28 Şubat 2016 Pazar

Yürüme Mesafesi



“Beraber yürüdük biz bu yollarda” diye başlayan ve “bana her şey seni hatırlatıyor” diye biten güzel bir şarkı dörtlüğüne selam ederek başlasın bu yazı. Nerede biter kim bilir. “Hangi hikaye başladığı yerde bitmemişti ki” diyen yazara kalırsa bu çok da zor bir tahmin değildir ya, bekleyelim görelim biz en iyisi.

Zordur beraber yürümek. Aynı zamanda güzeldir. Zorluğu da güzelliği de işte tam da buradan gelmektedir. Gün gelir her şey birbirini hatırlatır beraber yürüme zahmetine katlananlara. Gün ne zaman gelecektir orasıysa sabredenlere malum. Dışardan bakanlara göre ne çabuk ve zahmetsiz gelmektedir oysa. Bir de sabredene sorsak birlikte ıslanılan yağmurlardan, aşılan tepelerden, sıkıntılardan ve bir sürü zahmetten ancak haberdar oluruz. Bütün bunlardan hiç de şikayetçi değildirler. Sabredebildiğine, dayanabildiğine göre güzellikler tarafından bakmıştırlar hep, diğerleriyse tuz biber olarak görülmüştür sadece.

Olay özünde bakış açısındadır. “bana her şey seni hatırlatıyor” cümlesindeki içerik kişinin anlam dünyasıyla doğru orantılı olarak şekillenmektedir. Kimine göre yürüme mesafesi olan bir yol kimine göre otobüsle kimine göre de taksiyle gidilecek bir yoldur ya hani. İşte bu da öyledir. Yol tarifi verirsiniz bir arkadaşa, yürümesin yorulmasın diye otobüse binsin istersiniz sonra size sitem eder ne gerek vardı yürüyerek de gidilebilirmiş diye. Veya tam tersi hava güneşli yürüsün güzel güzel dersiniz yorulduğundan şikayetler ve arabayla gitseydimler duyarsınız. Herkesin yürüme mesafesi algısı farklıdır çünkü. Kendi bireysel özelliklerinin ve daha önceki yürüdüğü yolların farklılığından..

Hayat ya işte kızamazsınız kimseye. Kendinize kızarsınız en iyisi. Bireysel farklılıkları gözönünde bulundurmamaktan hayıflanırsınız ve bir sonraki kişiye verecek olduğunuz yol tarifinde “ileriye doğru ket vurma” olarak taşırsınız bu öğrenmeyi. Çaresizliği asıl. Bu da bir diğer yanlıştır. Bir başkasında gördüğümüz yanlışın faturasını bundan hiç haberi olmayan başka birine ödetirsiniz. Yazık!

Haksız değilsinizdir hani. Sütten ağzınız yanmıştır bir kere. Süt ve süt ürünlerinin önünden bile geçmeyişiniz mazur görülebilir. Şairin “affet! Bir kazazede olduğum için her denizden korkuyorum” dizesi ne kadar anlamlıdır. Deniz dalgalarıyla yelkenleri kırılan, gövdesi parçalanan, alabora olmaktan son anda kurtulan bir geminin kaptanı olarak durgun sulardan bile ürkmektedir. Kim haksız diyebilir ki şaire. Anlayıştan başka ne gelir elden..

Yine bir yazarın güzel ifadeleriyle: “..ve bir ayetin sıcaklığı sarıyor yüreğimi: Allah sabredenlerle beraberdir..”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...