Mutsuzluk oyunu da
denilebilir bu yazının başlığına.
Bilirsiniz ya, dünya
klasiklerinden Pollyanna. Onun babasından öğrendiği ve etrafındaki herkese
öğrettiği bir oyun, “mutluluk oyunu”. Hatta Polyanna’cılık olarak
kavramsallaştırılmıştır birçok ülkede. İşte bu yazı tam olarak bunun karşıtı
bir durumu kavramsallaştırma çabasındadır.
Gerçekten de Pollyanna
örneği, sistemin getirdiği kullan at, hep daha fazlasını iste türünden
anlayışlarla şimdilerde yaşama ve yaşayanlara hayli uzak görünüyor.
Pollyanna’ya babasının öğrettiği mutluluk oyunu yerine sistemin birçoğumuza
öğrettiği “mutsuzluk oyunu” daha popüler günümüzde. Ve her şeyi olup da
mutluluğu olmayan, mutluluğu bulamayan insanlarla dolu dünyamız. Çünkü hep
sahip olunması gereken bir şeyler kalıyor ne yazık ki. Sonuç olarak Sayın
Atay’ın dediği gibi “nefessizlikten değil, nefesten boğuluyoruz.. ve kuşkusuz
bu gerçek bir marifet..
Denilebilir ki, herkes mi
bu şekilde? Kesinlikle öyle bir genelleme yapılmaması en temel düşüncem. Ancak
hakim olan anlayış bu çağda ne yazık ki bu yönde. Sistem nefesten boğulma
üzerine kurulu olunca bireysel ve yerel istisnalar genel kaideye güçlü bir
muhalefet edemiyorlar. Ayrıca Pollyanna kitabı ayrıntılı olarak okunduğunda, “mutluluk
oyunu” o dönemde de istisnalardan sayılabilir. Ancak bugünkü koşullar
bağlamında görece daha güçlü olduğu söylenebilir.
Din adamı olan babası,
dinin müjdeleyici prensiplerinden referansla üretmiştir mutluluk oyununu. Bir
başka ifade ile, kültürel arka planı ve yerel birikimi güçlü bir kavramdır.
Dolayısıyla romanın dünya çapında tanınması ve bir deyim olarak yerleşmesi bu
şekilde açıklanabilir. Yazarının anlatım gücü ve yeteneği de önemli
değişkenlerden.
Bulmanın en sağlam yolu
kaybetmektir diyen Bekiroğlu, burada örnek verilebilir. Anlatım gücü ile kalıcı
eserler ortaya koyarken, yerel birikimin gücünden de faydalanmasıyla önemli bir
okur kitlesine ulaşmıştır. Özellikle küreselin, büyük balık küçük balık
mantığıyla yerele fırsat tanımadığı bir dönemde bu önemli bir başarımdır.
İstisna olarak bu
başarımların yanında, çoğunluğu oluşturan mutsuzluk oyunu bağlamı sistemin
önemli bir açıklayıcısıdır. Küresel değerler ile yerel değerlerin arakesitinde
kalan çağımız bireyleri, nefesten boğulma ve mutsuzluk oyunu ile bir süre daha
karşı karşıya kalacaklardır.
En azından bireyin elindekinden
mutluluk üretmeyi öğrenmesine kadar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder