24 Mart 2015 Salı

İçimizdeki Kuş - Şeker Portakalı - Liderlik

Öz-Liderlik Bağlamında İçimizdeki Kuş ve Şeker Portakalı
Liderlik ilk önce öz-liderlik gerektirir. Yani bir kişinin liderliği ilk önce kendi hayatının yönetiminde kendini hissettirmek durumundadır. Bir kişi kendi öz-yönetiminde fark yaratan bir liderlik ortaya koyamamışsa herhangi bir liderlik pozisyonu üstlendiğinde orada da çok farklı bir performans beklenmemelidir. Bir mucize olmadığı sürece o pozisyonda sıradan bir yönetim sergileyeceği kolaylıkla öngörülebilir. Öğretmen liderliği örneğinde, 22 yıllık geçmiş yaşamında kendi öz-yönetiminde lider olamayan bir öğretmenin, atanıp sınıfa girer girmez liderler yetiştirme vizyonuna sahip liderlerin lideri bir öğretmen olması düşük bir olasılıktır.

Liderlik olgusunun etkili yönetim gereksiniminden doğduğu düşünüldüğünde bu durumun gelecek için istendik olmayacağı ve kabul edilemeyeceği de bir gerçektir. Öz-liderlik, her kişi ve toplum bağlamında etkili bir yönetim hedefinde üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Öz-liderlik üzerine düşünürken ilk akla gelen bunun kaynağıdır. Nerden gelmektedir bu öz-liderlik olgusu? Kimlerde vardır? Öğrenilebilir mi? Geliştirilebilir mi?

Bütün diğer liderlik türleri gibi bunun da iki kaynağı olduğu söylenebilir. Birincisi genler, yani doğuştan getirdiğimiz yönü, ikincisi de çevrenin etkisiyle kazandığımız yönüdür. Biz bu yazıda ikincisi üzerinde düşünmeye çalışacağız. Yani çevresel değişkenlerle öz-liderlik olgusunun ne yönde şekillenmekte olduğunu irdeleyeceğiz elimizden geldiğince. Tam da bu bağlamda tüm okurlarının yüreğinde eşsiz bir yeri olan Zeze (Şeker Portakalı) örneği daha açıklayıcı olacağı düşüncesiyle ele alınacaktır.

İçinde şarkı söyleyen bir kuş olduğuna inanmaktadır küçük Zeze. Ve yaşamak ağrısının getirdiği diğer dış seslerle “büyümek” olarak isimlendirilen bir süreç sonucunda içindeki kuşun susmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Ne yazık ki bunun doğal bir şey olduğu öğretilmiştir çevresindekilerden. Hepimize öğretildiği, hepimizin öğrendiği gibi.. Öyle ya büyümek için çocukça iç konuşmalardan sıyrılabilmek gerekmektedir!

İşte tam burada hep çocuk kalabilme, içimizdeki kuşa özlem duyma, hep özlediğimiz o çocuk yanımızı geri isteme düşüncesi çözüm olarak önerilmektedir. Öz-liderlik bağlamında bize gerekli olan temel itici gücün içimizdeki kuş olduğu düşünülmektedir. Çocukken öğrenmemizi, eğlenmemizi, mutlu olmamızı, hüzünlerimizi yönetmede sıkça başvurduğumuz içimizdeki kuş ilerleyen büyüme sürecinde bastırılmaz, hatta gelişmesi yönünde çabalanırsa öz-liderlik gelişimi daha etkili olacaktır.

Büyüme sonucu içimizdeki kuşun yok edildiği, gitmek zorunda bırakıldığı durumlarda ise, “sanki yüreğim boş bir kafes” diyen Zeze örneğindeki gibi sonuçlar kaçınılmaz olacaktır. Öz-liderlik sürecinde çok önemli bir bileşen olarak yüreğin bu durumu etkili bir öz-yönetim hedefinden uzaklaşmalar şeklinde kendini göstermektedir. İçimizdeki o büyük yoksunluk başka bir şekilde de kapatılamayacağı için hep acıyacaktır ilerleyen yaşantımızda.

Ailesi, akranları ve çevresinde deneyimlediği yaşantıları sonucu içindeki kuşu kaybeden Zeze, bir kurtarıcı olarak gördüğü Portuga ile her ne kadar güzel günler yaşasa da, O’nun ölümü sonrası kendini toparlayamamıştır. Sevgi ve bağlılık yönetimi konularında da içimizdeki kuşun önemli bir açıklayıcı olarak düşünülmesi gerekmektedir. Öz-liderlik gelişiminin öz-yönetim, öz-düzenleme, öz-bilinç ve öz-saygı gibi tüm boyutlarda önemli bir rolü vardır. İçimizdeki kuş veya onun gelişmiş şekli öz-liderlik bilinci yüksek bir insanın olaylar karşısında etkilenmesi daha az yıkıcı olacaktır. Çünkü onun konuşup kendini anlatabileceği bir dert ortağı vardır. Ve herkes gittiğinde bile O hep kişinin yanındadır. Bir başka deyişle, kişinin kalbi boş bir kafes değildir. Doluluk derecesi ise öz-liderlik geliştirme sürecindeki yaşantılar sonucu her bireyde farklıdır. En azından boş olmaması ilk adımda önemli bir gelişme olarak düşünülebilir.

Zeze örneğinde acıyı keşfeden değerli okur arkadaşlarım beni affetsinler. Acısına veya anısına saygısızlık gibi düşünmesinler Değerli Zeze’nin. Aksine artık başka yürekler boş kalmasın istediğimden paylaştım bu düşünceleri. Ve şu da bir gerçek, ben de içim parçalanarak okudum romanı. Çünkü biz de benzer yaşanmışlıklar, benzer kırılmalar, benzer acılar taşıyorduk hatıralarımızda. Ve ne yazık ki bizim de içimizdeki kuşa veda edişimiz, sesine kulak veremeyişlerimiz daha dün gibi aklımızdaydı. Aslında biz kendi kuşumuza ağlıyorduk..

Sahi ya, “hayat kısa ve kuşlar uçuyor” demişti şair..





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...