5 Kasım 2016 Cumartesi

Ağlamayan çocuğa meme vermezler - Okul Sarılığı



Bir atasözü üzerine düşünmek zamanı şimdi. Gelin birlikte düşünelim. Diyor ki bu atasözü, sesinizi yükseltmezseniz kimse size hakkınızı vermez. O nedenle sesinizi duyurmalı, hakkınızı aramalısınız.

Bir sınıf örneğinde ele alırsak eğer, öğrenciler öğretmen ve yöneticilerden ne istemesi gerektiğini bilmelidirler. Gerektiği yerde ve uygun bir şekilde bu haklarının peşinde olmalı ve etkili bir akademik gelişim için bu haklarını kullanmalıdırlar. Tıpkı hastanelerde yer alan “hasta hakları” gibi öğrenci hakları sınıflara ve koridorlara asılabilir. Öğrenci sadece haklarını değil sorumluluklarını da öğrenmeli ve ona göre bir hayat pratiği geliştirmelidir.

Öğrenmediği durumlarda “toplumsal sarılık” hastalığı riski kaçınılmazdır. Hakkını bilmeyen ve isteyemeyen dolayısıyla da kendi kendini zehirleyen bir toplumsal hastalık. Tıpkı bebeklerin ilk haftalarda karşılaşma riski olan sarılık gibi. Ağlamayan bebeğe meme vermemenin ne kadar tehlikeli olduğu söylenir doktorlarca. Atasözü bu ilk haftaları kapsamamaktadır öyleyse. Özellikle erken doğan çocuğa, çevre adaptasyonu oluşamayacağı için ağlamasa da meme verilmelidir.

Öğrenci için de benzer durum söz konusu. Erken başlayan öğrenciler, sosyallik bağlamında geç kalmış öğrenciler okul yaşamının ilk haftalarında sarılık riski altındadırlar. “okul sarılığı” olarak ifade edilebilen sorun, öğretmene önemli bir sorumluluk vermektedir. Değerli öğretmenim lütfen okulun ilk haftaları öğrenciye ilgili ol. O istemeyi, hak talep etmeyi, neyi nasıl yapması gerektiğini bilmediği zamanlarda sen onun bu çaresizliğini etkili yönetmelisin.

Yönetemediğin durumlarda ne olur, öğrencin içine kapandıkça kapanır. Çok başarılı bir öğrenci olacakken vasatı bile geçemez. Ve ne yazık ki bir öğrenci, bir gelecek farkında olmadan katledilmiş olur. Ve sen de bunun farkında değilsindir. Çünkü “okul sarılığı” daha önce duymadığın bir kavram. Ayrıca okul değişimi ile yeni bir okula başlama durumu da okul sarılığı riski taşımaktadır. Inside and out filminde geçen nakil öğrenci örneği tam da buraya örnek verilebilir.

Küçük bir dikkatsizlik bir geleceği mahvedebilir. Dikkat et sevgili öğretmenim.

Ve bu şekilde topluma çıktı veren okulların ürünü bir toplum, haklarını ve sorumluluklarını ne kadar takip edebilir. Ne kadar arayabilir. Neye nasıl direnebilir. Sağlıklı bir toplum hayali henüz yolun başında zarar görmüştür. Sadece okul da değildir risk altında olunan. Toplumun birçok kurumu bu tehlikeyi taşır. İşyerinde, hastanede, minibüste ve benzeri ortamlarda kişi hak ve sorumluluklarını arayamaz. Sınırlarını bilemez. Ve toplum tedirgin yaşamak zorunda kalır.

Örnek vermek istemedim ama her gün gazetelerin üçüncü sayfalarını işgal eden otobüste şiddet, hastanede şiddet, iş yerinde taciz, öğrenci yurdunda bilmem ne gibi bir sürü cinnet haberi buraya örnek verilebilir. Hak ve sorumluluklar öğrenilmemiş ve yaşam sorunlu devam etmektedir. Okul sarılığı veya başka bir toplumsal sarılık beyinlere kadar işlemiş ve zarar vermiştir.

Keşke ağlamadan da meme verilebilse ilk zamanlar. Ağlamayı öğrenene kadar.

Ağlamayı öğrenene kadar diyorum çünkü, çok fazla ilgiyle “Oblomov”lar üretme riski de var. O da bir toplumsal hastalık. Ne yazık ki ondan da çok var toplumda.

Bu yazıda bir toplumsal gereksinim olarak, çok değerli bir atasözüne dikkatleri çekmek istedim. Toplumun bu atasözünün bilincine gereksinimi açık bir gerçek. Gerçek demokrasi ve gerçek özgürlük yaşantıları üretebilmesi için bilinçli bir toplum hedefleyen bu söz tüm insanlığın ortak gereksinimi. Sadece bazı durumlar için ağlamadan da meme verilebileceği bu yazının temel vurgusu.  İstemek de, hak talep etmek de öğrenilir çünkü. Ve tüm öğrenmeler gibi doğamızda da vardır özünde.

İlginçtir ki önce bu doğal istemeyi, merakı körelten; sonra da niye yok diye öğretmeye çalışan bir eğitim sistemimiz var.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...