7 Temmuz 2016 Perşembe

X İÇİN X’E RAĞMEN


X, bu yazı kapsamında bilinmeyen değildir. Aksine herkesin çok yakın bulacağı, toplumsal bir gerçek olan X aramızda, bir kişidir. Canlı kanlı senin benim gibi bir kişi. Zaman zaman kendini X olarak bulmayan da yok gibidir neredeyse. Dolayısıyla hepimiz X’iz diye bağırsak yanlış olmayacaktır.

Genelde ebeveynlerin çocuk yetiştirme süreçlerinde görünür olur bu X olma durumu. Çok da sık görünür hani. Çocuk için daha o doğmadan belirlenen doğrular onun iyiliği için sırayla ona uygulanır. Bu uygulama gün gelip de çocuk kendinin farkına varmaya başladıkça bir şekilde sekteye uğrayacaktır. Tam da burada başlar bizim konumuz. Çocuğa rağmen çocuk için, uygulama devam ettirilmek istenir.

Sonrasında eğitim kurumlarında görürüz benzer süreçleri. Tüm bileşenleri ile eğitimciler öğrenciye rağmen öğrenci için bir mücadeleye girişirler. İyisiyle kötüsüyle her birimizin hafızasında bu bağlama ilişkin örnekler oldukça fazla bir şekilde bulunmaktadır.

Ve sonra iş hayatı, evlilik hayatı, vb. birçok yaşam alanında devam eder bu durum. Toplumsal bir yaradır anlaşılan. Çoğu yarada olduğu gibi maruz kalırken eleştirilirken, roller değişince yine aynısı yapılır. Ne yazık ki! Dünün çocukları ebeveyn, öğrencileri öğretmen olduklarında, bu yara kendini yeniden üretmektedir. Annesi, babası ve öğretmenine kızan gençlerin çoğu annesi gibi bir anne, babası gibi bir baba ve öğretmeni gibi bir öğretmen olmaktadır. En azından çoğunluk böyledir.

Belki de öyle olması gerekiyordur diye düşünülebilir. Sonuç itibariyle kimsenin X e rağmen X için davranırken kötü niyetli olduğunu söyleyemeyiz. Öte yandan kötü bir amaçları olmaması yaptıklarının iyi olduğu anlamına gelmemektedir. Şu bir gerçektir ki, herkes kendi hayatını yaşar. Bir kişinin başka bir kişinin hayatını o kişiden daha çok düşünmesi normal bir ruh hali değildir. Olması gereken bireylerin kendi hayatlarını kendi doğalarını göre yaşamalarıdır. Ve diğer insanlara düşen de saygı ve empati süreçlerini içeren duygusal zekalarını kullanmak olmalıdır.

Oblomov romanında bu konuya ilişkin birçok örnek bulunabilir. Sholts ve Olga’nın Oblomov için tasarladıkları ve düşündükleri hayat Oblomov’un gerçekliğinden bir hayli uzaktır. Oblomov’un en yakın arkadaşı Sholts ve aşkı Olga, Oblomov’a rağmen Oblomov için çabalamışlardır roman boyunca. Bütün olarak değerlendirildiğinde hem kendileri hem de Oblomov bir hayli yıpranmıştır bu süreçte.

Kartal yumurtası örneği verilir kişisel gelişim kitaplarında. Biliriniz işte, bir kartal yumurtası tavuk kümesine düşer. Civcivlerle birlikte kuluçkadan çıkar ve bir tavuk gibi büyütülür. Ta ki kanatları ve gagası tam belirginleşene kadar. Her ne kadar tavuk gibi beslenip kümeste yaşamaya mahkum edilse de doğasında o bir kartaldır. Ömrünü kümeste tamamlasa bile tam olarak bir tavuk olamayacaktır. Ve hep gözleri gökyüzünde kendi doğasında olduğu gibi kartalları arayacaktır.

Tam tersi durum da söz konusudur toplum hayatında. Bir tavuk doğasına sahipken bir kartal gibi ailesi tarafından yetiştirilen kişiler vardır. Gün gelip bir şekilde hayatın gerçekleri ile karşılaşınca asıl olan ortaya çıkacaktır ne yazık ki. Ailesi tarafından prens ve prensesler gibi büyütülen ve kendini öyle zanneden kişilerin okul veya iş hayatlarında karşılaştıkları durum bu gerçeğin ifadesidir. Hatta çoğu örnekte yetiştirilme sürecinde var olan yeteneklerin de yok edildiği anlaşılmaktadır. Bir yandan olmayanı var gibi gösterirken olanları da yok eden bir eğitim çelişkisidir tam olarak bu durum.

“X için X e rağmen” ifadesiyle kavramsallaştırmak istenen bu durumun yanlışlığı açık olarak ortadadır.  Karşılıklı konuşma, işbirliği ve kabul alanı işletilmeden bir kişinin iyiliğini istemek sonuç vermeyecektir. Bu kişinin çocuğumuz, öğrencimiz, eşimiz ve yakın uzak çevremiz olması çok bir farklılık göstermemektedir. Eğer gerçekten X in iyiliği isteniyorsa, yöntemsel farklılıklar denenebilir. Aynı şeyi farklı bir yöntemle bambaşka bir şekilde anlatabilir ve X ikna edilerek rağmen durumu ortadan kaldırılabilir. Z kuramı ikna konusuna önem verirken, kişilerin gelişime ikna edilmesini/edilebileceğini önermektedir.

İkna, konuşma ve işbirliği önemli bir yöntemsel araç olmakla birlikte kişinin doğası ve tecrübeleri de hiçbir zaman unutulmamalıdır. Oblomov örneğinde iyi ve güvenilir bir arkadaş olan Sholts kaç kez ikna etse de Oblomov bir süre sonra kendi doğası ve yaşanmışlığını dinleyerek vazgeçmiştir. Aşk gibi çok güçlü yetkisiyle Olga bile, Oblomov’u ikna edememiştir. Dolayısıyla X için X e rağmen bir tutum yoruculuğunun yanında sonuçlarıyla da mantıklı gözükmemektedir.

Bu yazıyla ailenin çocuğu, öğretmenin öğrencisi veya aşığın da sevdiği için çabalama durumu değil, bu süreçteki yöntemi eleştirilmektedir. Bir gerçek olarak kişiliğin çok değişmeyeceği, kişiliğe odaklanmadan diğer çabaların yoruculuğu ve sonuçsuzluğu belirtilmektedir. Çocuğuna, öğrencisine ve sevdiğine yardım etmek isteyen bir kişi ilk iş olarak o kişiyi çok iyi tanımalıdır. Bir doktorun iyice muayene etmeden reçete yazmaması gibi. Veya bir matematik problemini çözmedeki gibi. Anlamadan bir soruyu çözemezken nasıl olur da başka bir insana yardımcı olabiliriz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...