Ego Psikolojisi
Her şeyiyle sıradan bir
gündü. Sabah uyandım. Gözlerimle yeni güne alışmam bir kaç dakika sürdü. Ve yatağımla
bedenim arasında bir süre yuvarlanma iletişimi sonrasında vedalaştık. Her zamanki
gibi ilk iş olarak lavaboya gittim. Ellerimi ve yüzümü yıkarken çok fark etmesem
de dişlerim fırçalanırken bir gariplik sezinledim. Rahatsız oldum kelimenin tam
anlamıyla. Bir diş fırçalama süresi ne
kadar uzun olabilirse o kadar uzun geldi o sabah. Resmen algım değişti. Psikolojim
düştü. Ve o an bir şeyi fark ettim. Daha doğrusu kafamda ayrı ayrı dolanan
kuramsal birikime somut, canlı kanlı, bir örnek buldum denilebilir.
Bu düşüncelerle
oyalanırken balkona kadar yürümüşüm. Oturdum sandalyeme ve etrafı seyre
koyuldum. Fark ettiklerim psikolojimi unutturmuştu biraz önce. Hemen sonra
gözlerimden ve burnumdan içime dolan doğanın canlılığı, fark ettiklerimi unutturdu.
Ve aylar sonra şimdi yazabiliyorum. Nasıl mı hatırladım dersiniz? Aylar sonra
yeniden bir sabah doğanın canlılığına aynı yazlıkta merhaba dediğim an. Birden
tüm o anı yeniden yaşamış gibi oldum. Rüyalarda olur ya. Bir tetikleyici
gerekir. İşte benim tetikleyicim ve hatırlama sebebim o sabah canlılığı oldu.
O doğanın canlılığı her
şeyi unutturmuştu o sabah. Lavabodaki değişen dolabın henüz takılmayan
aynasını, ve diş fırçalarken hissettiğim o tuhaf duyguları. Ve sonrasında
aklıma gelen kuramsal birikimi. Hepsini unutmuş ve hayatın akışına alışıp
gitmiştim. Ve aylar sonra aynı evde ve benzer bir sabah canlılığında tüm bu
yazılanları hatırlayıverdim.
Sahi ya, ayna olmayan
bir lavaboda dişlerimi fırçalamak ne tuhaf bir şeydi. İnsanın kendini görmesi,
kendi ile ilgilenmesi ve bazen sıradan bile gözüken durumlarda kendi ile yalnız
kalması ne kadar önemli dedim kendime. Bir diş fırçalama durumu tek başına bir
diş fırçalama değilmiş dedim sonra. Ve o ayna oraya durduk yere konulmamış.
Bireyin günlük diğer
yaptıkları için de aynı yorum yapılabilir. Dolayısıyla bir günaydın deme tek
başına bir günaydın demek olmamalıdır. Bir işle uğraşmak tek başına o işin
kendisi değildir. Bir bütündür bütün hayat. Ve yapıp edilenler psikoloji ile
doğrudan ilgili. En sıradan bir aktivitemizde bile psikolojimizin şarj veya
deşarj olma gerçeği ile karşı karşıyayız. Ve buradaki ayna örneği bana ego
bağlamını hatırlattı. Ego ne işe yarar diye sorar ya insan kendi kendine. İşte
dedim tam da bu örnekte. Ego psikolojik destek olur. Tuhaf hissetmek yerine
güçlü ve mutlu hissetme kaynağı olabilir. Ve güven verir. Daha bir sürü şey
denilebilir ego için.
Egodan kaçınarak
yapılan işlerdeki psikoloji, aynasız diş fırçalarken oluşan psikoloji ile benzerlik
gösterebilir. İşte bu bağlamda kendime ve tüm okuyanlara ego ile sağlam bir
etkileşim umut ediyorum. Sağlam bir etkileşim sağlam bir psikoloji ve sağlam
performans demek çünkü.
Tüm bu sağlamlıklar
konjonktür vb değişkenlerden etkilenecektir kuşkusuz. Özellikle toplumsal
bunalım ve korku dönemlerinde zordur aynalarla iletişim. Kendi aynalarında
sevgi yerine kin ve nefret barındıranlar güzellik dolu “Pamuk Prenseslerin”
üzerine gelebilirler. Bunlar, egonuzu besleyen tüm performanslarınıza göz
dikebilir ve tüm aynalarınıza kastedebilirler. İşte o nedenle zordur prens ve
prenses olmak. Ve en çok onlara gerekir, ego psikolojisi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder