27 Mayıs 2016 Cuma

Eski-yeni bağlamında inovasyon


Geride bıraktığım 6 aylık sürede en çok karşılaştığım ve üzerine düşündüğüm kelime: İnovasyon. Bir doktora tez öğrencisi olarak değerli danışmanımla seçtik bu kavramı. İyi ki de seçmişiz. Zaman ayırdıkça daha da cezbeden bir yönü var nedense. Üzerine okumalar yaptıkça gizemini kaybeden konulardan değil yani. En azından şu ana kadar geçen süreç bu doğrultuda. Dile kolay 5 aydan fazla oldu yeterliği geçeli ve yeterlik sınavından 3 ay öncesinden başlamıştık kendisiyle hemhal olmaya.

Bu süreci inovatif bir perspektifle paylaşmak istedim. Her doktora adayının başından geçmesi gereken bir süreç. Stresiyle, heyecanıyla, yorgunluğu ve bol bol çalışmasıyla geldi ve geçiyor. İnnovatif olan yönü ne derseniz, en azından “benim için yeni”. Öyle diyor inovasyon yazını. Ya büyük ölçekte ya da küçük ölçekte yenilik getirmesi gerekiyor inovasyon dediğimizin. Küçük ölçekte yenilik kısmı tamam yani. Umarım büyük ölçekte de yakın uzak çevrede orta uzun vadede yeniliğe katkısı olur.

Gelelim sürecin geride bıraktıklarına. En birinci çıkarımım ne derseniz, danışman önemli derim. Rehberiniz sağlamsa ve ilişkiniz de sağlama yakınsa her yönüyle daha verimli bir süreç oluyor. Ben bu bağlamda şanslı hissediyorum kendimi. Ve ikinci olarak okumak konuşmak ve yazmak üçgeninde alanyazına zaman ayırmanız. Zaman ayırmak demişken, üçüncü çıkarım da zaman ayırın bu sürece. Evet evet zaman ayırın. En iyi tez, tez yazılan denir ya epistemik öğrenci cemaatinde. İnnovatif bir deneyim olarak benim tavsiyem, zamanı iyi yönetme yönünde. Özellikle öneri kısmında çok iyi hazırlanma, yerli ve yabancı yazına çok iyi hakim olma ve sonrasında daha sağlam adımlar atabilme için zaman ve çaba gerekiyor.

Zamanı azaltıp çabayı artırarak da bu süreç yürütülebilir. Bir ayda önerisi verilen, altı ayda tamamlanan doktora tezleri yok değil. Benim tavsiyemin inovatif yönü, zaman çaba denklemini zorlarken yaşamı da kaçırmamayı öngörüyor. Tıpkı Reddin’in 3D liderlik modeli gibi. Bu sayede zamana yayılan çabalar daha kalıcı, sindirilmiş öğrenmelerle sonuçlanırken yaşantımızda da çok uç durumlar oluşmuyor. Yaşam boyutunu bu bağlamda bir kez daha vurgulamak istiyorum. Başka bir ifadeyle, yaşam büyüktür doktora tezi.

Evet gerçekten işin burasında kantarın topuzu çok uçlarda. Bir bakıyorsunuz bir örnekte yaşam tarafına çok kaymakta bir diğer örnekte ise tam tersine çaba tarafı yaşamı unutturacak cinsten. En ideali, yaşamı çok fazla alt üst etmeden kaygı düzeyini de gereken düzeyde tutarak bu süreci tamamlamak. Burada amaç-araç-sonuç denklemi çok önemli. Kuşkusuz bu denklemi her kişi bağlamında yeniden kurgulamamız gerekiyor. İşin inovatif yönü de burası galiba. Her bireyin öncelikleri ve düşünceleri bizim için önemli olmalı.

Benim görüşüm yaşam en öncelikli amaç. İşimizi de eğitimimizi de bu bağlamda araç olarak değerlendirebiliriz. Aynı zamanda işimizin ve eğitimimizin kalitesi yaşamımıza dolaylı etkiler sunacağı için onlar da ikincil amaç durumuna geliyor. Başka bir deyişle doktora tezi hem araç hem de amaç. Zaman da bu bağlamda araç olarak değerlendirilebilir. Zamanı amaç haline getirilince tezin kalitesini sorgulanır hale getirilebilmekte. Bu nedenle zaman ayırılmalı ve aceleye getirilmemeli kanaatindeyim.

Bu amaç-araç-sonuç denkleminde birey ve örgüt örneği çok önemli çıkarımlar taşımaktadır. Bireyler amaçlara ulaşmak için örgütleri araç olarak üretirlerken zamanla örgütün sürekliliğini devam ettirme temel amaç haline gelerek bireyin araçsallaştırılması söz konusudur. Bu bağlamda yaşamı, bireyleri araçsallaştırma ve başka şeyleri amaç haline getirme gibi durumlar görülebilmektedir ne yazık ki.  Bunu yapanların da bilim insanı olduklarını iddia etmeleri ayrı bir ironi olsa gerek. Burada da inovasyona gereksinim olduğunu düşünüyorum.

Eski yeni bağlamında inovasyon önemli bir açıklayıcı olarak değerlendirilebilir. Okuduğum ve incelediğim kadarıyla zihnimde oluşan kanı bu yönde. İnovasyon zekice üretilmiş ve mevcut sistemin bileşenleri tarafından aynı zekilikte kullanılan iddialı bir kavram. Dünyada ve ülkemizde kavrama olan ilgi üst düzeyde. Bu popülerlik, kullanışlılık ve yararlılık parantezinde ne kadar karşılık bulur orasını zaman gösterecek. Ama ortada bir fırsat olarak inoasyonu anlamak ve aslında zamanın ruhunu anlamak devamında da geleceği yakalamak bizim elimizde. İşin özünde inovasyon bir araç. Benim gördüğüm kadarıyla da pozitif bir araç. Aynı pozitiflikte bir amaç ve süreçle kullanılırsa iyi sonuçlar üretileceğini düşünüyorum.

Bu bağlamda bu aracı anlayacak ve kullanacak kişilerin inovasyon düzeylerine de küçük bir parantez açmakta yarar görüyorum. Araç ne kadar yeni olursa olsun insan eski olunca pratiğe ilişkin endişeler ister istemez artıyor. Hofstede’nin belirsizlikten kaçınma dediği kültürel özellikteki bireyler sözkonusu olduğunda, değişim ve inovasyon çabaları bir daha düşünülmelidir. Çünkü birey eski olunca dilindeki kelimelerin yeniliği çok da anlamlı olamıyor. Ne yazık ki bu durum çoğumuzu içine alan bir çelişki yumağının varlığını gösteriyor. Var olan ama görülmeyen bir yumak.

Bu bağlamda öğrenen, yenilenen ve sürekli gelişme çabasında inovatif bireylere gereksinim olduğu düşüncesindeyim. Ve kendi yumağını çözebilmek ve buradan güzel desenli bir yaşam dokuyabilmek amacıyla okumak konuşmak ve yazmak arakesitinde çabaları önemsiyorum. Şimdilerde inovasyon temalı okumalarım da bunu destekliyor. Umarım zamanın inovasyonuyla senkronize bir inovasyon her bireyin ve dolayısıyla toplumun pratiği olur. Güzel günler değil uzak..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...