30 Eylül 2016 Cuma

CEZA VE SUÇ


Bir Rodya Raskolnikov hikayesi vardı; bilmem kaç kez okunduğu halde, her defasında bir başka yerlere götüren. Bugünlerde gündemimi o kadar kapladı ki, bir kez daha okumadan edemedim. Ve yazmadan..

Yazara diyecek yok. Gerçekten mükemmel bir roman. Baştan beri suçu ve suçluyu bilmemize rağmen o kadar önyargısız ve çok yönlü sürdürüyor ki diyalogları, adeta adaletin tecellisini zamanda ve kamu vicdanında sağlama çabası hissediliyor. Dolayısıyla suçluya da kendi suçunu kabul ettirmeyle sonuçlanan bir süreç, okuyucuyu da incitmiyor, kafalarda soru işareti bırakmıyor.

Kuşkusuz, vicdan ve mantık arakesitinde kendini bir insanı öldürmek gibi bir eylemin suç olmadığına hatta topluma fayda sağlayacağına inandırmış Rodya’nın işlediği suçu kabul etmesi kolay olmayacak. İşin özünde ise gerekçesi her ne olursa olsun, bir insanı öldürmek en büyük suçlardan. Rodya da bunu anlayacak ama biraz geç kalarak.

Demek ki bir bireyin (Rodya) mantıksal çıkarımı ile (cinayetin masumlaştırılması) bir eyleme suç veya değil denilemez. Denilmemeli. Denildiği takdirde ilerde geç kalınmış bir anlaşılma ve geri dönüşü olmayan haksızlıklar üretilmiş olacak çünkü. Bir başka ifade ile bir şeyin suç olup olmadığı ya da bir kişinin suçlu olup olmadığı enine uzununa düşünülmeden eyleme geçilmemeli. Rodya’nın vicdanında mahkum olması gibi; kendi vicdanında ve toplum vicdanında mahkum olmamak için bu konu çok hassas.

Belki de bir Razumihin gereklidir her birimize!

Özellikle Rodya’nın içinde bulunduğu toplumsal ve psikolojik hastalıklı durumlar için. Romanın arka planında yazarın çok özenle resmettiği bir toplumsal buhran kendini hissettirir. Bir bakıma Rodya bu toplumun ürünü de denilebilir. Bu şekilde toplumsal çok yönlü sorunların olduğu dönemlerde psikolojik sağlığın korunması ve doğru kararların verilmesi oldukça zor. Tabi ki kişisel faktörleri de yok saymamalı.

Ve zaman faktörü de bir yerlerde durmalı. Çünkü gerçek adalet zaman gerektiriyor. Rodya’nın mantıksal çıkarımı ile verdiği “bir kişiyi öldürme” hükmü zaman içerisinde kendi ve okurların vicdanında yanlışlanmıştır. Gönül ister ki kararlar zaman içinde, yanlışlığı doğruluğu netleştikten sonra verilsin ve kimseye yazık olmasın. Maalesef ki romanda böyle olmadığı gibi gerçek hayatta da böyle olmuyor. Birilerine hep yazık oluyor.

Önce ceza, hem de en ağırıdan, sonrasında ise suçun-suçlananın-suçlayanın-vesairenin birbirine korku içinde yaklaştığı bir garip yaşantı..

Kısaca “Ceza ve Suç” da denilebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...