17 Mart 2017 Cuma

Mağrur Edebiyatı - Mağdur Edebiyatı

Ben şunu yaptım, şuna katlandım, şu kadar ödül aldım, şu kadar takipçim var, şöyle başarılıyım, böyle güzelim, bilmem ne kadar eserim var vesaire vesaire. Bu ifadelerle başlayan cümleler çoğunlukla kendini anlatma çabaları. Kendi ile gurur duyma ve kibre dönüşme adayları. İnsanın olduğu her dönemde bu tür ifadelerin olduğunu söylemek zor değil. Özellikle selfie çağı olan günümüzde, bu ifadelerin doğallaşması acı bir gerçek.  Öyle ki, bir şeyi yapma motivasyonu paylaşma motivasyonuna yetişemiyor.

Bir yemeği yemeden önce paylaşmalarımız, sosyal ağların sayısız yemek fotoğraflarıyla dolu oluşu ve yemek masalarındaki sayısız akıllı telefon bu paylaşma motivasyonundan. Nedense yemeden önce paylaşmaya motive oluyoruz. Yemeklerle beslenmeden önce mağrur edebiyatımızı besleyici kareler biriktiriyoruz.

Alışveriş merkezlerinde, kafelerde ve spor salonlarında konum bildirimleri; özel günlerde en özel anların fotoğraflanma ve paylaşılma çılgınlığı, paylaşmanın yaşamanın önüne geçme örnekleri. Biz şu gün şuraya gittik ve bunları yaptık ifadeleri içeren mağrur edebiyatına kanıtlar sunmak için yaşanır sanki o özel günler. Bilerek veya bilmeyerek mağrur edebiyatına dönüşen özel anlar, konuşmalar ve paylaşımlar yaşamanın doğallığından çok şey götürmektedir.

Toplumun her hücresinde doğallığın yerini siyasilerin biz yaptık, biz ettik türünden sloganları almış durumda. Eşler arası ben yaptım, ben kazandımlar; iş ortamında ben olmasam bu kurum biterler hep birer hücresel biz yaptık biz ettik örnekleri. En çok bağıran çalışanın daha çok çalıştığı, en çok konuşan eşin daha haklı olduğu doğru mudur gerçekte? Yoksa işin özü başka türlü müdür? Mağrur edebiyatı gerçekten nasıl farkedilir ve ayırt edilir?

Bazen o kadar tuhaf ifadeler duyarsınız ki, mağrur edebiyatı mı yoksa gerçek mi anlayamazsınız. "Filanca master programına yazıldım bilmem ne kadar para verdim ama bir ders bile gitmedim" veya "en popüler spor salonuna bilmem kaç bin liraya kaç yıl üye oldum ama daha hiç uğramadım" türünden ifadeler bu tuhaflıklardan bazıları. Aynı çay veya aynı yemeğe yüksek hatta bazen olmadık fiyat ödemeler de bu tuhaflıklardandır. İşte işin burasında mağrur edebiyatı ile gerçeği belki de saflığı ayırmak çok zor ve zaman gerektirmekte.

Mağrur edebiyatı öyle tuhaftır ki, ibadetlere ve hayır kurumlarına da karışabilir. Din adına konuştuğunu ve kutsal değerleri seslendirdiğini sanan kişilerin kendilerini ön plana aldıkları görülebilir. Yaptığı ibadet ve hayır işleriyle övünen kendini anlatmaya çalışan kişiler olabilir. Dolayısıyla mağrur edebiyatında hiçbir kişi ve yapı korunmuş değildir. Bir din adamı yapıp ettikleri ile kendini veya kendi çevresini anlatma çabası içindeyse bir ölçüde mağrur edebiyatı yapıyordur.

Bir öğretmen öğrencilerinin başarısı ile mutlu olmanın ötesinde övünme ve kendini anlatma çabasına giriyorsa burada da mağrur edebiyatından bahsedilebilir. Bir bilim insanı örneğinde de yine mağrur edebiyatına rastlanmaktadır. Bilimsel alanda yapılan sayısız çalışma, üretilen onca makale ve başarılı organizasyonlar bazı örneklerde kendini ifade etme ve gururlanmaya dönüşmektedir.

Başarı ile mağrur edebiyatı arasında hassas bir çizgi vardır anlaşılan. Mağrur edebiyatının günün birinde başarıya gölge düşürme olasılığı ise her zaman olasıdır. Ortada hiçbir başarı yokken, suni veya başkalarının başarıları ile yapılan mağrur edebiyatı örnekleri sırıtan bir görünürlüğe sahipken, başarılı kişilerin mağrur edebiyatları kolaylıkla anlaşılamayabilir. Ama yine de başarıyı gölgelediği durumlarda mağrur edebiyatı sırıtacak, sempatiyi antipatiye dönüştürecektir.

Bırakalım edebiyatı başkaları yapsın. Başarının hikayesini başkaları ölümsüzleştirsin. Mağrur edebiyatıyla başarı gölgelenmesin.

7 Mart 2017 Salı

sabreyle


Sabreyle



Gün gelir sırtını yaslarsın

Dün hiç görmediğin, üstüne basıp geçtiğin

Toprak, çamur, kir filan dediğin

Bir köşeye oturur kalırsın



Bir ağaç olur bazen, yerine göre bir taş

Hani budakları, sırtını acıtan yanları

Aklına bile gelmez o eski kötü yanları

Unutursun kendini bile arkadaş



Yukardan göründüğü gibi değildir zemin

Düşmeden görülmez, empatiyle bilinmez

Bakarsın bir gün beş para etmez

Yıllarca büyüttüğün, değer verdiğin



Hayat işte fidanım neylersin

Yanlış neydi ben kimdim ve neredeydim

Okumasa, çabalamasa ve bilmese miydim?

Hayır neydedir, sabret bakalım nerden bileceksin.






Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...