Sorular var bu yazıda. Cevaplardan daha değerli. Daha özgür. Daha
sorgulayıcı. Daha açıklayıcı.
Eskilerin bir deyimi vardı. “Büyük resmi görmek” derlerdi hani. Şimdilerde büyük resim kaldı mı dersiniz? Veya büyük resme bakma gereksinimi kaldı mı?
Elindeki telefon veya benzer
bir ekrandan hayatı takip edenlerin yüzdesi
ne kadardır? Bunun da ötesinde bu oran gençler arasında nedir?
Eğitim sistemi toplumun genç beyinlerine olay ve olguları geniş perspektiften bakma
becerisi kazandırma bağlamında ne kadar başarılıdır?
Veya eğitimcilerin böyle
bir amaçları var mıdır?
Yoksa eğitimciler de selfie çağının özelliklerini mi
sergilemektedirler?
Selfie düşünce, ben merkezli, dar açılı ve kısa vadeli düşünme şekli olarak kavramsallaştırılabilir mi?
Eğer kabul görürse bu kavram, her birimiz ne kadar selfie
düşünceliyiz?
Ve her birimiz yakın uzak çevremizdeki gelişmelere bakarken büyük resmin görme
bağlamında neredeyiz?
Bakış açımız selfie kültürüne mi esir oldu?
Bu kadar çok bilgiyi bu
kadar dar bir bakışla buluşturan çağın adı selfie çağı olabilir mi?
Her şeyden haberdar ol ama fastfood tarzı düşün ve yaşa, bir yaşam kültürü olabilir mi?
Özçekim kavramı bu bağlamda selfie kavramını açıklayabilir mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder