Birey ve örgüt ilişkisi
üzerine güzel bir deneyim. Her ne kadar hacimli sayfalarıyla göz korkutsa da
iyi ki okunan kitaplardan. Alman kalitesi de önemli bir ayrıntı. Joseph
Knecht'in sürükleyici yaşam öyküsü, kendini gerçekleştirme denilen süreç,
öğrencilikten hayatın derinliklerine her yönüyle bu romanda.
Bireysel yetenekler,
toplumsal gereklilikler, saçma sapan ritüeller, duyarsızlık, entelektüel
çapulculuk, özgürleşme, öğrenme, gelişme, edebiyat, müzik, matematik vesaire
vesaire…
Özellikle de eğitim. Her şeyiyle
kendi kendini yiyip bitiren kapalı sistem yapısıyla Kastalyada, eğitim konusuna
önem veriliyor. Ne yazık ki, özgünleştiren eğitim yerine kendini yeniden üreten
bir eğitim anlayışıyla kendileri gibi saçma sapan entelektüel çapulcular
arayan, bireye, gerçeklere ve çevreye duyarsız kendi içine kapalı bir eğitim
anlayışı. İşleyişine bakarsanız son derece kaliteli. Kendi içinde çok başarılı.
Eğitim hatası
denilebilecek bir ürün olarak Joseph Knecht, böyle kaliteli bir eğitim
sonrasında yapmaması gereken şeyi yaparak sistemin kendisini sorgular. Ve romanın
merkezi burasıdır. Boncuk Oyunu tam da burada yön değiştirir. Bir öğrenci
olarak başladığı hayat serüvenini Kastalya’nın en üst seviyesine yükselerek
taçlandıran Knect, süreçte aklına takılan sorularla boğuşurken en sonunda
istifa mektubu yazarken bulur kendisini. Öyle bir mektup ki, sadece istifa
değil aynı zamanda kapalı bir sistem olan Kastalya eleştirisi. Gerçeğin,
görmezden gelinen gerçeğin soğuk yüzü.
Ve Knect’i çok seven üstatlarının
gerçekle yüzleşme anı, hayal kırıklığı. Kastalya’da
değişmeyen alışkanlıklar. Klasik örgüt refleksleri. Ve kabul edilmeyen eleştiriler.
Son olarak da Joseph
Knecht’in dış dünyaya yeniden alışma süreci. Her ne kadar kısa sürse de önemli
bir örnek okurlara. Hayat devam ediyor. Ve Kastalya’dan ibaret değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder