Ne geçmiş vardır ne
gelecek; sadece sonsuz bir şimdi vardır.
Abraham COWLEY
Cowley, on yedinci
yüzyılda Londra’da yaşamış bir İngiliz şairidir. Yukarıda ifade edilen söz ona
ait olup, arama motorlarında çok fazla yer almaktadır. Bu sözün yoğun
varlığının yanında, açılan sayfalar daha fazla bir bilgi vermemektedir. Zaman
yönetimi, kişisel gelişim ve sonsuzluk ve meditasyon başlıkları altında
sıklıkla yer alan bu söze benzer birçok söz de yer almaktadır ilgili
sayfalarda. Jean Ramon Jimenez’e
ait “Bugün dediğimiz şey, sonsuz geçmiş ve gelecek okyanusunda küçücük bir
zaman dalgasıdır” sözü bunlardan sadece bir tanesidir.
Türkçe taramadan sonra
bir de internet üzerinden İngilizce tarama yapıldığında, benzer birçok sözün
içerisinden “nothing is there to come, and nothing past, But an eternal Now
does always last” olan sözün orijinaline ulaşılabilmektedir. Bu söz, bu
şekliyle Cowley’in Davideis isimli eserinde geçmektedir. Kitabın ismi üzerine
biraz araştırma yapılınca 1900 yılında kitap üzerine yazılan bir doktora tezi
görülmekledir. “a study of Cowley’s Davideis” isimli tez California’da yapılmış, Journal of Germanic Philology’de basılmıştır.
Sonuçta İngilizce tarama sonuçları da bize doyurucu bir içerik sunmamaktadır.
Sadece sözün yer aldığı, sonsuzluk, meditasyon ve zaman temalı sayfalar dışında
fazla bilgi görülememiştir.
Bu bağlamda zaman ve
sonsuzluk üzerine düşünce üreterek bir açılıma ulaşılabileceği düşünülmektedir. Türk Dil Kurumu
sözlüğünde “bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu
süre” anlamında tanımlanan zaman, ilk insandan bugüne düşünürlerin ana
konularından olagelmiştir. Örnek olarak Aristo, zaman anlayışının temeline “şimdi”yi
yerleştirmiştir. Ona göre geçmiş ve gelecek sağlam bir yapıda olmayıp, Şimdi bu
iki zaman dilimi arasında belirleyici olmaktadır. Başlangıçta Cowley’in
ifadesinde geçen “sonsuz bir şimdi” bu bağlamda anlamlandırılabilir.
Yirminci yüzyılın
başlarında gündeme gelen görelilik, kuantum ve belirsizlik teorileri ile
sonrasında üretilen her şeyin teorisi ve sicim teorileri zaman kavramına yeni
bir boyut getirmişlerdir. Böylelikle uzayzaman kavramı geliştirilerek zaman
olgusuna evreni oluşturan değişkenlerden biri olarak yaklaşılarak görecelilik
niteliği yüklenmiştir. Parçacık fiziğinde, kuantum mekaniği ile Einstein'in
genel görelilik kuramını birleştiren “Sicim Kuramı” klasik yaklaşımda
"sıfır boyutlu noktalar" şeklinde tarif edilen atomaltı
parçacıkların, aslında "bir boyutlu ve ipliksi varlıklar" olabileceği
varsayımına dayanır. Bu çerçevede paralel
evrenlerden, boyutlardan bahsedilmektedir. Geçmişimiz ile geleceğimizin de
şimdi ile paralel devam etmekte olduğu öngörüsü bu bağlamda
değerlendirilebilir.
Bununla birlikte, son
yılların önemli bilim kurgu filmlerinden olan Lucy filminde zaman olgusu
oldukça üzerinde durulan bir konudur. Filmde zamanı tanımlarken Lucy,“Zaman, tek gerçek ölçüdür, varoluş
nedenimizdir. Maddeye varlığını o verir. Zaman olmadan, hiçbir şey olamaz.
Zaman bir bütünleştiricidir” İfadelerini
kullanmıştır. Bu söz bağlamında düşünülürse Lucy filminin temel olarak zamanı
herşeyin merkezine alan bir anlayışı yansıttığı söylenebilir. Filmin diğer bir
ısrarla vurguladığı nokta, “bilgi aktarımı” konusudur. Freeman birkaç yerde, “Hayat
bize milyonlarca yıl önce verildi. Şimdi ise ne yapmamız gerektiğini
biliyoruz!” ifadelerini
tekrarlamaktadır. Bu cümleyle ilk insanla şu anki insan arasında bir zamansal
olarak bir bütünlükten bahsedildiği düşünülebilir. Evet, ilk insan küçük de
olsa öğrendiği ve aktardığı bilgilerle şu an bizimle yaşamaya devam etmektedir.
İlk insandan bugüne “şimdi” sınırlılığında gelişen bilgi aktarımı sicim, her
şeyin teorisi, kuantum ve plazma teorilerinin öngördüğü paralel evrenler
bilimkurgusunda daha net ve sınırsız hale getirilebilecektir. Düne ilişkin ne
varsa öğrenileceği gibi yarın konusunda da öğrenmelerin mümkün olabileceği iddia
edilmektedir. İlk baştaki cümleye tekrar
dönersek ne geçmiş ne gelecek kalacak, sonsuz bir şimdi bağlamında insanlar
zamanı algılayabileceklerdir. Şimdilik tüm bunlar bilimkurgu düzeyinde
tartışılıyor olsa da gerçekleşebilirliğine dönük bilim çevrelerinde ciddi ve hatırı
sayılır bir bekleyiş vardır.
Bu bağlamda “bir yeri
daha önce görmüş olma veya bir olayı daha önce yaşamış olma duygusu” olarak
tanımlanan dejavu olgusu üzerine de çıkarımlar yapılabilir. Şimdinin çevresinde
şekillenen dün ve yarın şimdiyle bütünleştirildiğinde yarına ilişkin olacakları
insan hissedebilecektir. Bu bilimkurgu tarzı teori çıkarımları ile kişinin
yarını yaşayan paralel evrene ilişkin bazı anları hissetmesi ve şimdiye bunu
hisler düzeyinde yansıtması olağan görülebilir. Hisler düzeyinde olduğu için o
durumun içindeyken insanın tuhaf bir duyguya kapılması, tam olarak
anlamlandıramaması ve biraz sonra normal hayata devam edilmesi durumun gizemini
ve anlaşılmazlığını artırmaktadır. Belki de insanlar bu hislerini net bir şekilde
önceden kaydedebilseler ve dejavu gerçekleşince ikisini kıyaslayabilseler
durumun anlaşılırlığı daha da çok artabilir. Ama belki de zaten aynı anda
olduğu için, dün ve yarın değil de sonsuz bir şimdi olduğu için bunun önceden
hissedip hazırlık yapılamamaktadır.
Yazılanların yazılmayanlara,
söylenenlerin de söylenmeyenlere oranla “hiçe yakın” bir düzeyi doldurduğu bu
alanda daha çok çalışılacak ve çok şeyler ortaya konacaktır. Bu kadarla yetinerek
işi uzmanlarına bırakmak en iyisi şimdilik..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder