4 Ocak 2017 Çarşamba

Kuantum Evlilik




“Oysa severek evlenmiştik” dedi. Severek evlenmiştik öncesindeki “oysa” bağlacına bakılırsa bir pişmanlık, bir şaşkınlık ve bir hayal kırıklığı olduğu açık olarak görülüyordu.  Tam da burada bir Küçük Prens saflığında sormak istedim, “severek evlenmek” ne demek? Sevmeyerek evlenmek mümkün mü acaba? Görücü usulü evlilik diye bir gelenek var; bu geleneğe sevmeyerek evlilik diyebilir miyiz? Beşik kertmesi veya dışarıya kız mı verilir anlayışıyla yapılan zorunlu evlilikleri nereye koyacağız? İlk gençlik yıllarının saflığına vefa olarak ortaya çıkan bir yönüyle zorunlu evlilikler nereye konulur peki? Sosyal paylaşım ortamları veya evlilik siteleri üzerinden evlilikler nerededir acaba? Bir tercih olarak artan orana sahip mantık evlilikleri sevmeyerek evlilik olarak düşünülebilir mi? Son yıllarda oldukça popüler olan evlilik programları ile sevginin ve evlenmenin kesişim kümesi nasıldır?

Tüm bu sorulardan önce sorulması gereken sevginin ne olduğudur aslında. Sahi ya sevgi nedir? Sevgi ne olmalıdır? Özellikle evlilik bağlamında sevgiye ilişkin algının karşılıklı benzerliği ne kadardır? Ne kadar olmalıdır?

Sevgi, soyut bir kavram olarak her bireyde farklı bir anlama sahiptir çünkü. İki birey bir araya geliyorsa sevgi temelinde ilk önce sevgiye ilişkin algıları, beklentileri ve yaşantıları benzer olmalı değil midir? Çünkü “severek evlenmiştik” ifadesi karşılıklı bir sevgiden bahsetmektedir. Dolayısıyla sevgi kavramı müşterek olarak düşünülmek zorundadır. Kişi kendini, sevgiye ilişkin algılarını, beklentilerini ve yaşantılarını çok iyi tanımalı ve karşısındakine çok iyi-açık-doğru anlatmalıdır. Ve anlamalıdır.

Anlatmak, anlamak ve anlaşılmak üzerine de düşünülmeli demek ki. Sevgi söz konusu olunca insan kendine bile bir şeyler anlatamazken, neyi nasıl anlatacak ve ne kadar anlaşılacak orası da ayrı bir tartışma konusu. Belki de evlilik için sadece sevmek olgusunun yeterli olmadığı anlaşılmalı buradan. Soyut olan sevginin soyut ve somut başka şeylerle desteklenmesi de evlilik için yeterlik referansları olarak düşünülmeli. Mutluluk gibi, seviyorsun ama mutlu değilsin veya mutlu olamayacağını düşünüyorsun. Kültür gibi, seviyorsun ama aynı evde birlikte yaşamanızı zorlaştıracak derecede kültürel farklılıklar var. Sosyoekonomi gibi, seviyorsun ama bir ömür seni bekleyen sıkıntılar şimdiden görülüyor.

Dolayısıyla evlilik o kadar da özgür düşünceyle yapılabilen bir şey değil. Tüm bu sayılan değişkenlerin etkisini yok saysanız bile aşkın kölesi olmuşsunuz demektir. Yine ortada tam olarak özgürce verilen bir karar olduğu söylenemez. Sevmek özgürlüktür özünde. İki kişi arasında hür iade ile oluşan sevgi bağı sevginin doğasındaki özgülüğe en yakın olan aşamadır. Burada bile iki kişinin algı, beklenti ve yaşantıları bir şeyler götürmüştür sevginin özgürlüğünden. Severek evlenmek, kavramı işte bu şekilde başlayan ve evlilikle sonuçlanan bir süreç için kullanılır. Aslında kavram “sevgililikle başlayan evlilik” olmalıdır. Diğer evlilik çeşitlerinde de severek evlenilebilir çünkü. Sevmek özgür bırakılmalıdır.

Sevmenin özgürlüğü sevgilikle başlayan evliliklerle sınırlandırılmamalıdır. Sevgililikle başlayan evliliğin karşıtı olarak konumlandırılan görücü usulü evliliklerde de sevmek, sevginin doğasındandır. Kimileri yıllarca görür, görüşür kimileri de bir kere görmeyle sevebilir. Her bireyin her bir şeyi gibi sevgisi de farklıdır. Dolayısıyla klasik bir bakışla şu kötüdür şu iyidir yanılgısına düşülmemelidir. Sürekli iyi veya sürekli kötü bu çağda kalmamıştır. Kişiye, duruma ve zamana göre bir olgu farklı birçok sonuç üretebilir.

Bu şekilde bakılmayınca, sevgililikle başlayan evliliklerin boşanma oranları ile görücü usulü evlenmelerin baskı oranları karşılaştırılır hep. Bir taraf diğer tarafı bunlarla vurmaya, kendini haklı çıkarmaya çalışır. Birinde hür iradenin olmadığı veya tek taraflı olduğu diğerinde ise hür iradenin fazlalığı konuşulmalıdır oysa. Akıl, var olan tüm uygulamaların iyi yönleri konuşma ve oraya odaklanmayı önceler aslında. Taraftarlık ve klişeler nereye kadar sürdürülebilir ki? Çağdaş olan sırf çağdaş olduğu için düşünmeden kabul edilemeyeceği gibi, toplumca dışlanan da sırf toplum öyle dedi diye düşünmeden kabul edilmemelidir.

İdeal bir evlilik tüm seçeneklerin iyi yönlerinin birleştirildiği yeni bir seçenekte aranabilir. İşin aslı çağdaş olan bu yöntemdir. Kuantum evlilik olarak kavramşallaştırılabilecek bu yeni seçenekte, sevgililikle başlayan, görücü usulü ve diğer tüm evlilik çeşitlerinin iyi yönlerinin harmanlanmasını kapsamaktadır. Burada taraf olmamak insana taraf olmaktır. İnsan temelli bir anlayışla klasik ve toplumsal klişelerin ve bunların ürettiği antitezlerin sentezine ulaşılmak neden mümkün olmasın? Ne aileler mutsuz olsun ne de kişiler yorulsun, tüm evlilikler severek olsun ve sevgi olabildiğince özgür kalabilsin diye..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...