12 Mayıs 2015 Salı

Öğrenme ve Öğretme Bağlamında Sevmek



  Sevmek öğrenilir. Kimse sana sevmeyi öğretmedi mi?

Bekiroğlu, o güzel denemelerinden bir tanesinde kağıtla, okurlarıyla paylaşmıştır yukarıdaki cümleyi. Sevmek olgusuna ilişkin süregelen öğrenilir mi, genetik mi tartışmalarına taraf olmaktadır bir anlamda. Öğrenilebilirlik tarafında, ümit tarafındadır çoğumuzun olduğu gibi.

Öğrenilebilir yönünün ağırlığında hemfikir olmakla birlikte öğretilebilirlik bağlamı öğrenme ve öğretme tartışmalarından hareketle irdelenmelidir kanaatindeyim. Öğrenme sürecindeki birçok bileşenden ikisi olarak öğrenen ve öğreten kavramları bu konuda da önemli birer açıklayıcıdırlar. Siz eğer öğreten bileşenini merkeze alırsanız bir öğretmeden bahsedebilir ve sana kimse öğretmedi mi türünden bir çıkarıma ulaşabilirsiniz. İşin başında öğrenen merkeze alınmışsa ki olması gereken bence, o zaman sen kimseden öğrenmedin mi çıkarımına ulaşmak olası olacaktır.

Her birey öğrenme sürecinde kendi öğrenmesinin öznesidir. Formal veya informal öğrenme ortamları olan hayatın her alanında her birey kendince bir öğrenme potansiyeline, tecrübesine sahiptir. Öğrenme sürecindeki diğer değişkenler öznedeki bu potansiyel ve tecrübe doğrultusunda şekillenmek durumundadır. Öğretenlerin kişi, olay, nesne olmaları çok farketmemekle birlikte öğrenme süreleri ve seviyeleri öğrenene bağlıdır.

Öğrenen değişkeni yerine öğreten değişkenlerini savunmak, dershane ve okul reklamlarının biz kazandırdık mantığıyla aynı tarafta görünmektedir. Herhangi bir eğitim kurumunu iyi yapan en büyük değişken o kurumu tercih eden öğrencilerin, öznelerin, kalitesidir. Diğer değişkenler büyük ölçüde o öğrencileri çekebilmek vb. amaçlı değerlendirilebilir. Bunlar da önemlidir ancak, önemlilik fiilinden önce -da eki yer almaktadır.

Evet, sevgi öğrenilebilir. Bu öğrenilebilirlik sorumluluğu da öğrenene ait olmalıdır. Kimse kimseye bir şey öğretmek zorunluluğunda hissetmemelidir kendini. Öğretemez de zaten. Öğrenme tamamen bireysel bağlamı ağır basan bir süreçtir. Bütün öğrenmeler birbirini destekleyerek bireyin her yönüyle gelişimine katkı sağlar. Bu sürece öğrenilen kişi, kurum, olay, durum ve yaşanmışlıklar gibi birçok değişken etki etse de sonuç, anlamlandırma öğrenende bitmektedir.

Her ne kadar formal eğitim kurumları geliştirilse de öğrenmenin doğası anlaşılmadıkça buraların hayatla içiçe olmaları zor bir olasılıktır. Birey öğrenmeyi istemedikçe, öğrenme süreci bireyin özne olduğu bir bağlamda ona özel geliştirilmedikçe öğrenilenlerin ezberden öte geçmesi, anlamlı olması güçtür. Bu şekilde anlamlandırılmamış ve ezber öğrenmelerle gelişen bir bireye de dışsal bir soru olarak; “kimse sana sevmeyi öğretmedi mi” şeklinde sorulması oldukça olağandır. Aynı şekilde o öğrenenin de “sevmeyi öğretene” kabahat bulması haklı görülebilir.

Oysa ki öğrenmek bireyseldir. Birey kendi öğrenmesinin yönetilmesinde sorumluluk sahibi olmalı ve sonrasında da bu sorumluluğun bilincine uygun hareketler beklenebilmelidir. Diğer öğrenmeleri gibi sevmek öğrenmesi de kendi merkezli gelişen bir birey yani “sevmeyi öğrenen”  daha anlamlı ve olgun bir sevmek muhtevasına sahip olabilecektir. Bu şekilde gelişen bir süreç sonunda yukarıdaki cümle: “Sevmek öğrenilir. Kimseden sevmeyi öğrenmedin mi?” şeklinde küçük ama anlam olarak çok derin bir değişim geçirecektir.

Kendi öğrenmesinin öznesi olduğunun bilincinde ve sorumluluğunda olan, öğrenmeyi seven ve sevmeyi öğrenenlere..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...