31 Ağustos 2015 Pazartesi

Radyo Frekansıma Özgürlük

Özgürlük: Ağzımızı doldura doldura, içimizden, tüm hücrelerimizle, Şairin ifadesiyle “efsunkar” oluşuyla aşkına tutulduğumuz cezbedici olgu. Tüm cazibesinin ve bir insan hakkı olmasının yanında ne yazık ki özgürlük, dünya üzerinde çoğu insan ve toplumun tam olarak ulaşamadığı bir ütopya. Bireysel, toplumsal, düşünsel vs sayısız alanda özgürlük olgusu aranabileceği gibi bu yazıda sanatsal, teknolojik ve kültürel özgürlük üzerine durulacaktır.

Bu yazıyı kaleme alma fikri bir bayram tatili için Ankara’dan Anamur’a yolculuk yaparken ortaya çıktı. Düşününce fark ettim ki aslında hep böyleydi. Çocukluğumdan beri hatırlıyorum; Anamur özellikle de yaylaları Türkçe radyoların yabancı radyoların yanında çok zayıf kaldığı bir yerleşim alanı. Onun içindir ki hep kaset veya cd doldurma alışkanlığı vardı ortaokul-lise yıllarımda. Hatta evdeki müzik setinin kayıt düğmesini bile bozduğumu hatırlarım. Görüyorum ki aradan geçen yıllar memleketimde radyo frekansı bağlamında çok bir gelişme olmamış. Ve bu durum karşısında çocukluğum ve gençliğimin birikimi ve şimdiki düşünsel arka planımla “radyo frekansıma özgürlük!” diye bağırmak istiyorum.

Bir yandan bağırırken bir yandan da acaba diyorum niye bu durum bu şekilde. Neden koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin güzel bir sahil kasabasında yabancı radyo istasyonları yerli olanlardan daha güçlü yayın yapabiliyorlar? Hadi Anamur küçük, merkeze uzak diyelim; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti var Kıbrıs Rum Kesiminden daha yakın. Ne yazık ki onun da birkaç radyo istasyonu var ve yıllardır aynı. Kırk bir kere maşallah, bu yıl 41. özgürlük yaşını kutladığımız Yavru Vatan radyo frekansı özgürlüğünün neresinde acaba?  Devlet büyüklerimiz daha iyi bilirler ama radyo-tv vb medya unsurlarının özgürleşmesi kültür, sanat ve teknoloji özgürlüğü bağlamında özellikle gelecek adına önemli bir gereksinim diye düşünüyorum.

Türkçe müzik dinlemek için TRT Radyo’dan başka çaremizin olmadığı Toros dağlarında yabancı radyo frekanslarının gayet güçlü bir şekilde yayın yapıyor olması ilginç değil midir? Türkçe müzik dinlemek isteyen özellikle de radyo yayını tercih eden insanımızın özgürce seçim yapabileceği çekim gücü yüksek radyo frekansları özgürlüğü bu haliyle olağan mıdır? Yoksa bizim toplumumuzun kültürel özelliklerinin, sanatsal uzaklığının ve teknolojik tüketiciliğinin bir sonucu mudur? Nedeni niçini tam bilinmez ama ortada bir özgürlük yoksunluğu bariz kendini göstermektedir.

Meseleyi milliyetçilik veya kolaycılık olarak değerlendirmekle saptırmayalım. Alıştığınız ve kendinizi mutlu hissettiğiniz radyo yayınlarını en çok gereksinim duyduğunuz uzun yol süresince dinleme isteği çok doğal ve samimi bir istek diye düşünüyorum. En sevdiğin şarkıları bir cd veya flash üzerinde kayıt etmemek de kolaycılık değil sadece bir tercih meselesi. Çünkü radyo yayını alışkanlığı kayıt ile karşılaştıramayacak derecede canlı, güncel ve gerçektir. O bir alışkanlık, yaşam biçimidir. Bilenler bilir, bazı radyolar ve radyo programları vardır ki sizinle birlikte büyür, sizinle birlikte yaşarlar.


Hadi biz neyse yılda bir veya iki kez uzun yola, güzel ülkemin radyo frekansı özgürlüğü olmayan yerlerine giderken, her gün yola giden uzun yol şoförleri veya oralardaki yerleşik insanların bu durumu özgürlük olgusunun neresindedir? Devletimiz veya diğer medya örgütlerimiz bu konuda ne düşünmektedirler? Son olarak da benim gibi bu durumla karşılaşan bireyler sessizliklerini ne zamana kadar koruyacaklardır? Radyo frekansımıza özgürlük diye gür sesle ve aktif bir hareket zamanı gelmedi mi?

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...