23 Aralık 2016 Cuma

Yalan!




Telefonda karşısındakine “Cansu ile Çayyolu’nda geziyoruz” derken aramızda iki metre yoktu. Ben Beytepe’deydim. Kulak, göz misafirliği ve şaşkınlık. Sonrasında kocaman bir düşünce. Yalandı çünkü, hem de gayet olağan söyleniyordu. Söyleyen de alışmıştı, yanındaki Cansu olmayı kabul eden de.

Alışmıştık ne yazık ki. Sadece bu iki öğrenci değil, toplum olarak yalanlara alışmıştık. Ailemize, arkadaşımıza, öğretmenimize ve aklınıza gelebilecek herkese kolaylıkla yalan söyleyebiliyorduk. Hiç düşünmeden hem de.
Yalanın ne kadar kötü olduğunu bilerek. Yalanın mutlaka bir faturası olduğunu bilerek. Sadece kendimizi kandırdığımızı bilerek. Her yalanın yüreğimizi biraz daha ağırlaştırdığını ve sessizleştirdiğini; kendimizi kendimize yabancılaştırdığını bilerek.

Kim veya ne için kime yalan söylüyorduk? En sevdiklerimiz ya da kendimiz bunu hak ediyor muyduk?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...