Son günlerde bir oyun
dolaşıyor herkesin dilinde. Pokemon Go. Görünüşe bakılırsa bir hayli
konuşulmaya devam edilecek gibi. Biraz araştırıldığında bu ilginin yersiz
olmadığını hemen görebiliyorsunuz. Gerçekten zekice ve yaratıcı (creative) bir
tasarım var ortada.
Kim ne yönüyle yaklaşırsa
yaklaşsın, çoğunlukla negatif eleştirilerde bile oyunun değeri hissediliyor. Bu değeri üreten en önemli etken de tasarımın
temelindeki yaratıcılık. Yaratıcılık bilindiği gibi inovasyonun temeli. Dolayısıyla
karşımızda başarılı bir inovasyon örneği var. Eksik yönleri kuşkusuz olabilecektir.
Sonuçta oyunu piyasaya süren bir şirket. Temel amacı da doğal olarak bizim
eleştirdiğimiz konular değildir.
Oyunun bireysel ve toplumsal
zararlarına odaklanmaktansa, inovatif yönüne odaklanma düşüncesindeyim. Bir
eğitimci olarak özellikle de eğitim yönetimci olarak bu inovasyon örneğini
destekliyorum. Yiğidi öldürmeyi başkalarına bırakarak, bu yönünün üzerine
gitmeyi seçiyorum. Gerçekten sanal oyun bağlamını yeniden yorumlaması, bilinen
bir çizgi filmden bambaşka bir tasarım üretmesi ve teknolojiyi yeni bir boyuta
taşımasıyla bu oyun, tam bir inovasyon örneği.
Bundan 15-20 yıl önce
çizgi film olarak hayatlarımıza giren Pokemon,
bugün bambaşka bir tasarımla, Pokemon Go isimli bir oyun olarak
karşımızda. Değişen çok şey var elbette. Değişimin pozitif yönü olarak
inovasyon kokuyor her ayrıntıda. Değişmeyen ise insanları cezbetme becerisi. Ayrıca
teknolojiyi zeka ile buluşturarak yeni bir boyuta taşıması da bu cazibenin
kapsamını genişletiyor. Her yaştan insanı cezbedecek bir kapsama alanı.
Peki, bu oyundan yola
çıkarak eğitim sistemimizin 20 yıl öncesi ile bugünü arasında bir düşünsek, değişenler
ve değişmeyenler neler olur acaba. Eğitim sistemimizdeki 20 yılı değil de 50
yılı incelesek, benzer bir inovasyon örneği bulabilir miyiz?
İlk bakışta FATİH projesi
geliyor insanın aklına. Her ne kadar uygulamada istenen düzeyde olmasa da gelecek
için umut veren bir vizyona sahip proje. Neredeyse alt yapı olarak da bitmek
üzere. Şimdi yapılması gereken teknolojik inovasyonu ürün inovasyonuna dönüştürmek.
Başka bir ifade ile devletin sağladığı bu imkanlarla inovatif uygulamalar
geliştirmek ve cezbedici öğrenme süreçleri üretmek. Tıpkı herkesin elindeki
telefonla Pokemon kovaladığı oyunun inovatif perspektifinde olduğu gibi. FATİH
projesiyle ulaşılabilir hale gelen teknoloji, öğrenci ve öğretmenlerimiz için öğrenme
uygulamalarını bambaşka bir boyuta taşıyabilir. Yapılması gereken bir an önce
negatif eleştirileri bırakıp nasıl katkı yaparım düşüncesinde olmak.
Gelecek biz istesek de
istemesek de geliyor. Hem de çok hızlı. Görünen o ki inovasyon geleceğin
anahtar kavramlarından. İnovasyon merkezli düşünce ve uygulama Pokemon Go
olarak karşımızda. Ve üretici şirket, gelecek bağlamında bir adım önde. Öyle
anlaşılıyor ki bu bağlamı görece daha önce anlayan diğer kişi ve kurumlar
geleceği yönetebilecek, diğerleri de negatif eleştirmekle kalacak. Tıpkı şimdi
olduğu gibi. Bir an önce kendimize gelmeli yaptığımız iş her ne ise yaratıcı
fikirler temelinde inovatif tasarımlara kafa yormalıyız. Yarına kalmak için..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder