18 Ağustos 2017 Cuma

Hayat ağır, hayat zor! - Yazık değil mi?


Hayat ağır, hayat zor, doğru. Lakin insanların vehimlerindeki hayat gerçeğinden bin kat daha zor, bin kat daha ağır.

Hayat Apartmanı – Mustafa ULUSOY

Vehim: isim, Kuruntu.

"Onlar bu vehimle ellerinden gelse / Rüyalara sansür koyacaklar bir gün" - A. N. Asya

Türk Dil Kurumu Sözlüğü

İçinde bulunduğum açmazları, anlaşılmazları, en iyi açıklayan sözcüklerden biri, vehim. Belki de içinde bulunduğumuz demeliydim. Açmazlar ve anlaşılmazlar son zamanların en yaygın olguları. Ve yazarın ifadesiyle, zaten zor olan hayat bin kat daha zor oluyor. Vehimlerle dolu çekilmez bir hayat, ister istemez doğallaşıyor. Kolaylaştırmak varken zorlaştırmak, sevmek varken nefret etmek, bağışlamak varken cezalandırmak ve yakınlaşmak dururken uzaklaşmak yaygınlaşıyor.

Ve tüm bunların olması için “incir çekirdeğini doldurmak” şöyle dursun çekirdeğin ç’si yeterli görülüyor. “Leb demeden leblebiyi anlama” potansiyelimizde bu vehimlerimizin izi aranabilir. Profesyonel vehimler pratik zeka olarak değerlendirilmiş olabilir. Bu kadar yaygın ve el üstünde tutulduğuna göre belki de vehim değil gerçekten pratik zeka da olabilirler.

Gerçekten açmazlar o kadar karmaşık. Öyle ki, kesin vehim olduğunu düşündüğüm örneklerin bile gerçekliğine inanasım geldiği doğrudur. Zaman zaman kuruntu sahiplerinin profesyonelliği öyle bir hal alıyor ki, insan gerçekten kuruntu diye inanmadıklarına, gülüp geçtiklerine, bir süre sonra inanıveriyor. Ve kendi kendine kızdığı oluyor insanın. Bu kadar gerçeğe vehim diyecek kadar hangi dünyada yaşıyor olduğun sorgulaması hücum ediyor beynine, vicdanına. Vehim desen ayrı bir hücum, gerçek desen apayrı.

Adı üstünde anlaşılmazları yaşadığım bir dönem. İnsan kendini bile anlayamazken çoğu zaman, bu kadar manipüle durumunda neleri nasıl anlayabilir ki?  Dolayısıyla hayat bir bin kat daha ağırlaşıyor. Ve yüz bin kat zor bir hayat yaşanmak durumunda. Ve düşündükçe katlanarak artıyor.

O zaman düşünmemek en iyisi. Birilerinin yaptığı gibi.

Zaten kuruntular ve gerçekler karmaşası bir yerlerde düşünülüp manipüle havuzuna yükleniyor. Sayısız düşünmeme memuru da bunları sürekli tekrar edip duruyor. Düşünmeden ve düşündüğünü düşünerek. Zannederek. Sonuç itibariyle haksız da sayılmaz hiç kimse. Düşünenlerin düşündüklerini düşünmek ve sürekli bu düşünceleri yeniden üretmek de bir nevi düşünmektir. Bu süreç aynı zamanda o kadar hızlı ve yoğundur ki, baş döndürücü ve ardinal üreticidir. Zevk ve isteklilik hissi vermesi bundandır. Kimse sıkılmaz. Sürekli ve amansızca aynı şeyleri tekrar etme iradesinin temelinde bunlar bulunabilir. Ve tabi başka şeyler de vardır.

Sonuç olarak her şey iyidir hoştur da, mağdur olan hayatlar vardır bir kenarda. İşte işin en acısı da budur ya. Bu tarafı olmasa eğlenceli bile denilebilir açmazlar ve anlaşılmazlar dönemi için. Arif Nihat Asya’nın ifade ettiği gibi, rüyalara sansür konmasa da, hayata sansür konması kuruntuların en olağan sonuçlarındandır. Hem de ne hayatlar. Hem de ne kadar olağan. O kadar hayatı o kadar olağan algılanacak şekilde sansürleme söz konusu olur ki, şaşamazsınız bile.

Ve sormadan edemezsiniz, yazık değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Öğrencinin Hayalinden Tutmak

Hayaller ve Paylaşmanın İnceliği Hayaller, insanın içindeki en güçlü motorlardan biridir. Kendi hayalini gerçekleştirmek için pe...