X nesli bir öğretmenin Z nesli bir öğrenciyle karşılaştığı durumu anlatan bu metinde, öğrenci ve öğretmen arasındaki nesil farklılıklarının yarattığı dinamikleri ele alındığı söylenebilir. Her iki taraf da öğrenci konumunda olmasına rağmen, temelde bir problem yaşanmadığı gözlense de; ancak, bu nesil farklılıklarıyla başa çıkmak adına işbirliği yapma bir düşünce olarak öne sürülebilir. Bu işbirliğinin olumlu etkiler yaratabileceği öne sürülse de, bu durumun ne kadar mümkün olduğu belirsizdir. Çünkü her iki taraf da doğal olarak kendi bakış açılarına odaklanmış bir çağı yaşamaktadır. Çocukların bu durumu doğal bir şekilde deneyimlemesiyle birlikte, ebeveynlerin de benzer bir eğilim göstermesi dikkat çekicidir. Bu durum, selfie kültürünün bireyin içsel bir özelliği olduğunu ima etmektedir; bu kültürün, insanlar tarafından keşfedilen bir evrim süreci olduğunu düşündürmektedir.
Burada ortaya çıkan bir diğer keşif, diğer insanların da aynı çağı yaşadığı gerçeğidir. Bu keşif ve buna bağlı olarak kabul, kişisel kimliklerin farkındalığını içermektedir. Sadece öğrenci seviyesine inmenin yeterli olmadığı ifade edilirken, bu çağda bazen öğrenci seviyesine çıkmak da gerekebilir. Öğrencilerin seviyesine çıkmanın günümüz gerekliliklerinden biri olduğu ve öğrenci ile öğretmenin karşılıklı olarak seviyelerine çıkma ve inme sorumluluğuna sahip oldukları vurgulanmaktadır. Bu süreç, çocukluğun bir seviye olarak kabul edilmesi gerektiğini ve öğrencilik durumunun tüm seviyelerde devam ettiği gerçeğini içermektedir.
Çocukları dünyaya getirmek, onları üstün bir şekilde sahiplenmek anlamına gelmemekte; bunun yerine, onları bir süreliğine emanet almak anlamına gelmektedir. Ailelerden alınan ve alınacak olan birçok şey olduğu doğrudur, ancak bu deneyimleri bireylerin kendi özgün şekillerde kullanacakları hatırlanmalıdır.
Çağın, selfie çağı olarak tanımlandığı ve öğrencilerin bu çağı her yönüyle deneyimledikleri gerçeklikte, öğretmenin de bu çağı bir yönden deneyimlediği ancak X nesli olarak tam olarak uyum sağlayamadığı belirtilebilir. Bu bağlamda, belirli boyutlarda öğrencilerin seviyesinin daha ileri olduğu düşünülmüş ve öğretmenin, öğrencilerinden teknolojik ve kültürel konularda yardım alabileceği önerilebilir.
Kişinin başkalarını kendinden daha fazla düşünemeyeceği vurgulanmalı, öğretmenin bu durumu öğrencilere benimsetmesi gerektiği belirtilmelidir. Öğrencilerin gerçek selfie oldukları vurgulanarak, ailelerin de çocukları üzerindeki üstünlüklerinin sınırlı olduğu ifade edilebilir. Çocuğun geleceğine dair düşüncelerin, bir tür gizli selfie'nin varlığına işaret edip etmediği sorusu gündeme getirilebilir ve bu konudaki düşüncelerin sorgulanması gerekebilir. Son olarak, geleceğin, bu selfie kavramına veya bu kavramın geleceğe yön verirken, öğretmen ve öğrencinin nerede oldukları ve olmaları gerektiği konularına odaklanması gerektiği vurguya muhtaçtır. X, Y ve Z nesillerini aşarak Alfa nesillerine hazır olma çağrısı, işbirliği odaklı bir perspektife dikkate alınabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder