Bir Rodya Raskolnikov
hikayesi vardı; bilmem kaç kez okunduğu halde, her defasında bir başka yerlere
götüren. Bugünlerde gündemimi o kadar kapladı ki, bir kez daha okumadan
edemedim. Ve yazmadan..
Yazara diyecek yok. Gerçekten
mükemmel bir roman. Baştan beri suçu ve suçluyu bilmemize rağmen o kadar
önyargısız ve çok yönlü sürdürüyor ki diyalogları, adeta adaletin tecellisini
zamanda ve kamu vicdanında sağlama çabası hissediliyor. Dolayısıyla suçluya da
kendi suçunu kabul ettirmeyle sonuçlanan bir süreç, okuyucuyu da incitmiyor,
kafalarda soru işareti bırakmıyor.
Kuşkusuz, vicdan ve mantık
arakesitinde kendini bir insanı öldürmek gibi bir eylemin suç olmadığına hatta
topluma fayda sağlayacağına inandırmış Rodya’nın işlediği suçu kabul etmesi
kolay olmayacak. İşin özünde ise gerekçesi her ne olursa olsun, bir insanı
öldürmek en büyük suçlardan. Rodya da bunu anlayacak ama biraz geç kalarak.
Demek ki bir bireyin (Rodya) mantıksal çıkarımı ile (cinayetin masumlaştırılması) bir eyleme suç veya değil denilemez.
Denilmemeli. Denildiği takdirde ilerde geç kalınmış bir anlaşılma ve geri
dönüşü olmayan haksızlıklar üretilmiş olacak çünkü. Bir başka ifade ile bir şeyin
suç olup olmadığı ya da bir kişinin suçlu olup olmadığı enine uzununa düşünülmeden
eyleme geçilmemeli. Rodya’nın vicdanında mahkum olması gibi; kendi vicdanında
ve toplum vicdanında mahkum olmamak için bu konu çok hassas.
Belki de bir Razumihin
gereklidir her birimize!
Özellikle Rodya’nın içinde
bulunduğu toplumsal ve psikolojik hastalıklı durumlar için. Romanın arka
planında yazarın çok özenle resmettiği bir toplumsal buhran kendini hissettirir.
Bir bakıma Rodya bu toplumun ürünü de denilebilir. Bu şekilde toplumsal çok
yönlü sorunların olduğu dönemlerde psikolojik sağlığın korunması ve doğru
kararların verilmesi oldukça zor. Tabi ki kişisel faktörleri de yok saymamalı.
Ve zaman faktörü de bir
yerlerde durmalı. Çünkü gerçek adalet zaman gerektiriyor. Rodya’nın mantıksal
çıkarımı ile verdiği “bir kişiyi öldürme” hükmü zaman içerisinde kendi ve
okurların vicdanında yanlışlanmıştır. Gönül ister ki kararlar zaman içinde,
yanlışlığı doğruluğu netleştikten sonra verilsin ve kimseye yazık olmasın. Maalesef
ki romanda böyle olmadığı gibi gerçek hayatta da böyle olmuyor. Birilerine hep
yazık oluyor.
Önce ceza, hem de en
ağırıdan, sonrasında ise suçun-suçlananın-suçlayanın-vesairenin birbirine korku
içinde yaklaştığı bir garip yaşantı..
Kısaca “Ceza ve Suç” da
denilebilir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder