Bir varmış pir varmış, öyle bir varlık ki ontolojik açıdan René
Descartes’ın düşünmesi kadarmış. Zamanın birinde (ki tarihi bile var:1938) bir Aşk
hikayesi yaşanmış. Hem de ne Aşk. Öyle bir aşk ki başka başka alanlara bile
konu olagelmiş on yıllardır. “Ekim filan da gider bu gidişle” diyen şair
mantığıyla bakınca daha uzun yıllar üzerinde konuşulacağa benzer. Irving ve
Fuex özelinden yönetim ve aşk yazınına malolan, halen yaşayan ve hep de
yaşayacağı düşünülen bu aşk hikayesi, özellikle de bilimselliği ve
gerçekliğiyle çağımızın aşıkları için model olmaya adaymış..
Güzeller güzeli Fuex, gözlerinin kahverengi, yüzündeki
tebessümü ve bakışlarındaki huzurla ilk görüşte aşık etmiş kendine genç bilim
insanı Irving’i. Kısa denebilecek bir süre içinde kendiliğinden oluşan kayıtsız
ve koşulsuz, efsane olmaya aday bir aşk; ideal aşk ne isterse aşıklardan tüm
hepsini karşılayacak cinstenmiş. Tam anlamıyla “etkili aşk” dense yeri. Etkililik
vardır ya hani; ortak hedeflere ulaşma derecesi olarak tanımlanır. Aşk bir
hedefse, Irving ile Fuex aşklarıyla etkililik kavramını ürettiler dense
yeriymiş. Zaten o günden sonra her kim herhangi bir alanda “etkililik”
kavramından söz edecek olsa bu aşka atıf yapacakmış.
Sadece etkililik mi.. Aynı zamanda “etkinlik” kavramı da
varmış birlikte üretilenler arasında. Yani aşkı besleyip büyütürken, her iki
kişi bağlamında bireysel istek ve hedefleri de eşgüdümlü karşılayabilme
bağlamında etkin bir aşkmış bu. Denge kavramı olmasa onu da bu ifadeler
bağlamında icat edeceklermiş sanki. Bu aşkı tarif ederken kullanılabilecek kelimelerden
birisiymiş tam olarak, “denge”. Etkililik ve etkinlik bağlamında bir dengenin
olduğu, hem ortak hedef olan aşkın hem de bireysel hedeflerin birlikte korunduğu
ve geliştiği bir aşk hikayesiymiş: Yönetsel Aşk..
Bir bilim insanı ya hani bizim Irving. Aşkı da bilimsel.
Tutturmuş bir “kabul alanı” hep onu söylemekteymiş. Neymiş efendim bu aşk
hikayesini Fuex’le birlikte yazacaklarmış. İlişkide her iki kişinin bazı
kararları isteyerek kabul edeceği bir alan, kabul alanı varmış ve bu alanı
karşılıklı anlayış ve iletişimle bulabileceklermiş. Küçük büyük herhangi bir
karar verme durumu olduğunda çift yönlü bir etkileşim ve işbirliği gibi beylik
laflar da cabası. Hatta bu konularda arkadaşı Simon’la bir hayli tartışmalar ve
beyin fırtınaları yaptığı da söylentiler arasındaymış. Sonradan “Rasyonel Karar” diye ortaya
çıkan Simon bu konuda arkadaşı Irving ve Aşkına çok şey borçluymuş. Dedik ya
başlarken, bu öyle bir aşk hikayesi ki sonradan birçok alana konu olmuş en
azından küçük de olsa etkilemiş.
Her ne kadar toplumsal algılarımızda ütopik gelse de, çift
yönlü etkileşim bağlamında Irving gibi düşünen birçok bilim insanı da yok değildir
hani. Örneğin Peter Blau “takas” kavramını ortaya atarak aşıkların karşılıklı
birbirini anlama ve yardımcı olma durumlarını açıklamaktadır. Benzer bir
yaklaşımla Amita Etzioni de “uyum” kavramını tartışmakta ve üç tür güç üzerinde
karşılıklı ilişkiyi açıklamaktadır. Irving’deki kabul alanı buradaki güç
türleri ile yakalanmak istenmektedir. Aşk hedefiyle çiftlerin sürekli bir “kaynaşma”
içerisinde olduğunu söyleyen Bakke ve “Sistem 4” yaklaşımı ile aşk etkileşimini
dört aşamada açıklayan Rensis Likert ortak hedefler ile bireysel hedeflerin
birlikte düşünülmesi konusunda Irving'e destek olmaktadırlar.
Yönetsel aşk hikayesini işbirliği ve denge merkezinde
kurgulayan Irving, Fuex ile bunu tüm dünyaya sunarken, benzer düşünen bilim insanlarının
yanında karşı çıkanlar da doğal olarak olacaktır. Mevzu Yönetsel Aşk olunca her
ne kadar mektepli olmasa da, yaşantı ürünü yönetsel aşkın kitabını yazan Taylor
efsanesi vardır örneğin. “Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk” diyen şair
mantığıyla ortak hedef için ölümüne çalışmayı vurgulayan Taylor, kişileri değil
de ortak hedef olan aşkı kutsallaştırırken; Yönetsel Aşk’ın akrostişini yazan Fayol
ve bunu geliştiren Gulick-Urwick romantizme davet etmektedirler Irving’ı. Bürokrasi, hiyerarşi gibi boyundan büyük
laflarıyla ayrı bir "karizma" yakalayan Weber ise yönetsel aşkın kişi bağlamını
ikinci plana atması ve klasik bir perspektiften bakmasıyla Irving ve Aşkına
karşı çıkanlardandır.
Bu kadar karşı görüşle darlanma sınırında yaşayan Irving ve
Aşkı, Hawthorne kafede kafa dağıtmaya gitmişlerdir ki, yönetsel aşk bağlamında
bambaşka bir bakış sahibi olan Elton Mayo ve arkadaşlarıyla karşılaşırlar.
Burada ortak hedef olan aşk olgusunun yerine bireyin sosyal ve psikolojik
gereksinimleri üzerinde yoğunlaşıldığı bir anlayış vardır. Yani etkililik
vurgusuyla darlanma üreten bir önceki guruptakilerin tam aksine Mayo ve
arkadaşları etkinlik vurgusu yapmaktadırlar. Etkililiği ve etkinliği birlikte
üreten ve bu ikisiyle denge temelinde efsanevi bir yönetsel aşk hikayesi yaşayan
Irving ve Fuex iyiden iyiye kafaları karışmış bir şekilde kafeden ayrılırlar. Kurt
Levin taksi durağından bir taksiye binerek eve gidip kafa dinleyelim demişlerdir
ki, taksici de başlar “güç alan analizi” “grup dinamiği” vs türünden konuşmaya.
O da özet olarak kafedekiler gibi konuşmakta ortak hedef olan aşk yerine
yönetsel aşkta insan ilişkilerine vurgu yapıyor ve demokratik bir aşk
ilişkisinin daha iyi ürünler vereceği, etkin olacağı türünden konuştukça
konuşuyordur.
Güç bela evlerine ulaşan yönetsel aşk hikayemizin başrol
kahramanları her iki bakış açısını da görmenin verdiği rahatlıkla kendi
kavramlarının değerini daha iyi anlamaktalardır artık. Ne bir tarafın
etkililiği merkeze alan bakış açısı ne de diğer tarafın etkinliğe odaklanan
bakış açısı tam anlamıyla onlarınkiyle kıyaslanabilecektir. Değil mi ki onlar
işbirliği içerisinde dengeli bir yönetsel aşk hikayesi üretmişlerdir. Aşkı kutsamasıyla
etkili, aşıkları ihmal etmeyişiyle de etkin, ideal aşkın yaşayan
temsilcileridir onlar. Negatif entropi üretmeleriyle de hep yaşayacaklar
sonsuza kadar. Denge ve işbirliğiyle..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder