X, bu yazı kapsamında bilinmeyen değildir. Aksine herkesin
çok yakın bulacağı, toplumsal bir gerçek olan X aramızda, bir kişidir.
Canlı kanlı senin benim gibi bir kişi. Zaman zaman kendini X olarak bulmayan da
yok gibidir neredeyse. Dolayısıyla hepimiz X’iz diye bağırsak yanlış
olmayacaktır.
Genelde ebeveynlerin çocuk yetiştirme süreçlerinde görünür
olur bu X olma durumu. Çok da sık görünür hani. Çocuk için daha o doğmadan
belirlenen doğrular onun iyiliği için sırayla ona uygulanır. Bu uygulama gün
gelip de çocuk kendinin farkına varmaya başladıkça bir şekilde sekteye
uğrayacaktır. Tam da burada başlar bizim konumuz. Çocuğa rağmen çocuk için,
uygulama devam ettirilmek istenir.
Sonrasında eğitim kurumlarında görürüz benzer süreçleri. Tüm
bileşenleri ile eğitimciler öğrenciye rağmen öğrenci için bir mücadeleye
girişirler. İyisiyle kötüsüyle her birimizin hafızasında bu bağlama ilişkin
örnekler oldukça fazla bir şekilde bulunmaktadır.
Ve sonra iş hayatı, evlilik hayatı, vb. birçok yaşam alanında
devam eder bu durum. Toplumsal bir yaradır anlaşılan. Çoğu yarada olduğu gibi
maruz kalırken eleştirilirken, roller değişince yine aynısı yapılır. Ne yazık
ki! Dünün çocukları ebeveyn, öğrencileri öğretmen olduklarında, bu yara kendini
yeniden üretmektedir. Annesi, babası ve öğretmenine kızan gençlerin çoğu annesi
gibi bir anne, babası gibi bir baba ve öğretmeni gibi bir öğretmen olmaktadır.
En azından çoğunluk böyledir.
Belki de öyle olması gerekiyordur diye düşünülebilir. Sonuç
itibariyle kimsenin X e rağmen X için davranırken kötü niyetli olduğunu
söyleyemeyiz. Öte yandan kötü bir amaçları olmaması yaptıklarının iyi olduğu
anlamına gelmemektedir. Şu bir gerçektir ki, herkes kendi hayatını yaşar. Bir
kişinin başka bir kişinin hayatını o kişiden daha çok düşünmesi normal bir ruh
hali değildir. Olması gereken bireylerin kendi hayatlarını kendi doğalarını
göre yaşamalarıdır. Ve diğer insanlara düşen de saygı ve empati süreçlerini
içeren duygusal zekalarını kullanmak olmalıdır.
Oblomov romanında bu konuya ilişkin birçok örnek bulunabilir.
Sholts ve Olga’nın Oblomov için tasarladıkları ve düşündükleri hayat Oblomov’un
gerçekliğinden bir hayli uzaktır. Oblomov’un en yakın arkadaşı Sholts ve aşkı
Olga, Oblomov’a rağmen Oblomov için çabalamışlardır roman boyunca. Bütün olarak
değerlendirildiğinde hem kendileri hem de Oblomov bir hayli yıpranmıştır bu
süreçte.
Kartal yumurtası örneği verilir kişisel gelişim kitaplarında.
Biliriniz işte, bir kartal yumurtası tavuk kümesine düşer. Civcivlerle birlikte
kuluçkadan çıkar ve bir tavuk gibi büyütülür. Ta ki kanatları ve gagası tam
belirginleşene kadar. Her ne kadar tavuk gibi beslenip kümeste yaşamaya mahkum
edilse de doğasında o bir kartaldır. Ömrünü kümeste tamamlasa bile tam olarak
bir tavuk olamayacaktır. Ve hep gözleri gökyüzünde kendi doğasında olduğu gibi
kartalları arayacaktır.
Tam tersi durum da söz konusudur toplum hayatında. Bir tavuk
doğasına sahipken bir kartal gibi ailesi tarafından yetiştirilen kişiler
vardır. Gün gelip bir şekilde hayatın gerçekleri ile karşılaşınca asıl olan
ortaya çıkacaktır ne yazık ki. Ailesi tarafından prens ve prensesler gibi
büyütülen ve kendini öyle zanneden kişilerin okul veya iş hayatlarında
karşılaştıkları durum bu gerçeğin ifadesidir. Hatta çoğu örnekte yetiştirilme
sürecinde var olan yeteneklerin de yok edildiği anlaşılmaktadır. Bir yandan
olmayanı var gibi gösterirken olanları da yok eden bir eğitim çelişkisidir tam
olarak bu durum.
“X için X e rağmen” ifadesiyle kavramsallaştırmak istenen bu
durumun yanlışlığı açık olarak ortadadır.
Karşılıklı konuşma, işbirliği ve kabul alanı işletilmeden bir kişinin
iyiliğini istemek sonuç vermeyecektir. Bu kişinin çocuğumuz, öğrencimiz, eşimiz
ve yakın uzak çevremiz olması çok bir farklılık göstermemektedir. Eğer
gerçekten X in iyiliği isteniyorsa, yöntemsel farklılıklar denenebilir. Aynı
şeyi farklı bir yöntemle bambaşka bir şekilde anlatabilir ve X ikna edilerek
rağmen durumu ortadan kaldırılabilir. Z kuramı ikna konusuna önem verirken,
kişilerin gelişime ikna edilmesini/edilebileceğini önermektedir.
İkna, konuşma ve işbirliği önemli bir yöntemsel araç olmakla
birlikte kişinin doğası ve tecrübeleri de hiçbir zaman unutulmamalıdır. Oblomov
örneğinde iyi ve güvenilir bir arkadaş olan Sholts kaç kez ikna etse de Oblomov
bir süre sonra kendi doğası ve yaşanmışlığını dinleyerek vazgeçmiştir. Aşk gibi
çok güçlü yetkisiyle Olga bile, Oblomov’u ikna edememiştir. Dolayısıyla X için
X e rağmen bir tutum yoruculuğunun yanında sonuçlarıyla da mantıklı
gözükmemektedir.
Bu yazıyla ailenin çocuğu, öğretmenin öğrencisi veya aşığın
da sevdiği için çabalama durumu değil, bu süreçteki yöntemi eleştirilmektedir.
Bir gerçek olarak kişiliğin çok değişmeyeceği, kişiliğe odaklanmadan diğer
çabaların yoruculuğu ve sonuçsuzluğu belirtilmektedir. Çocuğuna, öğrencisine ve
sevdiğine yardım etmek isteyen bir kişi ilk iş olarak o kişiyi çok iyi
tanımalıdır. Bir doktorun iyice muayene etmeden reçete yazmaması gibi. Veya bir
matematik problemini çözmedeki gibi. Anlamadan bir soruyu çözemezken nasıl olur
da başka bir insana yardımcı olabiliriz?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder