2 Haziran 2016 Perşembe

Selfie düşünce



Sorular var bu yazıda. Cevaplardan daha değerli. Daha özgür. Daha sorgulayıcı. Daha açıklayıcı.

Eskilerin bir deyimi vardı. “Büyük resmi görmek” derlerdi hani. Şimdilerde büyük resim kaldı mı dersiniz? Veya büyük resme bakma gereksinimi kaldı mı?

Elindeki telefon veya benzer bir ekrandan hayatı takip edenlerin yüzdesi ne kadardır? Bunun da ötesinde bu oran gençler arasında nedir?

Eğitim sistemi toplumun genç beyinlerine olay ve olguları geniş perspektiften bakma becerisi kazandırma bağlamında ne kadar başarılıdır?

Veya eğitimcilerin böyle bir amaçları var mıdır?

Yoksa eğitimciler de selfie çağının özelliklerini mi sergilemektedirler?

Selfie düşünce, ben merkezli, dar açılı ve kısa vadeli düşünme şekli olarak kavramsallaştırılabilir mi?

Eğer kabul görürse bu kavram, her birimiz ne kadar selfie düşünceliyiz?

Ve her birimiz yakın uzak çevremizdeki gelişmelere bakarken büyük resmin görme bağlamında neredeyiz?

Bakışımız selfie kültürüne mi esir oldu?

Bu kadar çok bilgiyi bu kadar dar bir bakışla buluşturan çağın adı selfie çağı olabilir mi?

Her şeyden haberdar ol ama fastfood tarzı düşün ve yaşa, bir yaşam kültürü olabilir mi?

Özçekim kavramı bu bağlamda selfie kavramını açıklayabilir mi?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...