26 Mayıs 2015 Salı

Zaman ve Sonsuzluk

Ne geçmiş vardır ne gelecek; sadece sonsuz bir şimdi vardır.
Abraham COWLEY

Cowley, on yedinci yüzyılda Londra’da yaşamış bir İngiliz şairidir. Yukarıda ifade edilen söz ona ait olup, arama motorlarında çok fazla yer almaktadır. Bu sözün yoğun varlığının yanında, açılan sayfalar daha fazla bir bilgi vermemektedir. Zaman yönetimi, kişisel gelişim ve sonsuzluk ve meditasyon başlıkları altında sıklıkla yer alan bu söze benzer birçok söz de yer almaktadır ilgili sayfalarda. Jean Ramon Jimenez’e ait “Bugün dediğimiz şey, sonsuz geçmiş ve gelecek okyanusunda küçücük bir zaman dalgasıdır” sözü bunlardan sadece bir tanesidir.

Türkçe taramadan sonra bir de internet üzerinden İngilizce tarama yapıldığında, benzer birçok sözün içerisinden “nothing is there to come, and nothing past, But an eternal Now does always last” olan sözün orijinaline ulaşılabilmektedir. Bu söz, bu şekliyle Cowley’in Davideis isimli eserinde geçmektedir. Kitabın ismi üzerine biraz araştırma yapılınca 1900 yılında kitap üzerine yazılan bir doktora tezi görülmekledir. “a study of Cowley’s Davideis” isimli tez California’da yapılmış,  Journal of Germanic Philology’de basılmıştır. Sonuçta İngilizce tarama sonuçları da bize doyurucu bir içerik sunmamaktadır. Sadece sözün yer aldığı, sonsuzluk, meditasyon ve zaman temalı sayfalar dışında fazla bilgi görülememiştir.

Bu bağlamda zaman ve sonsuzluk üzerine düşünce üreterek bir açılıma ulaşılabileceği düşünülmektedir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde “bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre” anlamında tanımlanan zaman, ilk insandan bugüne düşünürlerin ana konularından olagelmiştir. Örnek olarak Aristo, zaman anlayışının temeline “şimdi”yi yerleştirmiştir. Ona göre geçmiş ve gelecek sağlam bir yapıda olmayıp, Şimdi bu iki zaman dilimi arasında belirleyici olmaktadır. Başlangıçta Cowley’in ifadesinde geçen “sonsuz bir şimdi” bu bağlamda anlamlandırılabilir.

Yirminci yüzyılın başlarında gündeme gelen görelilik, kuantum ve belirsizlik teorileri ile sonrasında üretilen her şeyin teorisi ve sicim teorileri zaman kavramına yeni bir boyut getirmişlerdir. Böylelikle uzayzaman kavramı geliştirilerek zaman olgusuna evreni oluşturan değişkenlerden biri olarak yaklaşılarak görecelilik niteliği yüklenmiştir. Parçacık fiziğinde, kuantum mekaniği ile Einstein'in genel görelilik kuramını birleştiren “Sicim Kuramı” klasik yaklaşımda "sıfır boyutlu noktalar" şeklinde tarif edilen atomaltı parçacıkların, aslında "bir boyutlu ve ipliksi varlıklar" olabileceği varsayımına dayanır. Bu çerçevede paralel evrenlerden, boyutlardan bahsedilmektedir. Geçmişimiz ile geleceğimizin de şimdi ile paralel devam etmekte olduğu öngörüsü bu bağlamda değerlendirilebilir.

Bununla birlikte, son yılların önemli bilim kurgu filmlerinden olan Lucy filminde zaman olgusu oldukça üzerinde durulan bir konudur. Filmde zamanı tanımlarken Lucy,Zaman, tek gerçek ölçüdür, varoluş nedenimizdir. Maddeye varlığını o verir. Zaman olmadan, hiçbir şey olamaz. Zaman bir bütünleştiricidir” İfadelerini kullanmıştır. Bu söz bağlamında düşünülürse Lucy filminin temel olarak zamanı herşeyin merkezine alan bir anlayışı yansıttığı söylenebilir. Filmin diğer bir ısrarla vurguladığı nokta, “bilgi aktarımı” konusudur. Freeman birkaç yerde, “Hayat bize milyonlarca yıl önce verildi. Şimdi ise ne yapmamız gerektiğini biliyoruz!” ifadelerini tekrarlamaktadır. Bu cümleyle ilk insanla şu anki insan arasında bir zamansal olarak bir bütünlükten bahsedildiği düşünülebilir. Evet, ilk insan küçük de olsa öğrendiği ve aktardığı bilgilerle şu an bizimle yaşamaya devam etmektedir.

İlk insandan bugüne “şimdi” sınırlılığında gelişen bilgi aktarımı sicim, her şeyin teorisi, kuantum ve plazma teorilerinin öngördüğü paralel evrenler bilimkurgusunda daha net ve sınırsız hale getirilebilecektir. Düne ilişkin ne varsa öğrenileceği gibi yarın konusunda da öğrenmelerin mümkün olabileceği iddia edilmektedir.  İlk baştaki cümleye tekrar dönersek ne geçmiş ne gelecek kalacak, sonsuz bir şimdi bağlamında insanlar zamanı algılayabileceklerdir. Şimdilik tüm bunlar bilimkurgu düzeyinde tartışılıyor olsa da gerçekleşebilirliğine dönük bilim çevrelerinde ciddi ve hatırı sayılır bir bekleyiş vardır.

Bu bağlamda “bir yeri daha önce görmüş olma veya bir olayı daha önce yaşamış olma duygusu” olarak tanımlanan dejavu olgusu üzerine de çıkarımlar yapılabilir. Şimdinin çevresinde şekillenen dün ve yarın şimdiyle bütünleştirildiğinde yarına ilişkin olacakları insan hissedebilecektir. Bu bilimkurgu tarzı teori çıkarımları ile kişinin yarını yaşayan paralel evrene ilişkin bazı anları hissetmesi ve şimdiye bunu hisler düzeyinde yansıtması olağan görülebilir. Hisler düzeyinde olduğu için o durumun içindeyken insanın tuhaf bir duyguya kapılması, tam olarak anlamlandıramaması ve biraz sonra normal hayata devam edilmesi durumun gizemini ve anlaşılmazlığını artırmaktadır. Belki de insanlar bu hislerini net bir şekilde önceden kaydedebilseler ve dejavu gerçekleşince ikisini kıyaslayabilseler durumun anlaşılırlığı daha da çok artabilir. Ama belki de zaten aynı anda olduğu için, dün ve yarın değil de sonsuz bir şimdi olduğu için bunun önceden hissedip hazırlık yapılamamaktadır.

Yazılanların yazılmayanlara, söylenenlerin de söylenmeyenlere oranla “hiçe yakın” bir düzeyi doldurduğu bu alanda daha çok çalışılacak ve çok şeyler ortaya konacaktır. Bu kadarla yetinerek işi uzmanlarına bırakmak en iyisi şimdilik..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...