31 Aralık 2018 Pazartesi

öğrenmek için öğretmek


Yaşamak için yaşat

Yeni bir yılın ilk saati henüz dolmadı. Güzel dileklerin tebessümü sımsıcakken aklımdan geçenleri kaydetmek istedim. Binlerce güzel dileğim var. Bütün bu dileklerimin bir tanesinin bile unutulmasına göz yumamazdım. Kaybetmemek ve unutmamak için yazmalıydım. Her zaman olduğu gibi okutmak için değil, okumak için yazıyorum.

Mutlu olmak istiyordum herkes gibi. Huzurlu olmak istiyordum. Eminim ki binlerce insan aynı dilekleri paylaşıyor şu an benimle. Bir önceki yıldan daha güzel bir yıl yaşamak dileğinde milyarlarca insanla aynı duyguları paylaşmaktayım. Ancak şunu da biliyordum ki yine milyarlarca insan daha kötü bir yıl yaşamaya mahkum. Bunlardan biri de ben olabilirdim. Bu o kadar olağan ki. Peki ne yapabilirim? Daha iyi bir yaşamak için neler yapılmalı?

Yaşamak için yaşatmalıyım dedim kendi kendime. Durdum ve düşündüm biraz. Bu fikir kendi yaşam görüşümle de desteklendi hemen. Çoğunlukla öyle olmuştu 30 yıllık birikimim. Yaşattığım mutluluklarda en çok mutlu olduğum örnekler geldi aklıma. Ardından yaşattığım mutsuzluklar. Ve tabi ki en az yaşattığım kadar mutsuzluk da er ya da geç hayatımda yerini almıştı. O zaman neyi yaşamak istiyorsam onu yaşatmalıyım gibi bir çıkarımda buldum kendimi. Etkileyiciydi. Üzerine düşünmeye karar verdiğimde ise elim klavyede bu satırları birleştiriyordum.

Öğrendiklerim aklıma geldi. En çok öğretirken öğrendiğim gerçeğinde buldum düşüncelerimi. Meğer ne çok öğrenmemi öğretirken keşfetmişim. Hatta kendime ilişkin öğrenmelerim bile sesli düşünmelerimden birine rastlayıvermiş. Yıllarca öğrenci olarak ve sekiz yıldır da öğretmen kimliğiyle hep kendime konuşmuşum. Öğretirim sanarken daha çok öğrenmişim. Belki de ben öğrenmek için öğretmişim.  

İyi ki öğretmişim. Ne mutlu bana ki öğretimin içinde kalmayı seçerek öğretmen olma gibi bir fırsat yakalamışım. Çünkü ben aslında hep öğrenciymişim. İyi ki de öğrenci kalabilmişim.

İlk saatini geride bıraktığım yeni yıldan dileğim, öğrenmek için öğreten olma hedefim daim oldun. Ömrüm oldukça öğretim içerisinde kalayım. Öğretim içerisinde kaldıkça da sürekli öğreneyim. Kendi içinde her daim kendini yenileyen inovasyonlarla öğrenme aşkım sonsuz olsun. Umudum odur ki bu aşkı öğrencilerime tutuşturabileyim. Her yeni tutuşmada yeniden canlanan bir öğrenme aşkı ile bu hayatın son anına kadar yepyeni kalabileyim.


13 Aralık 2018 Perşembe

okul hayatın ta kendisi


KAR TATİLİ

Saçlarımda kar beyazı taneler,

İçimde üşüyen bir çocuk.

Bir umut der, kar tatili!

Hayat tatili olmayan bir yolculuk



Okul hayatın ta kendisi,

Hayatın insanları okulun öğrencileri olur.

Belki de bundandır üşüyenlerin beklentisi.

Kim bilir bir gün yürekler değil de üşümek yorulur.




10 Aralık 2018 Pazartesi

PİŞMANLIK DA ÇEŞİT ÇEŞİT


SONDAN BİR ÖNCEKİ PİŞMANLIK

sevmek masum

şiddete kılıf olmaz

kimse kimseyi kandırmasın

birinin iyiliğine şiddetle koşulamaz

sözlerdedir şiddetin özü

sana diyorum kendine al bu sözü

sondan önce sayısız pişmanlık vardır

ilk pişmanlıkta fırsatlar kaçırılmamalıdır


6 Aralık 2018 Perşembe

Bardağın Dolu Tarafını Görmek


Bardak

Bir yudum çayın sıcaklığını içinde hissederken gözleri bardak ile yanı başındaki kocaman yalnızlığa dalıp gitmişti. Belli ki çayın sıcaklığı yetmiyordu. Ve o an aklına bir klişe geliverdi. Hani dedi kendi kendine; çay kalabalıkları severdi? Yalnızlık, yaşayan bir gerçeklik olarak etrafını çepeçevre sararken, elindeki bardağı ve sonsuz güzellikteki dumanını fark etti. Dudaklarının kenarında tuhaf bir tebessüm belirivermişti o an. Öylesine oluvermişti, aniden, kendiliğinden.

Daldığı yerden hoşnut, çıkmayı istemeyen bir tebessümdü bu. Fark etmek bir kapı olmuştu dalıp gitmelerden bir öteki dalıp gitmelere. Bir bardak vardı. Hani o hep söylenen, bilinen.. Bardaktan utanmak diye bir şey olsaydı o an utanabilirdi. Ama bardak sıcaktı. Dumanı da sıcaklığının şahidi gibiydi. İyi ki de öyleydi. Yargılamıyor sadece yalnızlığa yoldaş oluyordu. 

Yarısı boştu belki ama dumanı o boş olan yarısını ve hatta daha fazlasını doldurmaktaydı. İçine çektiğin her yudumla biraz azaldığı sanılırken bardak kendini yeni ve başka şekilde doldurmaktaydı. İşte tam da bu doluluk, dalıp gidilen yerin en dolu tarafıydı. Bir an hep bu dolulukta kalmak, hiç azalmamak geçti içinden. İşte tam da o an azalma düşüncesiyle birlikte azaldığını hissetti. Bir anda bardağın tamamen bitmiş olduğunu fark etti. Birden içine bir üşüme geldi. ve kocaman bir boşluk.

Dalıp gidilen doluluktan bir anda boşluğa uyanmıştı. Dolulukla boşluğu saniyelerden daha az bir zamanda, aynı anın kesişiminde hissedebilmişti. Çevresi, vücudu ve özellikle bardağında değişimden bahsedilemeyecek bir zaman diliminde oluvermişti her şey. Bir rüyadan uyanır gibiydi. Yatak, oda, ve zaman neredeyse aynıyken kendisi kendi içinde iki farklı dünyayı yaşamaktı bu.

Ellerinde tuttuğu çay bardağı fazlasıyla doluyken bir anda bitivermişti. Ve aynı şey bir başka zaman bitmekte olan bir bardağın doluvermesiyle aynı olaydı. Bir anda oluveriyordu her şey. Bütün bunları çok sefer yaşamış ve her seferinde de üzerinden bir hayli zaman geçtikten sonra düşünerek anlayabilmişti. Kaçıncı seferiyidi ki, düşünmeleri olgunlaşmıştı.

Aslında bütün bardakların yarısı doluydu. Ve özünde bütün bardaklar yarımdı. Bu olgunlaşan düşüncelerin vardığı gerçekti. Olay anında, hayatın içindeyken pek farkında olmasa da kısa süre içinde bu gerçeğe ulaşabiliyordu. Gerçeğin ötesinde var olan asıl gerçek ise bardağı dolduran şeylerdi. Yarım olan bardağı tamamlayan şeyler. ya da tam tersi bardağı boşaltan şeyler. Kişisel olan, kişiden kişiye toplumdan topluma değişen şeyler.

Belki herkesin bardağı farklıydı ama özünde hepsi de yarımdı. Bunun farkına varanlar ise bir adım daha öndeydiler. Farkına varamayanlar ise kendi bardaklarını boş görürken diğerlerinin bardaklarını hep dolu görüyorlardı. Başkalarının bardağındaki boşlukları ise hiç mi hiç görmüyorlar veya göremiyorlardı. Bu boşluğu görebilmek aynı zamanda doluluğu doğru bir şekilde görebilmek demekti oysa. Boşluk ve doluluk birdi. Birbirinden ayrılamayan bütündü her ikisi. Bardağın gerçeği buydu. Bazen boş gelirken bazen dolu gelebilirdi. Ve bu o kadar doğaldı. İşin özü boşu ve doluyu birlikte kabul edip dolularla dolu dolu yaşayabilmek demişti olgunlaştığı zamanlardan birinde. Boş olan kısımla boş boş konuşmak veya boş boş oyalanmak ise tamamen kişisel tercihlerin sonucuydu.

Ve son bir yudum aldı bardağın o kocaman doluluğundan. Çayının hiç azalmadığını fark edişine umut dolu bir tebessüm eşlik etti. Ne de olsa bütün bardaklar yarımdı.

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...