30 Nisan 2017 Pazar

HAYDİ SÖYLE


Öyle diyordu şarkıda Tatlıses, “haydi söyle onu nasıl sevdiğimi”.. Şimdilerde yepyeni bir inovasyonla yeniden yaratılan şarkı, Kalben tarafından seslendiriliyor. Demek söyleme, her dönemde yeniden yaratılan bir gereksinim. İnsanlar "söyleme" eylemine bir isteğin ötesinde gereksinim olarak bakıyorlar. “Söylemesen çatlarım” türünden ifadeler hep bundan. Söylemek bir gereksinim. Hatta bazen zorunluluk derecesinde bir gereksinim.

Öte yandan sabretmek de bir gereksinim. Kendinle savaşma pahasına bir gereksinim. Haksızlık ve kırgınlık almış başını giderken, içinden bir ses “haydi söyle” derken, sabredersin. Sözlerin esiri olmamak için. Kendi değerine değer verdiğin için. Doğru da olsa, senin doğruların bu yanlışları söylemeye izin vermediği için. Çirkine çirkin demenin kendi bakışına zarar vereceğinden çekindiğin için. Kendi değerlerinin ve sevdiklerinin hatırı için. İlk önce kendine olan saygın için.

Evet evet kendimiz için. Birileri kötülüğü yaşatırken onu ifade etmek bize düşmemeli. Bizim gözlerimiz ve kelimelerimiz başkalarının çirkinlikleri ile kirletilmemeli. İstemeden de olsa maruz kalınan çirkin söz ve davranışlar bizim zihnimizde ve kelimelerimizde aynı seviyede yankı bulmamalı. Çünkü yanlışı ifade ederken bile yanlışın, yanlışların ve yanlışlığın literatürünü kullanmamalıyız. Doğru isek eğer, ifadelerimizde de doğruluğun, doğruların ve doğrunun literatürünü taşımalıyız. Doğru ve yanlış iki ayrı dil ise eğer yanlışlığın dilinin doğruluğu istila etmesine inin vermeyelim.

“Rüyalarda gördüğümüzü” söyleyelim. Bunda ne olacak Ki? Ama kabusları ne görelim ne de görenlere tercümanlık edelim. Bizim hayatımızda kabuslar olmamalı. Başkalarında da olmasın gönül ister ki. Ama orası bize kalmıyor çoğunlukla. Bize düşen kimsenin kabusuna girmemeye çalışmak. Huzuru yaşamak ve yaşatmaya çalışmak. Derdi ya “her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa” diye. Aynen öyle.

Sevgili ben, güzel düşün, çok düşün, önce düşün; sonrasında iyilik ve güzellik olsun. Hatalar mı? Hatalar da doğamızdan. Boş vaktinde bol bol onları da düşün. Söyleme kısmına gelince “şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle”. Çok düşün az söyle, öz söyle.

Tüm bunlardan sonra hala kötü söz duyar mıyım? Dünya hali duyabilirsin. Ama “seni bilen bilir bilmeyen de kendi gibi bilir” anlayışıyla duymazdan gelirsin. “Kötü söz sahibinin” der eskiler. Kendine bakar, olumlu görmeye çalışır ve sabredersin her şeye. Ne kötü söz söylemeye ne de söylenmeye değmez hayat, sabretmekse gerçekten büyüklük.

Nihayetinde gün dönümlü, hayat ölümlü değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...