15 Mayıs 2015 Cuma

Momo: Acaba ortalıkta bulaşıcı bir delilik mi var dersiniz?


1973 yılında görmüş ve “delilik” olarak isimlendirmişti çağın hastalığını Michael Ende, Momo adlı öyküsünde. O kadar hızlı yayılıyordu ki bu, neredeyse herkesi etkisi altına almıştı. Bulaşıcı bir delilik tüm insanlığı tehdit etmekteydi.

Peki neydi bu bulaşıcı delilik? İnsanlar birbirlerine vakit ayırmıyorlar, sinirli, aceleci ve neşesiz bir hayat içinde kaybolup gidiyorlardı. Yoğundular ve haklıydılar kendilerince. Tıpkı çoğumuzun yoğunluğu ve haklılığı gibi.

1943 yılında yayınladığı o mükemmel romanında Sabahattin Ali de mustaripti bu hastalıktan, “seninle şöyle bir oturup konuşamadık, yazık!” ifadeleriyle dile getiriyordu sitemini ve pişmalığını. Ve bizlere sesleniyordu belki de, hazır vakit varken kıymetini bilin elinizdekilerin, zaman ayırın, ilgilenin, öylesine değil hissederek yaşayın diyordu. Hala da diyor, vakti olanlara..

Yüreğiyle yaşamayı gerçek yaşamak olarak tanımlıyordu bir de Raif Bey’in dilinden. Ende’nin Momo’su da yüreğiyle yaşamak olgusunu, “Nasıl ki gözlerimiz görmeye, kulaklarımız duymaya yarıyorsa, insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar. Kör bir insan için gökkuşağının renkleri ve sağır bir insan için kuş sesleri nasıl boşunaysa, bütün bir yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider, kaybolur.” cümleleriyle yüceltmektedir. Bekiroğlu’nun, “sevdim, çünkü ben kalbiyle yaşayanlar zümresindenim” ifadeleri de bu bağlamda Momo’nun tanımına ne güzel örnektir.  

Bütün bu ifadeler ve başka başka kitaplarda görülen ifadeler, madde üzerinde şekillenen dış dünya düşünüldüğünde garip gelebilir. Kitaplarda, ki en güzel yol arkadaşıdırlar, yer alan ve bize farklı bir dünyanın güzel kokularını taşıyan, bizi dış dünyanın olumsuzluklarından sıyırarak ütopyalarda yaşatan, güzellikleri hissettiren ve güzeli istettiren güzel ifadeler herkesçe anlaşılmayabilir. Hatta bu durumu “delilik” olarak tanımlayanlar da olabilir. Dışarısı kötüydü kitaplara sığındım diyen Cemil Meriç ifadesiyle, kitaplardan, onlarla içiçe kitap dostlarından örülü bir dünya, farklı bir dünya neden mümkün olmasın. 2015 yılının iletişim teknolojileri de düşünüldüğünde, olumlu olarak, mümkünlük ihtimali artar kanaatindeyim.


Toparlarsam, zamanın önemliliği ve yüreğimizle hissederek bu zamanı değerlendirmemiz gerekliliği bu yazının ana düşüncesidir. Momo’da geçen ifadeyle söylersem: 

“Çünkü zaman yaşamın kendisidir ve yaşamın yeri yürektir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...