Geride bıraktığım 6 aylık sürede en çok karşılaştığım ve üzerine düşündüğüm kelime: İnovasyon. Bir doktora tez öğrencisi olarak değerli danışmanımla seçtik bu kavramı. İyi ki de seçmişiz. Zaman ayırdıkça daha da cezbeden bir yönü var nedense. Üzerine okumalar yaptıkça gizemini kaybeden konulardan değil yani. En azından şu ana kadar geçen süreç bu doğrultuda. Dile kolay 5 aydan fazla oldu yeterliği geçeli ve yeterlik sınavından 3 ay öncesinden başlamıştık kendisiyle hemhal olmaya.
Bu süreci inovatif bir perspektifle
paylaşmak istedim. Her doktora adayının başından geçmesi gereken bir süreç.
Stresiyle, heyecanıyla, yorgunluğu ve bol bol çalışmasıyla geldi ve geçiyor.
İnnovatif olan yönü ne derseniz, en azından “benim için yeni”. Öyle diyor
inovasyon yazını. Ya büyük ölçekte ya da küçük ölçekte yenilik getirmesi
gerekiyor inovasyon dediğimizin. Küçük ölçekte yenilik kısmı tamam yani. Umarım
büyük ölçekte de yakın uzak çevrede orta uzun vadede yeniliğe katkısı olur.
Gelelim sürecin geride
bıraktıklarına. En birinci çıkarımım ne derseniz, danışman önemli derim.
Rehberiniz sağlamsa ve ilişkiniz de sağlama yakınsa her yönüyle daha verimli
bir süreç oluyor. Ben bu bağlamda şanslı hissediyorum kendimi. Ve ikinci olarak
okumak konuşmak ve yazmak üçgeninde alanyazına zaman ayırmanız. Zaman ayırmak
demişken, üçüncü çıkarım da zaman ayırın bu sürece. Evet evet zaman ayırın. En
iyi tez, tez yazılan denir ya epistemik öğrenci cemaatinde. İnnovatif bir
deneyim olarak benim tavsiyem, zamanı iyi yönetme yönünde. Özellikle öneri
kısmında çok iyi hazırlanma, yerli ve yabancı yazına çok iyi hakim olma ve
sonrasında daha sağlam adımlar atabilme için zaman ve çaba gerekiyor.
Zamanı azaltıp çabayı artırarak
da bu süreç yürütülebilir. Bir ayda önerisi verilen, altı ayda tamamlanan doktora
tezleri yok değil. Benim tavsiyemin inovatif yönü, zaman çaba denklemini
zorlarken yaşamı da kaçırmamayı öngörüyor. Tıpkı Reddin’in 3D liderlik modeli
gibi. Bu sayede zamana yayılan çabalar daha kalıcı, sindirilmiş öğrenmelerle
sonuçlanırken yaşantımızda da çok uç durumlar oluşmuyor. Yaşam boyutunu bu
bağlamda bir kez daha vurgulamak istiyorum. Başka bir ifadeyle, yaşam büyüktür
doktora tezi.
Evet gerçekten işin burasında
kantarın topuzu çok uçlarda. Bir bakıyorsunuz bir örnekte yaşam tarafına çok
kaymakta bir diğer örnekte ise tam tersine çaba tarafı yaşamı unutturacak
cinsten. En ideali, yaşamı çok fazla alt üst etmeden kaygı düzeyini de gereken
düzeyde tutarak bu süreci tamamlamak. Burada amaç-araç-sonuç denklemi çok
önemli. Kuşkusuz bu denklemi her kişi bağlamında yeniden kurgulamamız
gerekiyor. İşin inovatif yönü de burası galiba. Her bireyin öncelikleri ve
düşünceleri bizim için önemli olmalı.
Benim görüşüm yaşam en öncelikli
amaç. İşimizi de eğitimimizi de bu bağlamda araç olarak değerlendirebiliriz.
Aynı zamanda işimizin ve eğitimimizin kalitesi yaşamımıza dolaylı etkiler
sunacağı için onlar da ikincil amaç durumuna geliyor. Başka bir deyişle doktora
tezi hem araç hem de amaç. Zaman da bu bağlamda araç olarak
değerlendirilebilir. Zamanı amaç haline getirilince tezin kalitesini sorgulanır
hale getirilebilmekte. Bu nedenle zaman ayırılmalı ve aceleye getirilmemeli
kanaatindeyim.
Bu amaç-araç-sonuç denkleminde
birey ve örgüt örneği çok önemli çıkarımlar taşımaktadır. Bireyler amaçlara
ulaşmak için örgütleri araç olarak üretirlerken zamanla örgütün sürekliliğini
devam ettirme temel amaç haline gelerek bireyin araçsallaştırılması söz
konusudur. Bu bağlamda yaşamı, bireyleri araçsallaştırma ve başka şeyleri amaç
haline getirme gibi durumlar görülebilmektedir ne yazık ki. Bunu yapanların da bilim insanı olduklarını
iddia etmeleri ayrı bir ironi olsa gerek. Burada da inovasyona gereksinim
olduğunu düşünüyorum.
Eski yeni bağlamında inovasyon
önemli bir açıklayıcı olarak değerlendirilebilir. Okuduğum ve incelediğim
kadarıyla zihnimde oluşan kanı bu yönde. İnovasyon zekice üretilmiş ve mevcut
sistemin bileşenleri tarafından aynı zekilikte kullanılan iddialı bir kavram. Dünyada
ve ülkemizde kavrama olan ilgi üst düzeyde. Bu popülerlik, kullanışlılık ve
yararlılık parantezinde ne kadar karşılık bulur orasını zaman gösterecek. Ama
ortada bir fırsat olarak inoasyonu anlamak ve aslında zamanın ruhunu anlamak
devamında da geleceği yakalamak bizim elimizde. İşin özünde inovasyon bir araç.
Benim gördüğüm kadarıyla da pozitif bir araç. Aynı pozitiflikte bir amaç ve
süreçle kullanılırsa iyi sonuçlar üretileceğini düşünüyorum.
Bu bağlamda bu aracı anlayacak ve
kullanacak kişilerin inovasyon düzeylerine de küçük bir parantez açmakta yarar
görüyorum. Araç ne kadar yeni olursa olsun insan eski olunca pratiğe ilişkin
endişeler ister istemez artıyor. Hofstede’nin belirsizlikten kaçınma dediği
kültürel özellikteki bireyler sözkonusu olduğunda, değişim ve inovasyon
çabaları bir daha düşünülmelidir. Çünkü birey eski olunca dilindeki kelimelerin
yeniliği çok da anlamlı olamıyor. Ne yazık ki bu durum çoğumuzu içine alan bir
çelişki yumağının varlığını gösteriyor. Var olan ama görülmeyen bir yumak.
Bu bağlamda öğrenen, yenilenen ve
sürekli gelişme çabasında inovatif bireylere gereksinim olduğu düşüncesindeyim.
Ve kendi yumağını çözebilmek ve buradan güzel desenli bir yaşam dokuyabilmek
amacıyla okumak konuşmak ve yazmak arakesitinde çabaları önemsiyorum. Şimdilerde
inovasyon temalı okumalarım da bunu destekliyor. Umarım zamanın inovasyonuyla
senkronize bir inovasyon her bireyin ve dolayısıyla toplumun pratiği olur. Güzel
günler değil uzak..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder