gelinlik hayalleri kadar beyaz bir hayaldi benimki. Takvimler 2017 10 şubatı gösterirken Ankara Üniversitesi önünde çekilmişti bu görüntüler. Yaralayıcı, değersizleştirici ve ilkelceydi.. Cevher kadrini cevherfuruşan bilir sözünü hatırlatan bir cehalet vardı ortada. Bunu kameralara kaydeden acaba içimdeki acıyı ve diğer benim gibi düşünenleri düşünmüş müydü acaba? Bilmiyorum belki de ben ve benim gibi düşünenler için yapmıştı.

Acı ve üzüntü bir zaman sonra bir ukdeye dönüşerek katılaşıyor içerde bir yerlerde ve ilginç bir güç katıyor insana. Kuşkusuz tarih ilk kez tanık olmuyordur be cehalete. Ve eminim ki bu son da olmayacaktır. Bir bilim insanının değeri cübbeden ibaret değildir ya! Bunlar da gelir geçer. Hatta daha zor sınavlardan da geçmek gerekebilir. Belki de geçiliyordur aynı anda. Geçilemiyordur belki de.. Ondandır belki bu acıtan görüntüler.

Birlik olamayışımızdan. Bu ülke için farklılıkları zenginlik yapamayışımızdan. Birbirimize katlanmayı birlikte yaşamayı öğrenemeyişimizden. Sen ben kavgasından biz ülküsüne  ulaşamayışımızdan. Adil olamayışımızdan. Sevgiyi, saygıyı öğrenemeyişimizden. Vesaire vesaire..

Yerdeki cübbeler çok zamandır yerlerde olan birçok değerin yanında belki de en hafif olanlarındandır.

Şimdi birileri çıkacak ve çok yaralayıcı çok üzücü diğerleri çıkacak yok şöyle yok böyle ve yine insanları bölmek için ayrıştırmak için kavgaya meze yapmak için bu cübbeleri konuştukça konuşacak. Dinlemeye vakit bırakmadan. Ve konuşma bittiğinde en haklı kendisi olduğunu devletini en çok sevenin kendisi olduğunu göstermenin gururunu yaşayacak.

Yerdeki cübbeler bu tartışmalara hiç aldırmadan kanayacak. Onlara gerçek değer veren hayallerinde onlara yer açan bilim insanlarının gözlerinde yaş olacak. İçlerinde ukde.

Tüm bunlara rağmen bırakalım cübbeler de yerde olsun ama insanlık, adalet ve özgürlük kalksın bir an önce..

7 Şubat 2017 Salı

ÖĞRETMEN ADAYLARINDA BİR DEĞER OLARAK SORUMLULUK GELİŞİMİ VE KÜÇÜK PRENS ÖRNEĞİ


15. Uluslararası Sınıf Öğretmenliği Eğitimi Sempozyumu, 11-14 Mayıs 2016, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Türkiye

ÖZET

Son yıllarda değer eğitimi üzerine artan oranda bir ilgi görülmektedir. Özellikle okul yaşamında değer eğitimi konulu birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalarda değerlerin birçok çeşidi ve değer eğitimi yöntemleri tartışılmaktadır. İlgili çalışmalar incelendiğinde, değer eğitiminin birçok alt başlığı bulunduğu görülebilecektir. Değer eğitimi birçok alt bağlığı olmakla birlikte, bu çalışma değer eğitimi içerisinde önemli bir yeri olan sorumluluk değeri ile sınırlandırılmıştır. Sorumluluk değeri eğitim alanının en önemli bileşenleri olan öğretmenler bağlamında işlenmektedir. Geleceğin öğretmenleri olarak öğretmen adayları bu çalışmanın temel bileşenidir. Bu çalışmanın amacı, öğretmen adayları üzerinde sorumluluk değeri gelişimi bağlamında yeni bir uygulama olarak Küçük Prens örneğinin tanıtılmasıdır. Literatür taraması olarak desenlenen bu çalışmada değer eğitimi alanı, öğretmen yetiştirme alanı ve Küçük Prens kitabı temel ilgi alanı olarak ele alınmıştır. Çalışma sonucunda sorumluluk değerinin öğretiminde en önemli yöntem olarak, yaşantı merkezli sorumluluk verme uygulaması önerilmektedir. Küçük Prens kitabı bu bağlamda birçok yaşantı örnekleri taşımasıyla önemli bir kaynak olarak bu çalışmada kullanılmıştır. Sonuç olarak Küçük Prens’in gül yetiştirme yaşantısı veya değişik sorumluluk yaşantıları üzerinden öğrencilerde yaşantı merkezli sorumluluk gelişimi kazandırılabileceği savunulabilir.







Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...