Kardan adamın hikayesi
Bundan binlerce yıl
önce, ben diyeyim bin siz deyin 100 bin yıl, küçük bir dağ köyünde küçük bir
çocuk yaşarmış. Öyle bir çocuk ki sanırsınız büyümüş de küçülmüş. Bu halinde
anne babasını hiç bilmeyişinin payı büyük. Bunun yanında doğanın içinde olmanın,
hayatı hiçbir anını kaçırmadan yaşamanın, okul yerine hayat okuluna çok erken
yaşlarda başlamanın etkileri de olacaktır. Çocuk yaşlarındadır henüz ama
yetişkin bir birey kadar bilgi birikimi, konuşma becerisi ve ağırbaşlılık
gözlemlenir.
Yanlarında büyüdüğü
büyükbaba ve büyükannesi onunla bir yetişkin gibi iletişim kurmakta, ona
boyundan büyük sorumluluklar vermektedirler. Onlar da haklıdırlar bir bakıma,
kimseleri yoktur ellerinden tutacak. Yaşlanmışlardır ve onca işe güç yaşam mücadelesinde
onları beklemektedir. Birlikte sırtlamışlardır şimdiye kadar ve bundan sonra da
birlikte devam edeceklerdir. Dolayısıyla bizim küçük kahramanımız hayat okuluna
çok hızlı bir giriş yapmıştır. Güzellikleri de zorlukları da erkenden tanıma
fırsatı bulmuştur.
Öyledir ya hayat.
Güzeli çirkinle, iyiyi kötüyle ve mutluluğu üzüntü ile birlikte sunmaktadır.
Hayat okulu bütün bunları öğrenecek kadar hatta daha fazlalarını öğrenecek
kadar çok yaşantı ile doludur. Yaşadıkça öğrenir insan. Öğrendikçe büyür, olgunlaşır.
Bizim küçük kahramanımız da bu şekilde öğrenmekte ve büyümektedir mevsimler
birbirini kovalarken.
Küçük dağ köyünde
yazlar çok neşeli geçerken kışlar bir o kadar sıkıcı ve zordur. Sadece doğanın
şartlarından değildir bu zorluk. Aynı zamanda yalnızlık vardır. Yazları dağ
köyüne gelen birçok göçebe aile neşe ve canlılık katmaktadır yaşama. Ama bu
canlılık üç ay gibi kısa bir süre devam etmektedir. İlkbaharın canlılığını da
sayarsak üç ay daha eklenebilir neşeli geçen zamanlara. Sonbahar ise sonundaki
bahardan çok başındaki son hecesinin gereğini yapmaktadır. Bu mevsimde her şey
sanki sona ermekte, ağaçların yaprakları ile birlikte göç eden aileler de birer
birer canlılığı alıp götürmektedir.
Ve kocaman bir kış,
bütün negatifliği ile karşısındadır dağ köyünün ve köyün tek çocuğunun. Kış demek sessizlik, kış demek cansızlık ve kış demek zorluk. Bir de çocuğun yüreğinden bakılınca, kış ölüm gibi bir şey. O küçücük
bedenin içinde sımsıcak enerjisiyle kocaman bir çocukluk saklıyken, oynayacak
kimseleri bulamamak ne kötü. Ölüme razı olmak ne acı. Ölümün doğallaşması ne yazık.
Ölüm ne kadar doğamızın
bir gereği ise umut da aynı şekilde doğamızdandır. Küçük kahramanımız
yalnızlığa alışıp doğasına karşı edilgen olmaktansa, doğamızda olan bir başka
gerçek, umutla etken olmayı tercih etmiştir. Yaşı henüz daha 11 olan bu koca yürekli
çocuk, boyunu aşan kar yığınlarından arkadaşlar üretmiştir. Evet, yanlış
duymadın, kardan çocuklar yapmıştır küçük kahramanımız.
Bu bir mucizedir.
Küçücük parmakların, umut kokan mucizesi. Arkadaşları kışın gidiyorlarsa,
arkadaşsız kalıyorsa o da kendi arkadaşlarını karlardan yaratmıştır. O karlar
ki, arkadaşlarının gitmesinin, yalnızlığının en temel sebebidir. Bir yandan
yalnızlığını giderirken diğer yandan karlardan intikamını almıştır. Öyle bir
intikam ki, bulduğu kardan adam icadı, kimseye zarar vermeden bütün çocuklara
mutluluk katmaktadır.
Bahçe çitlerinin
karlardan görünmez hale geldiği kış aylarında dedesinin karları biriktirerek
bahçe çiti olarak kullanması en önemli ilham kaynağıdır. Küçük su
birikintilerinin, ırmakların üzerindeki donmuş buz tabakalarını köprü olarak kullanmaları
da aynı şekilde ilhamını zenginleştirmiş olabilir. Her ne olursa olsun, küçük
kahramanımızın bu gibi örneklerden bambaşka bir inovasyon üretmesi mükemmel bir
iş, inovatif bir icattır.
Kardan adam kültürü o
kocaman yürekli kahramana atıfla her yıl kış ayında ve dünyanın her tarafında
yaşatılmaktadır. Her kardan adamda o küçük kahramana teşekkür hisleriyle dolar
tüm çocuklar. Ve bir de kocaman bir acı kaplayıverir birden, hikayesini
bilenleri. Şimdiki çocuklar kalabalıklarla neşe içinde kardan adam yaparken, o
tek başınadır. Tek başına yıllarca kardan adam yapmaya devam etmiştir.
Dolayısıyla bir umuttur kardan adam. Çaresizliğe boyun eğmeme, yalnızlığa
direniştir. Mucizedir o nedenle.
Gelecek tüm
çaresizliklere, uzun süren tüm kışlara ve tüm yalnızlıklara inat.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder