22 Temmuz 2017 Cumartesi

aşkın halleri - bizi aşk kurtaracak - nefret - pişmanlık


Aşk

Aşkın bin türlü halinden bahsetmişimdir. Bu kez aşksızlığın en son noktası olan nefretten bahsetmek istiyorum. Nefret de aşkın bir hali bana göre ve nefret de aşktan. Nefret edebilmek için en çok gerekli olanların ilkidir aşk. Ve daha bir sürü şey gerekir. Yaşanmışlıklar, acılar, pişmanlıklar ve daha birçok şey. Zordur nefrete ulaşmak anlaşılan. Özellikle de nefret olgusunun öznesi olanlar için, çok zordur.

Hem yaşaması zordur bu süreci hem de anlamlandırması. Başa gelen zor da olsa bir şekilde çekilir kuşkusuz ama gelen her ne ise onu doğru bir şekilde anlama gerçekten zordur. Hem başa geleni anlama hem de onun hissettirdiklerini anlamlandırma yorar insanı. Ve nefret tüm bunların sonunda gelir. Bir karara varmadır. Yargılama, hüküm koyma ve sonraki yaşamında kalıcı izli olgunlaşmalardır.

Tam da böyle bir dönemden geçtiğimi düşünerek kaleme alıyorum bu yazıyı. Tarihe yazılı bir kayıt bırakmak için. Bütün bu yorgunluğu, kırgınlığı ve kafamda dönüp duran duygu karmaşıklığını unutmamak için. Acıların, pişmanlıkların ve yaşananların olgunlaştırıcılığını kaçırmamak için. Bir tutam da olsa arda kalan, öğrenmeden, anlamlandırmadan, geçip gitmemesi için. Düşünürken insanlaşmak, olgunlaşmak için.

Pişmanlıklar kuşkusuz diz boyu. Kişilere, kurumlara ve olgulara dönük sayısız pişmanlık birbirine girmiş durumda. Ve tabi ki kırgınlıklar, onlar da sağanak halindeler epeydir. En çok da kendime, en çok sevdiklerime.. Doğal olarak aşkın sayısız halleri arasında gidip gelmeler yaşanıyor. Tam olarak bir hükme varamasam da kafamda netleştirdiğim çıkarımlarım var. Nefret etmiyorum örneğin. Kaç defa düşündüm, kendimi, duygularımı tek tek inceledim. Her şeye rağmen nefret etmiyorum.

Ülkeme aşkım daha da artarak devam etmekte. Birilerinin yaptığı hatalar, inandığım evrensel değerlere aşkımı yok etmedi. Belki aşk da biraz kırıldı, yıprandı ama bitmedi. Aramasalar da, eski güzel günlerin hatrı için güzel insanlara olan sevgim bitmedi. Azalmadı dersem yalan olur ama o güzel günlerimizi hatırlayınca hala tebessüm üretebiliyorum. En önemlisi de yanlış yere cezalandırıldığım halde başıma bunların gelmesine neden olanlara bile nefret etmiyorum. Çok düşündüm, çok değerlendirdim ve en net çıkarımlarımdan biri bu: Kesinlikle nefret etmiyorum.

Neredeyse bir yıl olurken yaşattıkları sayısız tecrübe için tüm herkese teşekkür ederim sadece. En çok da kendime. Öğrendim. Çok şey öğrendim. Belki de bir ömür göremeyeceğim kadar farklı yaşantılar biriktirdim. Yorgunluğu, kırgınlığı, pişmanlığı ve hayatı olabildiğince öğrendim. Aşkın bin türlü halinden birçoğunu görüp tanıma fırsatım oldu. Nefrete de varıp uğradım. Ama çok kalamadım. Bana uygun değildi. Sevgi dururken, aşk dururken, orada kalamazdım. Sınanmadığım aşktansa sınanmış nefreti tanımış ve sonrasında tercih edilmiş aşkla daha da olgunlaştım.

Ve şimdi tüm bu sıkıntılar, tüm bu toplumsal tecrit ve ekonomik baskı devam ederken aşktan bahsedebiliyorum. Aşkı nefrete tercih ediyor ve daha öncelikli kullanabiliyorum. Aşka inanıyorum. Çünkü bizi en çok aşk kurtarabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...